Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Tarih hesap sorar

Beşiktaş-Ankaragücü maçından önce çıkan olaylar hakkında yazdığım yazılara tepki almaya devam ediyorum. Tabii yalnızca taraftarlardan!

28 Eylül 2006, Perşembe Yorum Yaz
A+ A-

Kimse, “Olaylar ne kötü, olay çıkmasa” demiyor. Çoğunluk, olayları ben çıkartmışım, mailleri kendi kendime yazmışım gibi eleştiriyor. Ve maalesef kimse olaylardan rahatsızlık duymuyor. “Büyük olaylar olabilir, insanlar birbirinden nefret ediyor, bizi kötü günler bekliyor” denmiyor. Taraftarlar açık açık deklare ediyor. Devleti yönetenler, şiddeti bitirmekle sorumlu olanlar, kulüp yöneticileri gık demiyor, parmağını kıpırdatmıyor. Tabloyu ortaya koyduk, bekliyoruz. Kulüpler Birliği, taraftarlık duygusuyla haklarını gasp edenlerden hesap soracaklarını söylerken, Kulüpler, tam bir teslimiyet içerisinde federasyonun kapısına dayanıp, “Lütfen bizim taraftarımız eğitimsiz bilgisiz, kötü niyetli, bizden para alamadıkları için küfredip ceza almamıza neden oluyor, yarın puanımız silinecek uygulama değişsin” diyor. Kimse elini taşın altına koymuyor. Yarın başka statlarda, İnönü Stadı’nda daha önce olduğu gibi ‘münferit’ diye açıklanan, ölümler olursa, sorumlu; sorumlu koltuğuna oturup, sorumluluklarını layığıyla yerine getiremeyenlerdir. Şakası yok, göreve... Bizim sorumluluğumuz evrensel çözüm yöntemlerini yönetenlere duyurmak. Aynı zamanda gazeteci olarak gerçekleri ortaya koymak. Taraftarların maillerinden sansürleyerek duygularının fotoğrafını koyduk. ‘Yazmasaydınız’ diyorlar, ‘Olaylara sebep olur.’ Taraftarın yaşadığı nefret duygusunu saklasa mıydık? Gencecik çocukları bekleyen tehlikelerden, bakanları, emniyet görevlilerini, kulüp yetkililerini haberdar etmese miydik? Bu internet sitelerinde, taraftar forumlarında körüklenen nefreti görmezden gelip önümüzdeki günlerde gazetemizi felaket haberleriyle mi doldursaydık? Tablo budur... Tablo kötü... Spordan Sorumlu Devlet Bakamınız bu yazılardan sıkılıyor olabilir. Maalesef sporda şiddeti önleme yasamız eksiklerde doludur. Taraftar sitelerine ben müdahale edemem. Emniyet yetkililerine ben görev veremem. Şiddet uygulayan taraftarın stada girmesini ben önleyemem. Taraftar ile kulüplerin organik ve maddi çıkarlara dayalı bağını ben kesemem. Şike soruşturmalarını ben yürütemem. Stadyumda şiddete maruz kalan masum taraftarı ben koruyamam. Devlet olayları bitirmek, çözmek ve engellemek amacıyla duruma el koymadığı müddetçe, barış hayalden başka bir şey değil. Biz uyarırız, sorumlular gereğini yapar. Ve tarih hesap sorar... Adalet mülkün temelidir Şiddeti doğuran en önemli nedenlerden biri de adaletsizliktir. Disiplin Kurulu, seçimle değil adaletle gelir ve Disiplin Kurulu’nun vermiş olduğu kararlar Türkiye gibi kirlilikten beslenmiş, bozgunculara teslim edilmiş bir düzende idare edenin talimatıyla karar alınıyormuş duygusunu verir. Futbol Federasyonu Yönetimi, hakemlerin notlarının açıklanmasında olduğu gibi, “Dünyada bunu yapan yok ki kardeşim” zihniyetiyle Disiplin Kurulu raporlarını açıklamıyor. Galatasaray-Beşiktaş Süper Kupa maçında, Fener’e hakaret eden bir pankart açılıyor, hukuk kurulu temsil raporunda görmediği için kimse ceza almıyor. Bursaspor-Sakaryaspor maçında oyun hiç durmamış olsa da, iki kulüp birer maç seyircisiz oynama cezası alıyor. Antalyaspor-Bursaspor maçında oyun 7 dakika duruyor, Ömer’e yabancı maddeler atılıyor, maçtan sonra Yılmaz Vural taraftarlara para vermedikleri için olayların bilinçli çıkarıldığını söylüyor. Antalyaspor’a 60 milyar ceza geliyor. Orduspor-Kayseri Erciyes kupa maçında taraftarların sahaya yabancı madde yağdırdığı söyleniyor, Ordusporlular sahalarının 2 maç kapatılmasından korkuyor ama Disiplin Kurulu’ndan 20 milyar ceza çıkıyor. Kamu vicdanı rahatsız oluyor. Kararların olaylara değil ilişkilere göre verildiğinden endişe ediliyor. Temsilcilerin herkesin gördüğü olayları olanca netliğiyle yazmadığı düşünülüyor. Ancak hiç kimse hiçbirşeyi net olarak bilmiyor. İnsan, “Gemisini yürüten, kaptan” diye düşünüyor. Raporlar en azından bir müddet açıklanmalı... Televizyonlardan, gazetelerden yayınlanan futbol dışı çirkinliklerin tam ve adil olarak yansıyıp-yansımadığı anlaşılmalı. Ondan sonra cezaların adil olup-olmadığı tartışılmalı. Şeffaflıktan kimseye zarar gelmez. Şeffaflık olmazsa neticesinde futbola zarar veren dedikodular önlenemez. Bu yolla biz de görelim, kim işini iyi yapıyor, kim yapmıyor... Kim adaleti sakatlıyor, kim futbolu ve işini seviyor...