Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

23 Haziran 2017 Cuma
Arka Bahçe

<b>Bilirsin, Aykut Hoca!.. Birincilik hep beyazındır!</b> Çünkü beyaz; saftır, durudur, arıdır, halistir, temizdir, yalındır, katıksızdır, berraklıktır, dinginliktir, aydınlıktır. Başka renkler, hep birbirinin karışımından oluşur, ama beyaz sadece kendisidir. Beyaz tektir, tekindir. Muadili yoktur. İşte o nedenle Özdemir Asaf, aynı hızla kirlenen bütün renkler içinde birinciliği beyaza vermiştir.

16 Şubat 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Doğadaki her renk kirlenebilir. Ancak beyazın kirlenmeye hakkı yoktur. Zira beyaz, aynı zamanda masumiyeti de temsil eder. En ufak bir kir ve leke, onun masumluğunu yok eder, gri tonlamalardan biri haline getirir. Belki grinin en açık tonu olur, ama bir kere kirlenmiştir; beyaz, beyazlığını kaybetmiştir. O da, diğer renklerin arasına karışmıştır. Ve işte o zaman, en zifir siyahın, en koyu karanlığın yanında bile en kirlisi beyaz olur. Tıpkı, suçlular içinde en mağdur olanının, en suçlu sayılması gibi... Tıpkı, halkı iliğine kadar sömürenler, soyanlar, VIP salonlarından elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına kaçarken, baklava, börek çalan, okul camı kıran çocukların hapse tıkılması gibi... Tıpkı, depremde binlerce can alan iktidarların kasası müteahhitler, boğaz sırtlarında şampanyalarını yudumlamaya, yeni yeni ihaleler almaya devam ederken, faturanın sadece en garibanına kesilmesi gibi... Tıpkı, bu ülkede rüşveti, iltiması, hayali ihracatı, banka hortumlamayı, yolsuzluğu, vergi kaçırmayı kurumsallaştıran kasaba tüccarı politikacılar, her dönem başka başka partilerden meclis koltuklarına yapışırken, ülkesini muassır medeniyetler seviyesine çıkarmayı hedefleyen, bunun için kafa yoran, proje üreten aydın, yurtsever, çağdaş insanların, sırf düşüncelerinden, fikirlerinden dolayı “vatan haini” ilan edilerek derdest edilmesi gibi... Tıpkı, kardeşi kardeşe kırdıranlar, halkları birbirine düşürenler, katliamlar yapanlar, yaptıranlar, karanlık ruhlarını dışa vuran koyu takım elbiseleriyle, makam araçlarıyla, ceberrut suratlarıyla tekrar tekrar hayatlarımızın içine arz-ı endam ederken, daha özgür bir dünya özlemiyle yola çıkıp, o terör baronlarının tuzağına düşen idealist ve yoksul gençlerin kör kuyularda yokedilmesi gibi... Tıpkı, şikeyi, teşvik primini, hakem ayarlamayı, entrikayı, tribün terörünü ülke futboluna bulaştırarak, tüm spor camiasını yokedecek ölümcül bir hastalığa yol açan güçlüler korunup, kollanırken, baştacı edilirken, zayıfın, güçsüzün en küçük hatasında, en ağır cezalara çarptırılması gibi... İşte, bu yüzden sızlanmaya hakkın yok Aykut Hoca! Sen ve geçmişteki dava arkadaşların, çocukların, öğrencilerin, futbolcuların, bu kokuşmuş düzenin bir parçasıysa, çürümeden az da olsa payını almışsa, sizlerin “en kirli” ilan edilmesi, beklenen bir sondur. Trabzon maçından sonra sarfettiğin, “Kirlenmenin içindeki başlıca odak noktası İstanbulspor oldu. Vurun abalıya misali. Bugüne kadar Türk futbolunda olan her şey İstanbulspor’a yüklendi. Şu net şekilde biliniyor, bunu ben de, konuşanlar da belgeleyemez. Şike de, teşvik primi de danışıklı dövüş. Her şey geçmişten bugüne kadar yapıldı. Bu benim izlenimim. Ancak herkes tertemiz ortaya çıktı, bir tek İstanbulspor kaldı. Bunun da nedenini anlamış değilim” sözlerinin hiç bir kıymet-i harbiyesi yok! Çünkü anlaşma böyle. Bu diyarda; güçlülerin, zalimlerin koyduğu kurallar bunu gerektiriyor. İçine karanlığı emmiş, yüzüne katran koyusu geceler geçirmiş bir toplumda beyaz olmanın, beyaz kalmaya çalışmanın bedeli bu... Birincilik senin, sizlerin, sizin gibilerin!.. Aileler!.. Çocuklarınızı kahvehaneye gönderin! “Mümkünse yatırın” diyeceğim ama, bunun ihtimal dışı olduğunu biliyorum. O nedenle futbol programlarının televizyonlarda yayınlandığı saatlerde, onları sokağa salın, kahvehaneye yönlendirin! Çünkü oralarda, renkli camdan odalarınıza saçılan kirlilikten daha az etkilenirler. Daha az dejenere olurlar. Daha az dumura uğrarlar. Daha az beyinleri iğdiş olur. Daha az insanlıktan çıkarlar. Gitsinler kahvehaneye, pişpirik oynasınlar... Pişpirik deyip geçmeyin!.. İnanın, bu naif oyun, spor programlarının içeriğinden, orada ağızlarından salyalar saçıp car car öterek, gerçek spor yazarı ve adamına da ana avrat küfür ettiren güruhtan daha az zararlıdır! Hatta eğitici yönü bile vardır! Oynarken, dayanışmayı öğrenir, karakter tahlili dahi yapabilirler... Yani bir bakıma hayatı öğrenirler! Sayın ebeveynler!.. Çocuklarınızı özellikle pazar ve pazartesi akşamları evde tutmayın. Onları koruyun, kollayın. Futbol aşkıyla ekran başına oturup da, hayatlarının birer kum tanesi gibi avuçlarının içinden kaymasına engel olun. Bunu yapın. Onları seviyorsanız...