Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
‘Kop’artın gitsin

Herkesin bildiği bir olgudur; vücudun herhangi bir bölgesinde metastas oluşmuşsa bedeni kurtarmak için o bölüm alınır. 4 yıldır koşmayan, genel müdürlükle, federasyonla restleşen, milli formadan kaçan Süreyya Ayhan’a artık yol verilmeli.

11 Haziran 2007, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Herkesin bildiği bir olgudur; vücudun herhangi bir bölgesinde metastas oluşmuşsa bedeni kurtarmak için o bölüm alınır. 4 yıldır koşmayan, genel müdürlükle, federasyonla restleşen, milli formadan kaçan Süreyya Ayhan’a artık yol verilmeli. Bilirsiniz, meşhur bir hikaye vardır. Valinin biri yıllar sonra babasını huzuruna çağırır ve, - Baba, bana hep sen adam olmazsın derdin ya... Bak işte vali oldum! Babası da şöyle bir bakar ve başını esefle sallar, - Be hey evlat, ben sana vali olamazsın dememiştim ki! Adam olamazsın adam. Evet, vali olmuşsun ama yine adam olamamışsın! Bir insan her şey olabilir. Vali olabilir, bakan olabilir, başbakan olabilir, mühendis, doktor vs. olabilir, şampiyon olabilir... Ama aslolan adam olmaktır, insan olmaktır. Her makamdan, her mevkiiden, her statüden, her başarıdan önce gelen budur; insan olmak. Onursuzca şampiyon olmaktansa, onuruyla sonuncu olmaktır aslolan. Dünya çapında sporcu sayısı bakımından çorak bir iklime sahip olan ülkemizde hasbelkader bir yıldız çıktığı zaman herkes üzerinde titrer. Elini sıcak sudan soğuk suya sokturmazlar. İmkanlar seferber edilir, onlar için. Halk bağrına basar; sever, sayar. Her yerde ayrıcalıklı bir muamele görür. El üstünde tutulur. Ve o sporculardan da bu sevginin, ilginin hakkını vermesi istenir. Ama şampiyon olur, ama olamaz. Önemli olan iyi niyetle çaba göstermektir. Çalışmaktır, terini son damlasına kadar akıtmaktır. Kazanamazsa bile bu millet yine bağrına basar, teselli eder, onu kucaklar. Devletiyle, milletiyle adeta alay ediyor İşte Süreyya Ayhan’a da böyle davrandı bu ülke ve davranmaya da devam ediyor. O ise, bırakın bu sevgiye ilgiye layık olmayı, devletiyle, milletiyle adeta alay ediyor. Ruhunu teslim etmiş bir muhteris adama, kendisine uzatılan bütün elleri geri çeviriyor. Kendisini Atletizm Federasyonu’nun ve diğer tüm atletlerin üstünde görüyor. Kendisine harcanan tüm emeklere, zamana, paraya nankörlük ediyor. Bu devlet, bu millet hiçbir sporcuya olmadığı kadar ona kucak açmışken, o ısrarla “mahallenin şımarık kızı” rolünü oynamayı sürdürüyor. Kırıyor, döküyor, incitiyor. Tam 3 yıl 9 aydır, yani 13 Eylül 2003 tarihinden beri yan gelip yatıyor. Bu devlet ona harcırah çıkarıyor, yurt dışına kamplara gönderiyor, sakatlığını tedavi ettiriyor, buna karşın o hiçbir yarışa çıkmıyor. Kendisine yapılan profesyonel ekip kurma gibi tüm teklifleri geri çeviriyor, milli formayı giymeyi reddediyor. O adamla birlikte her şeyden, herkesten kaçıyor. Başına buyruk hareket ediyor. Kampa gidiyor, adres vermiyor. Bıraktığı telefonlara ulaşılamıyor. Federasyon temsilcileri dedektif gibi onu arıyor, bulamıyor. Kayıplara karıştı diye gazetelere manşet oluyor, buna rağmen, ne bir ses, ne bir seda, ne bir cevap. Nerede, ne yaptığı belli değil. Süreyya’ya harcanan para 6 atlete bedel Türkiye Atletizm Federasyonu’yla köşe kapmaca oynuyor. O federasyon ki, 2006 Eylül’ünden beri sadece ABD kampı için Süreyya Ayhan’a 24 bin 620 (33 bin 276 YTL) ABD Doları para harcamış. Buna karşılık Elvan Abeylegesse, Halil Akkaş, Eşref Apak, Nevin Yanıt, Esen Kızıldağ ve Recep Çelik’e harcanan toplam kamp masrafı 57 bin 500 YTL. Yani 6 atleti toplasan ancak bir Süreyya Ayhan ediyor. Hal böyleyken, devletin kurumlarını suçlayan, devletin kurumlarına kafa tutan, kimseyi takmayan, ilgisizlikten yakınan yine Süreyya Ayhan. Süreyya Ayhan bir şampiyondur. İlklerin kadınıdır. Türk atletizminin en büyük yıldızıdır. Ama iyi bir sporcu değildir. Ve hiçbir zaman olmayacağı da yanındaki kılavuzundan bellidir. Yetkililer artık ondan umudunu kesmelidir. Bu saatten sonra ondan gelecek bir başarının, ne bu devlete, ne bu millete faydası olmaz. Süreyya Ayhan’la bu sürtüşme devam ettikçe, bundan en büyük zararı Türk atletizmi görecektir. Milli formayı reddeden bir sporcuya “uğurlar olsun” demekten başka yapılacak bir şey yoktur. Mehmet Terzi ve ekibi de bunu yapmalıdır. Korkmadan, cesurca...