Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

25 Mart 2017 Cumartesi
Sayın Şahin’in unuttuğu!

Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin, öyle bir zamanda öyle bir açıklama yaptı ki, üstüne roman yazılır.

23 Kasım 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Sporla siyasetin kol kola yürümesi, söylemde siyasetçilerin bile istemediği bir yöntem olsa da, biliyoruz ki, Türkiye'nin gerçeğidir. Her yeni hükümette, gençlik çağlarında sporun bir branşı ile tanışmış "Spor adamı" olduğu söylenen, "Sporu da şöyle bilir, sporu da böyle bilir" denilen bir bakan atanır ve görevi boyunca medyada fotoğrafları, sporculardan, antrenörlerden, federasyon başkanlarından çok yer alır. Sayın Şahin, milli takımın son 6 dakikada iyi yönetilmediğini ve İsviçreli misafirlerin iyi ağırlanmadığını söylediğinden iki gün sonra aynı konuyla ilgili yeni bir açıklama yapmak zorunda mıydı? Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada, Sayın Bakan ile konuştuklarını ve kendisinin federasyonu işaret etmediğini söylediğini belirtti. Eğer bu doğruysa bütün medya yanlış algılamış. Ancak Bakan'ın, federasyonca yanlış anlaşıldığını ileri sürdüğü açıklamalarını yapacağı yeni bir açıklamayla düzeltmesi gerekirdi. Düzeltmiyorsa, yanlış anlaşılan birşey yok. Şimdi (Bu yazı toplantı bitmeden yazılmıştır) Levent Bıçakcı ve federasyon istifa etse, FIFA da, "Bakanları onların misafire kötü davrandığını söyledi ve istifa ettiler. Suçlarını kabul ettiler. Olay büyüktür en üst cezayı verelim" dese haksız mı olur? Ya da "Futbol Federasyonu özerk değil, siyasetin emrinde" diyen yanlış mı yorumlar? Bakan federasyona seslenmek yerine, keşke malın sahiplerine, yani kulüplere seslenseydi. Doğrusu, Sayın Şahin'in havaalanında ve çıkışında İsviçreliler’e dönük eylemler sırasında müdahil olmayan emniyet mensupları hakkında ne düşündüğünü ve ilgili bakan arkadaşıyla konuşup konuşmadığını da öğrenmek isterdik... Spordan Sorumlu Devlet Bakanı'nın esas görevi Anayasa'nın kendisine verdiği, "Her yaşta, her insana sağlıklı koşullarda spor yaptırma hakkını” sağlamaktır. Federasyonların özgürce etki altında kalmadan sporu bilen başkan adaylarını seçmesini kolaylaştırmaktır. Bürokratik birçok engelle yavaş işleyen Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) çarkını hızlandırmaktır. Futbol, şükürler olsun ki özerktir. Bakan futbola karışabilir. Ancak bir biçimde. Futbolu çirkinleştiren, futbolu kirleten olayların önüne geçmek için yasal düzenlemeler yaparak! Sayın Bakan bir söz söylerse, o olur. Herhangi bir bakan birşey vaad ederse, o yapılır. Şiddet yasamız eksik. Kendisi bizim eleştirilerimize rağmen çıkan yasada, "Bir takım eksiklerimiz olabilir. Yasal gücümüz var. Mecliste gücümüz var. Eksikleri tamamlarız" demişti, tamamlanmadı. Valileri ve emniyet müdürlerini kastederek, "Görevini yapmayan gider" dedi. Bir kaç istisna dışında kimse gitmedi. Şike ve müşterek bahisle mücadele için hala yasal düzenleme yapılmadı. Bakan'dan Türk futbolunun beklediği en önemli katkı budur. Sayın Bakan, futbol gibi gündemin birinci maddesi olan bir konuyu diğer federasyonlarla birlikte masaya yatırmasının yanlış anlaşılabileceğini düşünmeliydi. Neticede bir yanlış anlama yok. Bakan, Futbol Federasyonu'ndan memnun değil. Biz de değiliz. Ancak Bakan sorumlu. Bu federasyonun seçim sürecinde, yönetim kurulu oluşturma aşamasında, siyasetin hiç müdahil olmadığını, siyasilerle ilişkileri yüzünden kimsenin bu federasyonda olmadığını sanırım Sayın Şahin de söyleyemez. Sayın Bakan, diğer 50'ye yakın federasyonun seçimlerinde siyasi baskı olmadığını söyleyemez. Belki kendisinin karışmadığını söyleyebilir, ancak en azından siyasetin hiç karışmadığını ileri süremez. Türk sporu, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Doping skandalları bütün dünyanın dilinde. Ceza üstüne ceza alıyoruz. Güreş dökülüyor, halter dökülüyor, atletizm dökülüyor, yüzme dökülüyor, boks dökülüyor ve hatta basketbol dökülüyor. Sportif başarıdan vazgeçtik -ki istediğimiz sportif başarı değil; temiz, aydın, kazanmak için kirliliğe başvurmayan yarışmacılardır- arkadan bir sporcu ordusu gelmiyor. Tüm federasyonlar peşi sıra hatalar yapıyor. Hem federasyon başkanları, hem Genel Müdür Vekili Mehmet Atalay yerinde kalıyor. Kimse bedel ödemiyor. Federasyonların başına o branşı hiç bilmeyen işadamları getiriliyor. Sayın Mehmet Ali Şahin, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olduğu süre içinde hangi branşta altyapıya dönük neyin geliştiğini anlatmalıdır. Elbette ki, denetim ve gözetim hakkını kullanacak ancak olan biten başarısızlıkta kendi payı var mıdır, yok mudur açıklamalıdır. Başbakanlık yardımcılığı görevi dışında pek çok büyük sorumluluğu da sırtlanan Sayın Bakan, sporu yönetmek için yeterli zamanı ayırıp ayıramadığını söylemelidir. "Asarız, keseriz" diyerek spor yönetilmez. Sporu yönetmek için "adanmış bir biçimde" tam gün mesai gerekir. Federasyon başkanı olmak için üniversite mezunu olma şartını getirdiği zaman net bir muhalefet edilmişti. "İlkokul mezununun milletvekili olabildiği bir ülkede, lise mezununun FIFA Başkanı olabildiği bir dünyada (Platini ve Beckenbauer de lise mezunu adaylardır), Türkiye'de federasyon başkanı olmak için üniversite mezunu olmak şart değildir" demiştik. Şimdi federasyon başkanlarımızın hepsi üniversite mezunu. Demek ki, başarılı bir federasyon başkanı olmak için üniversite mezunu olmak pek de gerekli değilmiş. Yasa çıktığı zaman, "Bu yasa Haluk Ulusoy'un önünü kapatmak için çıkarılıyor" denmişti. Levent Bıçakcı üniversite mezunu. Hem de hukuk doktoru! "Üniversite mezunu şartı Ulusoy'un seçilmesini engellemek için çıkartılmıştır ve siyasetin spora müdahalesidir" diyenler çok mu haksızdır? Sayın Bakan Mehmet Ali Şahin'in tüm federasyon başkanlarına yaptığı eleştiriye biz de katılıyoruz. Ancak altını çizerek belirtiyoruz. Kendinizi bu başarısızlıkların dışında tutamazsınız. Bu üç senede yaşanan tüm hayal kırıklıkları sizin denetiminiz ve gözetiminizde olmuştur...