Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

10 Aralık 2016 Cumartesi
Siyah gölge

Öyle gereksiz, öyle ahlak dışı bir davranış ki, taraftarlar dahi galibiyetin keyfini süremiyor. Ligin en güçlü takımının bir oyuncusu takım arkadaşlarının, kulübünün başarısını ancak böyle sabote edebilir

14 Şubat 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Kaleciyi de geçmişken, gol atmak yerine rakibini attıran Nobre, haftaya damgasını vurdu. Hakemler bu hatalara devam ederse, Fenerbahçe taraftarı da ayaklanacak. Rize maçında stadı “Ulusoy istifa” sesleriyle çınlatanlar, bu hakemler böyle hata yapmaya devam ederse “Ulusoy istifa” tezahüratıyla haksız kazanca isyan eden ilk kulüp olacak! Ligin en güçlü kulübü Fenerbahçe... En kaliteli oyuncular da Fenerbahçe’de. Daum’un takımı yavaş oynatması ve yıldızlardan maksimum verim alamaması bile, Sarı-Lacivertliler’i her rakibini yenecek performanstan uzaklaştırmıyor. Ancak hakemler öyle hatalar yaptı ki, hakem hatasının maç sonucuna nasıl etki ettiği somut olarak hesaplanamasa da, Fenerbahçe zirvede olmanın keyfini ağız tadıyla yaşayamıyor. Fenerbahçe son haftaların aksine, gerçekten çok iyi oynuyordu. Nobre gol atmak yerine kendisini bırakıp, takımına haksız penaltı kazandırırken, Kerem’i attırınca maça simsiyah gölgesini koydu. Belki lige koydu! Önce Nobre, emeği çalınan Kerem’den, karizması sarsılan Serdar Tatlı’dan ve hatta alın terlerine gölge düşürdüğü takım arkadaşları ile milyonlarca dolarlık bütçe yapan başkanından özür dilemeli... Federasyon, FIFA’yı UEFA’yı beklemeden bir iç düzenleme yaparak bu tür haksız ceza alanların cezalarını kaldırırken, Mustafa Çulcu da bize verdiği demeci uygulamaktan vazgeçmeli. “Kırım yapan pilot hemen uçurulur!” Tatlı Malatya maçında bir kırım yapmıştı, hemen arkasından Samsun’da! O da biraz dinlensin, Özgüç Türkalp de... Nobre’nin hakem avcılığı yüzünden Anelka’nın haftalar sonra yaptığı gösteri, Alex’in asistleri, Appiah’ın yaptığı pozitif etki kaynadı gitti... Pozisyon gereği hile yapanlara kulübün büyüklüğü gereği cezalar verilirse, Galatasaray’da da, Fener’de de, Beşiktaş’ta da, Trabzon’da da her yerde daha çok futbol konuşabiliriz ve o kulüp yöneticileri o zaman büyük olur! **** Galatasaray’lı futbolcular Antep’i 6 golle geçince kendilerini haklıyken haksız duruma düşüren protesto eyleminin yansımalarından kurtuldu. Oyunun hemen başında biri, yüzde yüzlük 2 pozisyonu kullanamayan misafir ekip, şansı bir türlü yaver gitmeyen, hocaların tercihleri yüzünden bir türlü milli formayı giyemeyen Ümit Karan’ın şahane golleriyle yıkıldı. 2-0’dan sonra Veysel’in de atılması, Kalpar’ın Arıca gibi kapanmaması, defansında çok pozisyon vermesine, yarım düzine gol yemesine neden oldu. Galatasaray’ın kaynak yaratmakta yetersiz yöneticileri, demeç ustalıklarını bir kez daha gösterdi. Bakın Fatih Gökşen ne diyor: “Kuddusi Müftüoğlu’nu kutluyorum. Bu sezon elle oynamayı gören ilk hakem oldu!”. Herkes işini yapsa, hakemler eyyam, futbolcular hile yapmasa, yöneticiler demeç yarışına girmek yerine, kulüplerindeki organizasyonu sağlıklı kurmanın peşinde koşsa. Futbolcular antrenmana çıkmayarak yanlış yaptılar da, hakemleri mi kınadılar, yoksa aralarında Fatih Gökşen’in de olduğu yönetim kurulu üyelerini mi! Beşiktaş, milyonlarca doları savurduktan sonra 3 yeni transferinin de birer gol atmasıyla hafif bir nefes aldı. Kadrodaki esinti kötü değil, camiadaki karışıklık umutların yeşermesini engellemeye devam ediyor. Futboldan başka herşeyin konuşulduğu Trabzon’da, kadroyu neredeyse tepeden tırnağa yenileyen Bordo-Mavililer, galibiyete gencecik ve neredeyse maliyeti yok sayılabilecek Ali Güzeldal’la ulaştılar. Orada da bu sezona dair umut yok. 3-4 önemli maçta iyi futbol bekleyeceğiz. Tahmin ediyoruz ki, manşetlerimizi önümüzdeki sene yapılacak transferlerle süslemeye devam edeceğiz. Futbolun konuşulmasına bu kadar az müsaade edilen düzende, güzel şeyler de yaşandı... En keyifli, en gollü karşılaşma Denizli’deydi. Can Çobanoğlu’nun kulübe getirdiği düzen, Nurullah Sağlam’ın uyguladığı sistem, transferlerin uyumu, ligin dibinden burnunu çıkaramayan Denizlispor’u futbol zengini bir takım haline getirmiş. 9 deplasmanda 7 gol yemiş Konyaspor’a, bir 90’da 5 gol atmak rastlantı değil, ancak çok başarılı bir organizasyonun sonucu olabilir. Tabii biraz da Yusuf’un... Son 8 ay hariç, ömrünü yeteneklerine ihanetle geçirmiş Yusuf, hayatını düzene sokunca, biraz sorumluluk alınca, ölüyü bile diriltebiliyor! Fazla değil, birkaç sene sıksa dişini de, futbolcu seyretsek keyifle... Kayserispor’un, Gençlerbirliği’ne yenilmesi, başarılı teknik adam Ertuğrul Sağlam ve menacer Süleyman Hurma’nın demeçlerine de yansıdı. Onlar da oyunlardan bahsetmeye başladılar. 3 dakikalık özet görüntülerden gördüğümüz, infiale gerek yok. Onların konuşmalarını yadırgadık. İşlerini iyi yapan ikiliye, kafayı hiçbir şeye takmadan, çok fazla konuşmadan çalışma ‘inadına’ devam diyoruz... Vestel’deki değişim, kulübün gücü ve Yanal felsefesiyle oyuna ve skora yansımaya başladı. ‘Alacaksan iyi yabancı alacaksın’. ‘Futbolcunun genci-yaşlısı olmaz, iyisi-kötüsü olur’, Selçuk da olduğu gibi, Caner de olduğu gibi, Arda da olduğu gibi. Önümüzdeki sene çok Vestel konuşacağız, çok... Ankaragücü’nün, Erciyes’i devirmesi, Rize’nin evinde iki altın puan yitirmesi, Bulak’ın Ankara’ya şahsiyet vermeye başlaması ligin dibinin sonuna kadar yangın yeri olacağını, hiç ummadığımız takımların İkinci Lig’in yolunu tutacağını düşündürüyor.