Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

23 Temmuz 2017 Pazar
Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa!

Günlerdir Tahkim Kurulu’nun Orduspor - Eskişehirspor maçının tekrarına ilişkin verdiği kararı yazıyor, çiziyoruz. Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı hukukçu. Asbaşkan Şekip Mosturoğlu hukukçu... Yarıda kalan maç sonrası toplandılar, raporlarla yetinmediler; temsilcileri, gözlemcileri, hakemleri tekrar tekrar dinlediler. Ve sonunda içleri acısa da maçı Orduspor lehine 3-0 tescil ettiler. Çünkü Vahap Beyaz da, diğer temsilci de, gözlemci de, hakem Cüneyt Çakır da, “Maç oynanabilirdi” dediler. Talimatlar gereği maçların tek hakimi hakemdi, dinlediler. Eleştirildiler, “Bu karar siyasidir” suçlamalarıyla karşı karşıya geldiler ancak talimatların gereğini yerine getirdiler.

08 Haziran 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Hükmen mağlubiyet sonrası ligdeki dördüncülüğünü yitirdiğini, dolayısıyla önümüzdeki sezon Türkiye Kupası’na katılma hakkını kaybettiğini savunan Eskişehirliler Tahkim’e gittiler. Tahkim’den istedikleri sonucu elde ettiler. Tahkim Kurulu da hukukçulardan kurulu... Onlar ilk duruşmaya gözlemciyi, temsilciyi, hakemi davet etmediler. Ve bu kararı verdiler. Oysa, onlar da tek hakimin hakem olduğunu bilirler. Tüm birimler dinlenmedi Akıllara şüpheler düştü. Tahkim Kurulu’nun kararı bozması anlaşılabilir, hukukun içindedir. Ancak bütün şahitlerin her iki yerde de dinlenmemiş olması bu kararın çelişkili çıkmasının belkemiğidir. Çünkü Tahkim Kurulu kararında, “Hakem tarafından güvenliğin sağlandığının bildirilmesi üzerine sahaya çıkma teşebbüsünde bulunan Eskişehirspor oyuncularına tekrar fiili saldırıda bulunulmuş olması bu husustaki her türlü tereddüdü giderici niteliktedir” ifadesi yer almaktadır ki; hem gözlemci, hem temsilciler, hem de hakem Futbol Federasyonu’na yaptıkları açıklamada, “Eskişehirspor sahaya çıkarken bir arbede yaşandı. Sonra da güvenlik sağlandı. Üç kez davet ettik, bir sıkıntı kalmamıştı, sahaya çıkmadılar” demişlerdi. Hülasa olayın içindeki tüm birimler dinlenseydi, böyle bir kaos yaşanmayacaktı. Yalnız ilk kararda can alıcı bir nokta var: Tahkim Kurulu, “Şu halde somut olayda TFF Yönetim Kurulu’nun 19 Eylül Stadı’nın, güvenliğin sağlanmasına elverişli olmayan fiziki şartlarını da gözönünde bulundurarak, müsabakanın güvenli bir sahada tekrarına karar vermesi gibi bir çözümü tercih etmesi gerekirken...” ifadelerini kullanmış. Yani tahkim, disiplin kurulunun verdiği beş maçlık seyircisiz oynama cezasını kabul ederken, Futbol Federasyonu’nun 3-0’lık hükmen galibiyet kararını tanımamıştı. ASAŞ itiraz ederse!... Yani Orduspor Stadı’nın inşaatı başladığından bu yana oynanan maçlar, can güvenliği olmayan bir statta mı oynanmıştır? Ordu şehrinde seyircisiz bir maçta bile can güvenliği sağlanamıyor ve maç başka bir stada alınıyorsa, bu emniyet güçlerine ve jandarmaya güvensizliğin açık bir ifadesi midir? Beşiktaş - Çaykur Rizespor maçında adam öldürülmesine rağmen, evsahibine üç maç seyircisiz oynama cezası verilmişken, Orduspor aleyhine beş maç seyircisiz oynama cezası verilmesi gerçekten adil midir? Farzedelim bu maç tekrar oynandı ve Orduspor bu kez sahada kazandı. ASAŞ Kulübü; önce federasyona, ardından Tahkim Kurulu’na itirazını yapsa, ‘Orduspor Kulübü kendilerinde sözleşmesi olmayan futbolcularla Eskişehirspor’u yenerek şampiyonluğa hak kazandı. Ancak sözleşmesi olmayan futbolcu bir kulübü temsil edemez. Dolayısıyla bu maç hukuk dışıdır. Orduspor lisanslı olmayan sporcularıyla maç kazanıp şampiyon olamaz, bu maçı Eskişehirspor’un 3-0 kazanması gerekir’ dese siz ne dersiniz? Ben hukukçu değilim ama birisi bana bu mazeretle gelse ‘Haklısınız’ derim. Bu noktadan sonra herkes haklı! Hala dargınlar mı! Tahkim Kurulu’yla, Futbol Federasyonu arasındaki anlaşmazlık; Emre’nin Nobre’ye yaptığı hareketin Tahkim Kurulu tarafından cezasız bırakılmasıyla başlamıştı. UEFA Tahkim Kurulu Asbaşkanı Levent Bıçakcı, televizyon görüntülerinden 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası sonrasında İsviçreli futbolcuya ceza verirken, Tahkim Kurulu’nun, “Televizyon görüntülerinden ceza verilemez” yanıtı bir dargınlık yaşanmasına sebep olmuştu. Öğrendiğimiz kadarıyla hem iki hukukçu, hem iki arkadaş olan Levent Bıçakcı ve Samim Ünan da uzun süre dargın kalmıştı. Hukuk bu kadar eğilip, bükülebilir bir alan olmasa gerek. Yetişkin hukukçular da kişisel çatışmalardan hukuki sonuçlar doğurmaz. Ancak bu karar hem federasyon yönetim kuruluna, hem de bir alt organı olan Tahkim Kurulu’na güvensizlik doğurur. Futbolun patronu kim? Tahkimin ilk kararındaki ‘federasyonun maçı tarafsız bir sahada oynatma kararı vermesi gerekirdi’ ifadesi hukuk dilinde ‘tarafsız sahada oynatmak zorundadır’ anlamına mı gelir, onu ben bilmiyorum. Ancak Futbol Federasyonu’nun Tahkim Kurulu’nun üstünde olduğunu düşünüyordum, bu uygulama ‘kararı tahkim verir, Futbol Federasyonu uygular’ düşüncesini doğurdu. Tahkim Kurulu, TFF Yönetim Kurulu’na olağanüstü toplantı yaptırmak yerine, maçın oynanacağı sahayı da belirleseydi, emin olacaktım!