Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Arka Bahçe

Tıp Terimleri Sözlüğü’nde ‘Sendrom’ kelimesinin karşılığında özet olarak şöyle yazar: Dil, biliş ve kendi kendine yetme becerilerinin gelişiminde önemli bir gecikme olmaksızın, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, iletişimde toplumsal ya da duygusal karşılık verememe.

23 Ağustos 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Güneydoğu sendromu Tıp Terimleri Sözlüğü’nde ‘Sendrom’ kelimesinin karşılığında özet olarak şöyle yazar: Dil, biliş ve kendi kendine yetme becerilerinin gelişiminde önemli bir gecikme olmaksızın, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, iletişimde toplumsal ya da duygusal karşılık verememe. Sendrom, yoğun korku ve kaygı duygularının eşliğinde yaşanan içe kapanma, yabancılaşma, çekilme, büzülme olarak da nitelendirebileciğimiz yaşantı biçimidir. Bireyin, hayatının belli bir döneminde yaşamış olduğu travma sonrası ortaya çıkar ve ömrünün sonuna kadar peşini bırakmayabilir. Travma sonrası stres bozukluğu olarak da adlandırılan ‘sendrom’, ABD kültürünün etkisine girmemizle birlikte günlük konuşma ve yazışma dilimizin bir parçası oldu; ABD’li askerlerin yaşadığı “Vietnam Sendromu” sayesinde... Vietnam’da girdiği haksız ve kirli savaştan yenik ayrılan ABD, romanlarıyla, öyküleriyle, filmleriyle yıllarca askerlerinin yaşadığı dramı yansıttı, hem kendi halkına, hem de dünya kamuoyuna... Haksızlığını kamufle edecek bir propaganda aracıydı aslında Vietnam Sendromu, ABD için... Ama yakıcı ve yıkıcı bir gerçekti. Ülkemizin Güneydoğusu’nda yirmi yılı aşkın zamandır düşük yoğunluklu diye adlandırılan bir çatışma yaşanıyor. Ve ne yazık ki, her savaşta olduğu gibi faturasını ülkenin yoksul kesimleri ödüyor. Çocuklarını davul-zurnayla, güle oynaya askere uğurlayan köylü, kasabalı aileler, albayrağa sarılı tabutlar içinde teslim alıyorlar, yavrularını... Ya da hain bir pusuda yediği bir mermi-bomba veya patlayan bir mayın sonucu bedeni ve ruhu paramparça şekilde kendilerine iade ediliyor evlatları... İşte asıl dram da bundan sonra başlıyor. Hayat, şehit aileleri için de, gaziler ve onlara bakmakla yükümlü olan yakınları için de, itaat edilmesi gereken ilahi bir emir olarak yaşanıyor artık. Şehit aileleri, oğullarıyla birlikte ölüyor ve canlı canlı mezara giriyor adeta... Gaziler ve onların ebeveynleri de, daha önce aşina olmadıkları zorlu bir hayatın kapılarını aralıyorlar... Gazilere spor yaptıracak projeler geliştirilmeli 20’li yaşlarında bedeninin bir parçasından eksik olarak yaşamaya mahküm edilen gaziler, GATA’da uzunca bir süre rehabilitasyondan geçiyor. Ancak pek azı, bu süreçten topluma adapte olarak çıkabiliyor. Zira durumlarını kabullenmeleri sağlansa bile, sivil hayata karıştıklarında, eğer herhangi bir işle meşgul değilseler yeniden psikolojik sorunları baş gösterebiliyor. Çünkü kendilerine el uzatacak, hayata hazırlayacak çok az sayıda sivil örgütlenmelere sahibiz. İktidarların, terör saldırılarında yaralanan gazilerin psikolojik sorunlarını aşıp, yeniden topluma karışabilmelerini sağlayacak projeleri, kurum ve kuruluşları da yetersiz kalıyor. Engellilerle ilgili devlete bağlı en üst kurum olan Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın iştigal alanı o kadar geniş ki, tamamen uzmanlık gerektiren savaş gazilerinin rehabilitasyonuyla başa çıkmaları mümkün olmuyor. Terörü boğmayı orduya havale eden politikacılar, terörün yarattığı sonuçlarla başetmeyi de yine askere bırakıyor. Gazilerin, ‘Güneydoğu Sendromu’ denen travma sonrası stres bozukluklarını aşabilmelerinin en önemli yolu spor yapmalarından geçiyor. Lakin bu konuda gerekli donanıma sahip olduğumuz söylenemez. Henüz daha iki yıllık geçmişi olan ve toplam 10 branşta faaliyet gösteren Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’nun 1500 lisanslı sporcusu içinde sadece 100’ü gazi. 2006 bütçesi, sıradan bir futbolcunun yıllık maliyeti kadar olan (1.5 trilyon lira, o da şu anda tükenmiş durumda) Bedensel Engelliler Spor Federasyonu, daha fazla gaziye ulaşabilecek maddi kaynak ve imkanlardan yoksun olduğu için ülkemizdeki onbinlerce gazi, cephedeki trajediyi evlerinde tekrar tekrar yaşıyorlar. Bu sorunun çözümü için, yakın bir geçmişte özerk olan Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’nun, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden tamamen bağımsız hale getirilerek, ayrı bütçesi ve örgütlenmesi olan konfederatif bir yapıya kavuşturulması, ardından da gazileri spor sahalarına çekebilecek projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aslında bu bir medeniyet projesidir. Ülkesi için kolunu, bacağını, gözünü kaybeden insanlarımıza sahip çıktığımız ölçüde, çağdaş dünyada yerimizi alabiliriz. Aksi takdirde ilelebet üçüncü dünya ülkesi olarak kalırız. Bir kaç bin gazisinin yaşadığı sendroma çözüm üretemeyen bir ülkenin, gelecek nesillere bırakabileceği hiç bir miras yoktur. Basiretsizliğinden, beceriksizliğinden başka...