Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

30 Mart 2017 Perşembe
Arka bahçe

Ben sizden değilim. Çünkü nerede bir kargaşa, anarşi, manüplasyon, provokasyon ve karanlık varsa, siz oradasınız. Vatan ve millet adına! Taksim’77, Çorum, Kahramanmaraş, Sivas, Gazi Mahallesi’ndeki provokatif olaylarda da siz vardınız, Susurluk’ta da, Şemdinli’de de...

23 Kasım 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Ben sizden değilim Çünkü nerede bir kargaşa, anarşi, manüplasyon, provokasyon ve karanlık varsa, siz oradasınız. Vatan ve millet adına! Taksim’77, Çorum, Kahramanmaraş, Sivas, Gazi Mahallesi’ndeki provokatif olaylarda da siz vardınız, Susurluk’ta da, Şemdinli’de de... Heryerdesiniz. Siyasette, ekonomide, sporda... Şikede, bahiste... Her taşın altından siz çıkıyorsunuz. Puslu havada, kuytularda... Güç de sizde, gayriresmi iktidar da... Her yana uzanan kollarınız var. Kollayanınız var. Değdiniz her şeyi yakıp yıkıyorsunuz, yokediyorsunuz. Vatanseverlik sizin tekelinizde! Herkesin, bu vatanı sizin sevmeniz gerektiği gibi sevmesini istiyorsunuz. Oysa vatan sevgisi, paraya, oya, ranta, kişisel, grupsal ve ideolojik çıkarlara tahvil edilemez. İstismar da edilemez. Üstüne iktidar da kurulamaz. Vatan sevgisi koşulsuzdur, karşılıksızdır. Almadan vermektir. Malını, kanını, canını, herşeyini... Çanakkale’dekiler gibi, Afyonkarahisar’dakiler gibi, Erzurum’dakiler gibi, Sarıkamış’takiler gibi, Gaziantep’tekiler gibi, İzmir’dekiler gibi, Güneydoğu’dakiler gibi... Bu ülkeyi ayakta tutmak için toprağını kanıyla sulayan tüm şehitler gibi... Bir emirle ölüme atlamaktır vatan sevgisi. İstenince bu dünyadaki herşeyden vazgeçmektir vatan sevgisi. Kendinden dahi... Onun üzerine pazarlık dahi yapılamaz. Gerçek vatansever eylemleriyle devletine, ülkesine, halkına zarar vermez. Devleti soymaz. Çalıp-çırpmaz. Vergi kaçırmaz. Yeraltına inmez. Hileye-hurdaya kaçmaz. İhaleye fesat karıştırmaz. Rüşvete, şikeye, bahise bulaşmaz. Kendini ayrıcalıklı görmez. Devletin imkanlarını sonuna kadar kendi emrine tahsis etmez. Halkı tahrik etmez. Kardeşi, kardeşe kırdırmaz. Ülkesinin imajını, itibarını yerle bir etmez, geleceğini karartmaz. Gerçek vatansever ülkesinin menfaatlerini herşeyin üzerinde görür. Ülkesine hizmet eder. Kendini eğitir, yetiştirir, çağdaş dünyaya ayak uyduracak düzeye getirir, akil adamı, meslek sahibi olur. Bilgi üretir, fikir üretir, emek üretir, kaynak üretir, değer üretir. Ürettikleriyle ülkesini muasır medeniyetler seviyesine taşır. Gerçek vatanseverin sevgisi hastalıklı değildir. Severken öldürmez. Sevmeyeni sevmez belki ama onu da yoketmez. Onun da sevmesi için çaba sarfeder, yol gösterir. Gerçek vatanseverin sevgisi, Yunus Emre sevgisidir. Hoşgörüsü, Mevlana hoşgörüsüdür. İsyanı, Pir Sultan isyanıdır. Gerçek vatansever insanı baz alır. İnsanı sever, yüceltir. İnsana ve insan haklarına değer verir. Bilir ki, insana yapılan yatırım, ülkesinin geleceğine yapılmış yatırımdır. Gerçek vatansever, kendinden olmayanların haklarına, düşüncelerine, fikirlerine, yaşam tarzına saygı gösterir. Onları baskı altına almaz, şiddet uygulamaz, kendi doğrularına inanmaları için zorlamaz. Haktan, hukuktan sapmaz. Adildir, barışçıldır. Gerçek vatansever konukseverdir. Bu özelliğini Anadolu