Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Arka Bahçe

Siz hiç ölümle yüzleştiniz mi? Kastettiğim, Azrail’in soğuk nefesini ensenizde hissetmek değil. Çünkü hemen hepimizin hayatında vardır, ecelle burun buruna geldiğimiz anlar.

13 Eylül 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Tanrı’nın ötelediği ülke: Bosna Hersek Siz hiç ölümle yüzleştiniz mi? Kastettiğim, Azrail’in soğuk nefesini ensenizde hissetmek değil. Çünkü hemen hepimizin hayatında vardır, ecelle burun buruna geldiğimiz anlar. Sözünü ettiğim, Azrail’in bir dönem karargah kurduğu, hükümranlığını ilan ettiği, sonrasında da nice canlar alarak, ocaklar söndürerek, yürekler dağlayarak terkettiği diyarlarda bulunup bulunmadığınızdır. Örneğin Bosna Hersek’te... Kan izlerinin hala silinemediği sokaklarını arşınlarken, kurşun ve şarapnel parçalarından delik deşik olmuş binalarının önünden geçerken, ölüm yağan yeşil tepelerine bakarken, rengi daha yeni yeni kızıldan yeşile çalmaya başlayan nazlı nehrin kıyısında gezerken, adım başı karşınıza çıkan mezarlara gözleriniz takılırken içinizi tuhaf bir ürperti, korku, umutsuzluk ve yılgınlık kaplıyor. Soğuk bir duygu. Önce kendi insanlığınızı, sonra insanlığı sorguluyorsunuz. Kim nerede hata yapıyor? Yoksa hayat mı hatadan ibaret? Öyle ya, niçin bu savaşlar, bu kıyım, bu barbarlık, bu gaddarlık, bu vahşet? En vahşi hayvan bile, yiyecek ihtiyacı hissetmedikçe ya da kendi canı tehlikeye düşmedikçe hiç bir canlıya saldırmazken, etnik veya dinsel amaçlarla çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek demeden başka halkları katletmenin, kilometrelerce öteden uzun menzilli silahlarla insanları bir kuş gibi avlamanın izahı olabilir mi? (....) İki hafta önce Bosna Hersek’teydim. Vurulmuş, yıkılmış, terkedilmiş, yalnız bırakılmış, harap olmuş bir halkla karşılaştım. Orada insanlığın nasıl dibe vurduğuna şahitlik yaptım. Neredeyse her evin bir ölüsü ve yaralısı vardı. Sokaklar, suratları acıdan kavrulmuş kederli insanlarla doluydu. Aslında yeryüzünün en neşeli halkıdır Boşnaklar. Her daim eğlenirler, gülerler, gülecek bir şeyler bulurlar. Lakin bu kez gülüşleri farklıydı. Öyle dolu dolu gülmüyorlardı. Patlamalı kahkahalar atmıyorlardı. Göbeklerini oynata oynata, katıla katıla gülmek değildi, onların gülmesi... Sade gülüyorlardı. Ve siz onların gülen gözlerine baktığınız zaman o derin hüznü, elem ve kederi görebiliyorsunuz. Gülmek, sanki zorunlu bir ibadet gibi onlar için... Bosna Hersek, Tanrı’nın ötelediği bir yer gibi... Ve hala bıçak sırtındalar. Aralarında Türk askerinin de bulunduğu Birleşmiş Milletler Barış Gücü çekilir çekilmez yine Sırp çetelerinin ortaya çıkacağından korkuyorlar. O tehlike, hep yanıbaşlarında hazır bekliyor. Ürkekler, tedirginler. Çünkü orduları yok. Başka ülkelerin askerlerine muhtaçlar. Yalnız askerlerine mi? Ekonomik yardımına da, siyasi desteğine de... Türkiye Bosna’ya daha yakından bakmalı. Zira bizden başka dostları olmadığına inanıyorlar. Onları ayakta tutan tek güç, Türkiye’nin varlığı... İçerideki siyasi çekişmeleri bir yana bırakıp, Bosna Hersek halkını kucaklamalıyız. Yaralarını sarmalarına, ayağa kalkmalarına yardımcı olmalıyız. Bu bizim insanlık borcumuz. Borcumuzu ödemenin tam zamanı... Pistteki rezalet kimin meselesi? Bosna Hersek dönüşü, Milli atletlerimizin Balkan Şampiyonası’nda sergilediği rezilikleri FANATİK’te kaleme almış ve soruşturma açılana kadar da takip etmiştik. ‘Soruşturma açılana kadar’ diyorum, çünkü Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi’nin beyanına güveniyorum. Sözkonusu haber büyük ilgi çekti, atletizm camiasında da infial yarattı. D Spor ve Habertürk televizyonları konuyla ilgili yayın yaptı, onlarca haber sitesi yazıyı olduğu gibi yayınlayarak okurlarına duyurdu. Ancak dikkatimi çeken bir şey oldu. FANATİK dışında hiç bir ulusal gazete, spor yazarları ve diğer televizyonlar olaya ilgi göstermedi. Oysa bu bir milli mesele. Konuya onun haberi, bunun yazısı, ya da filan gazetenin işi diye bakmak ne derece doğrudur? Ortada bu ülkeyi küçük düşürecek bir mesele varsa, -ki öyle- bütün medyanın üzerine gitmesi gerekmiyor muydu? Bence gerekiyordu. Ancak öyle olmadı. Bir denetim mekanizması olan medya, üzerine düşeni yapmadı. Yapmadığı için de, skandala sebebiyet verenler hiç bir şekilde cezalandırılmayacak ve bundan sonra da bildiklerini okumaya devam edecekler. Ancak biz yine de sonuna kadar takibimizi sürdüreceğiz. Bu yolda yalnız bırakılsak da...