ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Unutulmaz

19.04.2005

Öyle bir derbi ki; maçta kitap yazmaya yetecek kadar malzeme var. Ancak maçın sonunda Fenerbahçeliler’in Beşiktaş’ı alkışlarla uğurlayışı var ki; hayal-i cihan değer Unutulmaz bir maç daha girdi arşivlerimize...

40. dakikaya kadar Fenerbahçe 7-1 önde olabilirdi, devre 2-1 Beşiktaş’ın galibiyetiyle geçildi. Çünkü maçın ilerleyen anlarında Beşiktaş’ın galibiyetinin destanlaşmasına neden olacak kaleci Cordoba kalesinde sanki bir devdi. Tümer’in slalom ve şık plase, Luciano’nun röveşata ile attıkları karşılıklı goller şahaneydi. Unutulmaz... Hep uzatmalarda, genelde duran toplarla gol bulup puan kazanan Fenerbahçe’nin uzatmalarda aynı silahla vurulması unutulmaz... Brezilyalı yıldız Alex’in gidip kafayla Cordoba’yı avlaması unutulmaz... Tam Beşiktaş oyundan düştü derken Rıza Çalımbay’ın oyuna aldığı İbrahim Akın’ın Rüştü’yü çaresiz bırakan füzesi unutulmaz... Tuncay’ın Bülent Demirlek’i kandırarak kazandırdığı penaltıdan sonra Cordoba’nın karakter savaşını kazanıp oyundan atılması unutulmaz... Oyuncu değişikliği hakkı kalmamış Beşiktaş’ta Alex’in atacağı penaltıda kaleye geçmek için Ronaldo, Ahmed Hassan ve Pancu’nun hocalarına koşması unutulmaz... Kalecisi Pancu olan, “artık yıkılacaklar” diye bakılan 10 kişilik Beşiktaş’ın kendisini 3 kez yakalayan rakibini Koray’ın bir başka füzesiyle yıkması unutulmaz... Aralarında “Rıza Efendi 2 ekmek, 1 süt” siparişi verecek kadar küçük bir kaç insan barındıran büyük Fenerbahçe taraftarlarının, büyük rakibini ayakta alkışlayarak göndermesi hiç unutulmaz... Nasıl ki; Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı 3-0’dan 4-3 yenmesi unutulmadıysa, bu maç da unutulmaz... Beşiktaş şampiyon olmayacak, nasıl ki Fenerbahçe o sezon Galatasaray’ı eleyip kupayı alamadıysa... Netice değil hep o maç hatırlanıyorsa, bu maç da unutulmaz... Bir kaşık suda kopan fırtınılarla oradan oraya savrulan Galatasaray, ligin en gariban takımı Sebat’ı Mondragon’un kaledeki olağanüstü performansıyla geçti. “7’de 7 yapacağız, şampiyonluğu son maça kadar kovalayacağız” diyen takımın orta sahası ve defansı 3 haftadır antrenman yapmayan, sakat sakat oynayan Yusuf karşısında tek kelimeyle acizdi... Hagi haklı ya da haksız bilemiyoruz ama saçmaladı. Medya mensuplarına, “İstemiyorsanız, yarın da bırakabilirim” dedi... İnsan sormadan edemiyor; Galatasaray’da aklı başında, ne dediğini, ne yaptığını bilen, söylediği ile yaptığı birbirini tutan bir aklı selim kalmadı mı? Beşiktaş’ın prestiji için kazandığı 3 puan belki Galatasaray’ı yeniden derler toparlar ama bu yama artık dikiş tutmaz... Trabzonspor uzun zamandır ilk kez bu kadar kötü oynadı ama yine de kazandı. Kazandı ama kaybetti. Gökdeniz seyirciye öfkelenmekte haklıydı ama yapmamalıydı. Geçen hafta Erdinç, bu hafta Gökdeniz... Milli futbolcular, galip geldikleri maçların, hem de son dakikalarında küfrederek atılmalarının mazeretini bulamazlar! Galatasaray kupa maçı Erdinç ve Gökdeniz’siz oynanır kazanılırsa, zafer Şenol Güneş ve takım arkadaşlarının olur, ama kaybedilirse sorumlular kolay bulunur! Cenk senelerdir yüzdü yüzdü kuyruğuna geldi, 100. golü de Ankara Belediye maçında geldi. Cem Papila formasını çıkarttığı için kart gösterirken kendindeydi. Ancak 2. sarıyı gördüğünde dua etsin Yılmaz Hoca tribündeydi! Herkes eleştirmişti hocayı ama bu sefer sanırım çok kişi kınamazdı... Öyle bir yer ve zamanda kart gördü ki; takım 2-1 öndeyken 5-2 kaybetti. Hepsi kaybetti... İstanbulspor santraforsuzluğun, Sakaryaspor formsuzluğun, Kayserispor güçsüzlüğün bedelini ödedi... Aralarındaki en “takım” Sakaryaspor... Son 6 hafta geldi. Lig geçtiğimiz senelerdeki çirkinliklerin izini görmeden bitsin de, kim giderse gitsin. Hakeden kalsın!