insanının yüzyıllardır sürdürdüğü hümanist gelenekten almıştır. Evine gelen yabancıya, “Tanrı misafiri” der. Evini, gönlünü açar. Yedirir, içirir, yatırır, gönlünü hoş tutar. Düşmanı bile olsa! Oysa siz ne yaptınız? Ülkenize gelen konuklara değil izzet-i ikramda bulunmayı, dünyayı dar ettiniz. Cennet vatanı, cehenneme çevirdiniz. İsviçre Milli Takımı’nı nasıl sindiririz de tur atlarız diye organizasyon düzenlediniz. Havalimanına adam topladınız, yumurta attırdınız. Gümrükte gavur eziyeti çektirdiniz. Küfür ettirdiniz, tacizde bulundurdunuz. Statta üzerlerine taş, sopa yağdırdınız. Koridorda futbolcu dövdürdünüz. İsviçre’de bize yapılan kepazeliklere misliyle cevap verdiniz. Oradaki medeniyeti, refahı, huzuru, insan haklarını, gelir adaletini, evrensel hukuku, çevre bilincini hiç örnek almadınız da, bir kaç densiz futbolcunun, seyircinin kötü eylemini derhal benimsediniz. “Onlar yaparsa, biz daha fazlasını yaparız” dediniz. İyi olanına dirsek çevirdiniz, kötüyü derhal beyninize nakşettiniz. Güya bütün bunları ülkenizin menfaatleri için, vatana hizmet etmek iddiasıyla yaptınız. Ama bu ülkeye telafisi imkansız maddi-manevi zararlar verdiniz. Yakın-uzak geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye’yi yalnızlığa ittiniz. Artık anlamalısınız. Sizin yöntemleriniz geçerli değil. Bu vatan sizin sevdiğiniz gibi sevilmez. Sizin sevginiz gerçek sevgi değil. Eğer öyleyse, ben sizin sevdiğiniz gibi sevmiyorum bu ülkeyi. Sevilmesini de istemiyorum. Binlerce yıllık geçmişi olan bu toplumun daha fazla ayağa düşürülmesini içim kaldırmıyor artık. Buna isyan ediyorum. Medeniyetler beşiği bu vatana daha fazla ayak bağı olmayın. Düşün Türkiye’nin yakasından. Ve kendi karanlığınızda kaybolun... Bakan, şimdi bakan oldu Türk sporu tarihinin en karanlık ve başarısız günlerini yaşıyor. Futbolda geldiğimiz nokta belli... Basketbolda, voleybolda, güreşte, boksta yaşadığımız hezimetler de ortada. Halterin ise durumu malum. Doping skandalları, şike-bahis çeteleri, bu tür karanlık organizasyonlarda adı geçen sporcular, spor adamları, antrenörler... Tablo gerçekten ürkütücü. Suçu sisteme atıp, işin içinden derhal sıyrılmak mümkün. Ancak ne var ki, sistem soyut bir kavramdır. İçini dolduran ise insandır. Yani sorumlu belli: Yönetenler. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, kabinede en ağır görevleri üstlenmiş bakanlardan biridir. Koltuğunun altında bir kaç karpuz taşır. Üstelik başarıyla yapar bunu. Dürüsttür, ilkelidir. Spor onun iştigal alanlarından sadece biridir. Dolayısıyla pek fazla vakit ayıramaz. Ancak son zamanlarda spor sahalarında, salonlarında daha sık görülür, daha fazla sporla ilgilenir oldu. İyi de yaptı. Son çıkışı ise, tam bir masaya yumruk vurma olayı. Ve bundan böyle sporda ağırlığını hissettireceğinin de bir göstergesi. Türk sporunun böyle bir çıkışa ihtiyacı vardı. Dahası silkelenmeye. Sayın Bakan, şu anda silkeleme işlemini gerçekleştirdi. Sıra geldi dökmeye. Eğer bazı siyasi baskıları bertaraf edip, başarısız spor adamlarını koltuğundan uzaklaştırırsa çöken bir sistemi bir parça olsun tamir eder. Ondan sonrası ise yeniden inşaa etmektir. Her ne kadar imkansız görünse de... Ama unutulmamalı ki, tıpkı o reklam sloganında olduğu gibi; hiç bir şey imkansız değildir.