Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Suçlu ayağa kalk!

Sanık kürsüsüne çıkması gereken çok kişi var. Song'un tavrı değil, yöneticilerin uygulamaları masaya yatırılmalı. Anelkasız 16 atıp, 1 yiyen Fenerbahçe'de, Fransız'ın katkısı tartışılmalı! Vestel'in tutumu da iyiden iyiye sorgulanmalı.

04 Nisan 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Song'un yaptığı fakir fukara edebiyatı değildi elbette. Ligin bitmesine 6 hafta kala parasını almak için zorlamaya çalışıyordu yöneticilerini... Murat Özaydınlı "vah zavallı" dedi mi, bilmiyoruz ancak 100 yıllık kulüpte yaşanan ve resmi sitesinde doğrulanan gerçekler 2 sene sonra Şampiyonlar Ligi'ne neden tek takımla katılacağımızın da resmidir! Federasyon, kulüpleri denetlemiyor, koruyor... Galatasaray Fırat Aydınus'un çaldığı ucuz penaltıyla öne geçti. Doğru penaltıyla rahatladı. Hasan Şaş'ın güzel pasında İliç'in attığı çok güzel golle 3 puana 3 golle uzandı. Ligin fizik kalitesi en iyi takımı Gençlerbirliği önünde elde edilen "değerli" galibiyet, bir gecelik liderlik getirse de, ümidini Gaziantepspor'un Fenerbahçe'yi çelmelemesine bağlayanlar, hayallerini ancak rakiplerini Saracoğlu Stadı'nda yenmeye göre kuracaklar... Galatasaraylı futbolcular alkışın büyüğüne layıklar... Her hafta 1-2 kişi eksiliyorlar, eksilecekler. Ümit'in kalıcı sakatlığından sonra, herkes "kimse sakatlanmasın, kart cezalısı olmasın" diye düşünürken, defansın en önemli oyuncusu Song'un, "Para yoksa ben de yokum" demesiyle şok oldular... Oyunun kendisi değildi Galatasaray'ı eksik bırakan, arabesk sistem: Galatasaray'da kimsenin parası kalmaz! Galatasaray'da kimsenin parası neden zamanında ödenmez? Çok merak ediyorum. 31 Mart'ta Galatasaray, Federasyon'a kulübün lisans alabilmesi için bir çuval evrak verdi. Nasılmış borç alacak ilişkileri? Orada Song'un, "Benim alacağım yok" yazısı var mı yok mu, çok merak ediyorum... Baktık ki çok kişi Song'u takım arkadaşlarını yalnız bırakmakla suçluyor, Gerets'i de Song'u oynatmama konusunda haklı buluyor. Gerets haklı olabilir de, Kamerun'un kaptanı olup, çoluk çocuğu için dünyanın bir ucuna gelip, kültürünü-dilini hiç bilmediği bir ülkede bulunuşunun karşılığını alamayan adam, hak arıyor diye nasıl suçlanır! Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mesut Bakkal takımına oynattığı futbolla kendisinin ismini-futbol bilgisini-ekip arkadaşına verdiği desteği bilmeyen büyük spor yazarlarına adını belletmeye devam ediyor! Yolu açıktır... Son üç haftadır liderliği bir gün önce Galatasaray'a bırakan Fenerbahçe, emaneti ertesi gün almaya devam etti. Sarı-Lacivertliler, üç günde kendisine dezavantaj gözüken iki deplasmanı, 6 gol atıp 6 puanla geçti. Anelka'nın golünü atıp çıktığı Konyaspor maçından bu yana, Fransızsız, 405 dakikada takımın 16 gol atıp, 1 gol yemesi anlamlıydı. Anelka'nın yıldızlığı tartışılmaz. Ancak takıma katkısı tartışılmalı. Sarı-Lacivertliler, Antep maçıyla fikstür dezavantajını bitirdiler. Alex, Tuncay, Nobre paslaşmasıyla buldukları gol de mükemmeldiler. Tek tatsız tarafları, defanstan oyunu kurarken insanın içini bayıltacak kadar pas yapmaları. Türkiye'de illa ki gol bulurlar, ancak defanstan bu hızda çıkarlarsa, bu sene olduğu gibi, geçen yıl olduğu gibi Avrupa'da yine hayal kırıklığına uğrarlar. Sınırlı bütçe, mütevazı kadro ancak çağdaş organizasyonlarıyla çıkış yapan takımlar, yalnız kendi seyircileri önünde değil, her taraftan taraftar bulurlar. Çok şık işlere imza atan Kayserispor, 4 haftada tek gol atamamanın faturasını ağır ödedi. Yalnızca iki gol yedi ama kendisini üçüncülükte rahatlıkla tutacak 10 puan kaybetti. Vazgeçmemeliler... Ve kaptan Bülent'in söylediği gibi maçları tek tek düşünmeliler. Anormal bütçeli Beşiktaş'ın Ankaragücü'nü, aynı şekilde Trabzonspor'un Denizlispor'u geçmesi normaldi. Çünkü beğenmesek de kadroları çok derin ve yıldızları var. Ancak her iki takım da defansta büyük hatalar yapıyorlar. Bu kadar yatırımla, UEFA Kupası'na katılıp tesselli bulmaya çalışıyorlar. Organizasyonları, kulüp-yönetim yaklaşımları gözden geçirilmeli... Halilhodziç'in bu maçtan sonra dediklerine de kulak verilmeli; 'Burada hocalık yapmak ve futbol oynamak çok zor. Bir maç kötü oynayan genç futbolcuya, nasıl davranıldığını gördünüz'... Bir maç dışında şampiyon gibi davranan, ancak sergiledikleri futbolun karşılığını alamayan Konyaspor'u, iyi oynamasa dahi üstüste Beşiktaş, Trabzonspor ve Kayserispor galibiyetleri için kutlayalım. Küme düşme hattında yaşananlara bakalım... Malatyaspor kazanabileceği bir maçta çok gol kaçırdı, iki güzel golle kaybetti. Artık kurtulmaları mucizelere bağlı. Ankarasporlular, Bülent Demirlek ve yardımcılarının uyuduğu pozisyonda kendisini attırmaya çalışan Jaba'ya gerekeni yapmalı. Sorumsuzluğun da bir sınırı var! Sorumluluk demişken, V.Manisa'ya bakmalıyız. Bir takımın ligin kaderini etkileyecek her maça sorumluluk duygusuyla çıkması-çıkartılması şart. Ersun Yanal yine kendisinin uzun vadede üzülmesine sebep olacak bir kadroyla sahadaydı. Maçtan bir gece önce Zelenka sakatlanmış, Johanna sakatlanmış, Bülent kulübeye alınmış, ara transferde alınan ve iyi oynayan Selçuk da öyle... Üstelik Meduna ve Arda kart cezalısı... Olmadı. Diyarbakırspor'un haklı galibiyetine, kimsenin söyleyecek lafı yok. Yanal'ın kadro seçimine, çok insanın çok meslektaşının söyleyeceği çok... Böyle tercih yapanlar birgün bir başka sahada rakiplerinin kolayca kazanmasına ses çıkaramazlar. Denizlispor ateşe düştü ama evindeki Diyarbakırspor ve Samsunspor maçlarınının ikisini birden kazanırsa, rahatça kümede kalır. Samsunspor iyi futbolunu seri üç puanlarla süsleyebilirse belki kurtarır...