Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

06 Aralık 2016 Salı
Zico’ya yapılan ayıp

Brezilyalı teknik adamın Fenerbahçe’yi 100. yılındaki hedeflerine taşıyamayacak biri olduğunu düşünenlerdenim. Geldiği zaman yaptığı, “Her teknik adamın bir yerden başlaması gerekir” açıklaması dahi eleştiriler için yeterli bir malzemeydi.

31 Ekim 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Brezilyalı teknik adamın Fenerbahçe’yi 100. yılındaki hedeflerine taşıyamayacak biri olduğunu düşünenlerdenim. Geldiği zaman yaptığı, “Her teknik adamın bir yerden başlaması gerekir” açıklaması dahi eleştiriler için yeterli bir malzemeydi. Kamp başladıktan sonra geldi. Bilmediği bir ülke ve takımdaydı. 4 yeni transferi takıma bilmem kaçıncı haftada katıldı. Ve Fenerbahçe Newcastle maçına kadar gerçekten çok ama çok kötü oynadı... Kaybedilen şampiyonluk, başkanın gidişi gelişi, transferlerin gecikişi, kötü futbol herkesi isyan ettirdi. Umutlu bakmayı genelde unutmuş Fenerbahçeliler 3 hafta önce kararını verdi, Zico’yu gönderdi... Değiştirdi Zico takımını. Defansta daha güven veren bir yapıya bürünen Fenerbahçe’nin oynadığı oyun her geçen gün biraz daha futbola benzedi. Mehmet Yozgatlı, Deniz, Önder, Volkan yeniden forma giymeye başlarken, vazgeçilmesi neredeyse imkansız görülen Rüştü, Ümit Özat ve Aurello bile kulübedeydi. Yorumlar başladı. “Doğruyu buldu ama arkada Aziz Yıldırım’ın suflesi var” diyen de oldu, “Azizsilin yapmışlar hocaya damardan ya da kalçadan” diyen de... Dün ağabeyim Cem Can farklı bir bakışla yaklaştı ki, altına imza atmamak için art niyetli olmak gerek: Neden akıl verdiler diyorlar da akıl vermeyi bıraktılar demiyorlar. Zico bilmediği bir kadroyla bilmediği bir lige girerken mi akıl alır, 3 ay çalıştıktan sonra mı? Ayrıca Zico’ya akıl verecek kişiler neden en çok ihtiyaç duyduğu zaman susup şimdi müdahale etmiş olsunlar! Bu yorumlar, Zico’yu her koşulda zayıf bir otorite ile çalıştırma geyretidir. Genelde kötü koşullarda çalıştırdığımız kendi teknik adamlarımıza hoyratça vururken, güçlü kulüplerimizi başına gelen yabancı teknik adamları da yorumlarımızda eleştiri ile hakaretin keskin sınırındaki ifadelerle yeriyor, çoğunlukla hakaret ediyoruz... “Başkan karıştıysa ki eminim karışmıştır, helal olsun başkana. Doğrusunu yapıyor” yaklaşımını başka türlü okuyabiliriz. “Bu Zico teknik direktör falan değil. Zaten deneyimi yok ve ayrıca onu ben çözdüm. Futbolcudan, taktikten anlamaz. Buna vereceksin parayı, basacaksın talimatı, bir de kim oynar kim oynamaz söyledin mi, Fener anca yener. Başkan futbolu da, kadroyu da ondan daha iyi bilir” diyorlar... Ayıp ediyorlar... Bir de Vestel maçının sonucunu farklı kurgulayalım. 3-2 Vestel yenmiş olsun: O zaman yorumlar genelde, “Uğur Boral’ın savunması bu kadar kötüyken Ümit kesilir mi? Hele milli takımın bile değişmezi olan Aurello’nun kulübede oturtulup, orta sahada en iyi boğuşan takımlardan Vestel’e Tümer’le, Alex’le, hatta o kadar maç eksiği olan Deniz’le oynarsan, olacağı budur! Aziz Yıldırım Zico’yu hemen yollamalı” olmayacak mıydı... Riski alan Zico, kadroyu yapan Zico, takımın başındaki Zico, 3 hafta önce gönderilmesi tartışılan Zico, bütün bu yorumları okuyunca Türk medyasına ne kadar saygı duyar ki? Bizim karşımızdakine saygımız yok da, adamı kazandığı bir maçın ardından aşağılayacak bir yol bulmanın bir açıklaması olmalı! Gerets’in, “Kulübedeki köpeğim benden mutlu” demesi üzerinde düşünmeyecek miyiz? Geçen sene takımını şampiyon yapmış bir adam, hala Türk medyasına teknik direktör olup olmadığını anlatmaya çalışıyor. Zico’nun hala 100. yıl hayalleri için seçilmiş doğru teknik adam olduğunu düşünmüyorum. Ama bu hakaretleri hak etmediğini biliyorum. Ayıptır... Toptan temizlik! Ulusoy gitsin mi? Sayın bakan genel kurul çağrısı yapsın mı? Niye gitsin Ulusoy... Genel Kurul’da ibra edilen hesaplarda, müfettişlerin bulduğu usulsüzlükler yüzünden mi? Sevilmediğinden mi? Kim gelsin? Neden? O ne yapabilir? Ulusoy’u kim seçti? Biz bu iddiaları 25 Ekim 2005’te yayınladık. Suçlamaları, hatta daha fazlasını bütün genel kurul üyeleri biliyordu, hepsi! Dava açılacağını da biliyorlardı... Seçimi kazananlar da ibra etti federasyonu, bütün bu iddialardan haberdar olan muhalifler de. Bir tek kişi muhalefet şerhi koymaz mı, bir tek kişi? Kimse elini taşın altına koymayacak, bakanın çağrısına bakacak... Mesele Haluk Ulusoy ya da kimin başkan olup olmayacağı, kimin gidip kimin kalacağı değil, futbolumuzu “şike-teşvik-dedikodu” sarmalından kurtaracak yasal düzenlemelerin mecliste yapılmasıdır... Yasal düzenlemeler bitmeden, kim başkan olursa olsun şike-teşvik-hakem skandalı haberlerini okumaya mahkumuz, görmüyor musunuz? Meclis demişken, hatırlarsınız. Bütün partilerimiz bir önceki seçimde milletvekillerinin yargılanmasını engelleyen “dokunulmazlıkların” kaldırılacağını söylemişlerdi. 230 milletvekili dokunulmazlık zırhları sayesinde yargılanmıyor. Aralarında, “zimmet, irtikap, hileli iflas vb.” gibi iddialar bulunan milletvekilleri ülkeyi yönetiyor, maaş alıyor, kamu vicdanı en çok Ulusoy’un isminden rahatsız oluyor. Temiz futbol, temiz siyaset, temiz ve samimi bir dünya istiyoruz...