Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Sayın Bakan artık bakmayın

Yasal görevinizi yapın, genel kurulu toplayın” diyeceğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Türk Futbolu’nun sorunu Ulusoy değil, kirlilikle mücadele konusunda kılını kıpırdatmayan siyasi iktidarlardır! Ulusoy gider, başkası gelir, biz yine çaresiz seyirciler olur, gerçekleri 5-6 sene sonra bir arabulucunun itirafları ve tuzaklarıyla öğreniriz!

28 Kasım 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

“Son 6 haftayı araştırın” diyordu Aziz Yıldırım. “Araştırın”. Bugüne kadar hangi araştırmadan ne çıktıysa! Bu arada İtalya’da Juventus küme düşürüldü! Dünyanın en çok şampiyonluk kazanan kulüplerinden biri, belki birincisi. Biz futbolu çok seviyoruz. Çapsız başkanlar, şampiyonluk dışında her şeyin başarısızlık olduğunu sanan taraftarlar yarattılar. Başarı için her şeyin mübah olduğunu sandılar. Oysa spor “mertçe” mücadeleyi öğreten, mağlubiyet ya da küme düşmeleri namussuzluk kabul etmemeyi öğreten bir olgu değil miydi? Biz futbolu çok sevmiştik! Gözümüzün önünde binlerce kirlilik anısı yaşandı. Takımlar birbirine göz göre göre yattı. Kimse hiçbir şey yapmadı, yapamadı! Kısır döngü spor adamlarını futbol dünyasından uzaklaştırırken, “sanayici” işadamı yöneticilerin ruhunu sardı, kirletti. Türk sporunda şike ile mücadele için yeni hiçbir yöntem geliştirilmezken, herkes rakibi kendi silahıyla vurmaya çalışıyordu. İnsanları satın almayı, maçları manipule etmeyi, hep kazanmayı sağlayacak yöntemler geliştirdiler. “Fenerbahçe’yi Denizli mi şampiyon yaptı? Ben yaptım” sözü kimin sözüdür? Bu laf öylesine söylenmiş bir şey değildir, yeni kayıtların ışığında. Fenerbahçe’yi Aziz Yıldırım şampiyon yapmıştır da, Ergun Gürsoy ve Adnan Polat’lar aynı yöntem, aynı akılla Galatasaray’ı şampiyon yapmadı mı? Ya da Serdar Bilgili ve Yıldırım Demirören Beşiktaş’ı... Kümede kalanlar, “başarıysa” kendi ölçülerinde, bunu sportif performanslarıyla mı sağladılar, ilişkileriyle mi? “Benim başkanım işini bilir”ler, meydanı niteliksiz, kendini geliştirmeyen, rahatça işine müdahale edilebilen teknik adamlara bırakmadı mı piyasayı? Adına menacer denen, futbolculara ulaşıp, onları nasıl ikna edeceğini bilen çantacılar nasıl da cirit atıyor... Marifet kazanmakta, nasıl olursa olsun! Sadece Gökdeniz’ler yakalandı bu düzende. O da hasbel kader! Yapanların, kışkırtanların, aslan payını kapacakların çoğunun yaşamında bir sıkıntı olmadı bile. “Yasa yapın” dedik, yasa örneklerini koyduk “kıpırdanmadı”. İtalya’da Juventus küme düştü! Sayın Bakan, “Biz de İtalya gibi olmalıyız” demişti. Bence de olmalıyız, ama, yasa yapmak benim işim değil ki! İlk yarı da bitti, bitiyor. Biz de İtalya gibi “herkese eşit mesafede olan bir sistem kurmaz, her kurumu denetlemez, futbol dünyasındaki herkesi dinlemez, kirlileri anında cezalandıracak bir düzen kurmazsak”, kirlilikle mücadele işinde “bir arabulucunun”, “bir şikecinin” yaptığı gizli kayıtlara bel bağlarsak, “körün tuttuğunu öptüğü”, şantajcıların-avantacıların kol gezdiği, futbolun konuşulmadığı, mağlupların asıldığı düzende gerilemeye devam ederiz. Juventus düşürüldü! 5 sene önceki kayıtlar önemli ama ya geçen senekiler? Biri, adına aracılık yaptığı kulüp için görüştüğü futbolcuyu kaydetmiş midir acaba? Birkaç hafta evvel Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun Halter Federasyonu için hazırladığı raporda, telefonların dinlenebildiğini öğrendik. Niye, futbolu temizlemek için bu hak kullanılmıyor? “Haberleşme özgürlüğü kutsaldır” hepimiz biliyoruz ama futbol asalaklarının cirit attığı, kirlilik için romanlar yazılan bir düzende başka çare var mı? Telefonlar dinlenir! Futbola dair konuşmaların dışında kalan, “iş ve özel hayata dair olanları” sızdıranlara da anormal büyük cezalar verilir. Arabulucuların ihbarını ya da intikamını beklemekten kurtuluruz. Çaresizliği, zavallılığı kabul etmiyoruz. Çağdaş evrensel bilgi ile hazırlanmış, uygulanabilir yasalar, kamu vicdanını rahatlatacak hem bireysel-hem kurumsal cezalar bizi temiz spora götürecek. Geçen sene hiç mi şike olmadı? Yike pazarlıkları yapılmadı mı? Teşvik primi dağıtan yok mu? Bu sene dahi taraftara bilet dağıtan yok mu? Yoksa, gişede 50 milyona satılan biletleri kapı önünde 25’e verenler “hayırsever” taraftarlar mı? Tepeden tırnağa kirliyiz. Belge bilgi bulmak, kirlilikle mücadele medyadan çok yönetenlerin işi. “Yapsa iyi olur” demiyorum, işi! Maç satın alan yönetici, maç satan kurgulayan futbolcu, rakibe teşvik gönderen yönetici, rakibinden alacağı teşvik için oynayan futbolcu, “işini bilen başkan”, emek hırsızı futbolcular istemiyoruz. Yöneticilerden beslenip stadyumlarda egemenlik kuran taraftarları istemiyoruz! Stadyumlarda dayak istemiyoruz! şike tahkik kurullarının bilgi belgeye ulaşamadığı gerekçesiyle ört bas edilen şikeleri pazarlıkları daha fazla yaşamak istemiyoruz. “Spor; dostluk, barış, kardeşliktir” klişesinden başka spora dair bir duygu geliştirmemiş, kapı önünde başka konuşup, kapı ardında dolap çeviren başkanlar istemiyoruz. Kirletilmiş şampiyonluklar istemiyoruz. Sivrisineklerle uğraşmayan, bataklığı kurutan çözümler istiyor, öneriyoruz. Bu gün o gündür! Yasa istiyoruz, yasa!