Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

22 Ocak 2017 Pazar
Olağanüstü!

Okan’sız Beşiktaş gerilerken, Anelka ve Tuncay’ın bitmez tükenmez enerjisi ile Volkan’ın dikkati, Fenerbahçe’ye geçen seneki maçların rövanşını getirdi. Cim Bom, Ümit Karan’ın performansı ile liderliği devam ettirdi

20 Eylül 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

İnönü’deki derbiyi görünce insanın içinden Fenerbahçe ile Beşiktaş senede 10 maç yapsa diye geçiyor. Her maç nefes kesiyor, ancak son maçlarda hep Beşiktaş kazanıyordu, bu kez Fenerbahçe Beşiktaş’ın soluğunu kesti... Anelka’nın golü enfesti. İngilizler bir adama 10 milyon pound veriyorsa elbette vardır bir hikmeti... Maç çok kaliteli olmasa da iki takımın, takımlarını ayakta tutan yıldızları vardı. Fenerbahçe’de Rüştü’den kaleyi artık herhalde tamamen devralan kalecisi Volkan, çift ciğerli Serkan, Selçuk, Tuncay ve Anelka, Beşiktaş’ta Cordoba, İbrahim Toraman, Koray, gördüğüm en iyi orta saha oyuncularından Kleberson... Bir tek Okan eksikti. Okan’ın eksikliği, “akıl”, “kalite” eksikliği olarak nüksetti. Ona sormak lazım, bitmiş bir maçın ardından Diyarbakırsporlular la hesaplaşmak senin işin miydi? Sarı-Lacivertliler’in en önemli farkı özgüveni artmış, bıktırana kadar pas yapan bir “takım” olması... Bir de Daum tutmasa! Beşiktaş’ın en büyük dezavantajı ise forvette belli, Ümit Karan’ın attığı gol sayısı 9, Beşiktaş’ın 7... Dünyanın başka bir yerinde rakip takım taraftarının stadyuma giriş yasağı var mı bilmiyorum. Bir kulüp taraftarının, taraftarı olduğu takımın maçına gitmesini yasaklamak, İstanbul gibi bir metropolde “acz” ifadesi değil midir? Emniyet stat kapasitesinin yüzde 5’i kadar bir topluluğu kontrol etmeyi, ya da korumayı başaramaz mı? Bu yasak kalkmalı, hemen! Öte yandan stada gelen 100 küsür Fenerbahçe taraftarı İnönü’den ayrılırken kendilerine gaddarca vurulmasının hesabı en azından o polis memurlarından sorulmalı. Polisin oradaki görevi güvenlik önlemi alıp, taraftarı korumak. Taraftarı jopla akıllandırmak değil! Bir suçları varsa, tutuklarsınız... Bilmem Necati ne der? Ümit Karan formayı Gerets’den aldı, sırada Fatih Terim var. Önce Necati’ye şahane iki pas attı, Necati ikisinde de Bülent’i kolay aştı. Maç krize giriyordu, 40 metreden gelen topa şahane bir vole çaktı. Galatasaray farkı açtı. Durmadı, Hakan’a 2 “al da at” pası verdi. Hakan yine zorunu yaptı. Zaten o da patlarsa 4-1-5 oynayan Galatasaray’ın bir maçı 8-9 golle bitebilir. Bu anlayışla zaten Galatasaray her halükarda gol yiyecektir. Hasan Şaş eğer sezon başında olduğu gibi basit oynamayı seçmez, cilaladığı yıldızlığıyla kendine oynamaya devam ederse, Galatasaray’a da, kendine de yazık eder... Necati’ye gelince... Oynadığı futbol ve tavırlarıyla Galatasaray’a çok katkı yapan başarılı futbolcu geçen hafta abuk subuk bir demeç verip, medyaya ne yazıp yazmayacağını öğretmeye kalkmıştı. “Hakan abi ile biz beraber 40 maç oynadık. Ümit Karan konusunda hocamızı kimse eleştirmesin. Takıma zarar veriyorlar” demişti. “Ümit Karan oynamalı” diyenler haklı çıktı. 2 güzel gol attığı gibi, kendisine de 2 tane attırdı. Hakan’a da 2 çok kolay pozisyon hazırladı. Oysa, Necati bir, ikiye birde Ümit’e pas vermektense şut attı, Ümit’in bir çok güzel koşusunda yine pas yapmadı. Medyayı eleştirmektense, sahada ne yaptığını iyi bilmek, arkadaşın müsaitken pas vermek lazım. Yoksa Galatasaray’a zarar verir!.. Bu arada ligde 6. hafta itibarı ile gol atan futbolcu sayısı 80, gol pası yapan futbolcu sayısı 68. Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı forveti Hakan Şükür’ün gol sayısı da 0, asist sayısı da... Hakan artık kendine gelmeli! Sivas’a saygı Trabzonspor kendi kendine karıştı. Önce Gökdeniz takımdan uzaklaştı, sonra da hiç hesapta olmayan bir şekilde Szymkowiak sakatlandı... Hemen ardından deplasman bile sayılmayacak maçta Sivasspor’a 3 puan kaptırıldı. Daha doğru ifade; Sivasspor, Trabzonspor’u ateşe attı. Yeni kurulan bir takım olmalarına rağmen müthiş disiplinli, müthiş yardımlaşmalı ve şahsiyetli bir ekip olmayı başaran Sivassporlular neredeyse pozisyon vermeden galip geldi. Trabzonspor senelerdir ligin en iyi futbol oynayan takımı olmasına rağmen, yalnızca şampiyonluğa ulaşamadığı için eleştiriliyor, sürekli baskı altındaki teknik adam ve futbolcuların aidiyet duygusu törpüleniyor. Tahmin ediyoruz ki, şimdi genel kurul tartışmaları başlayacak. Borcu olmayan, kaliteli kadroya sahip Trabzonspor okyanusu aşıp, derede boğulacak. Soğukkanlılık zamanıdır! Kayseri’nin işine bak İki Kayseri takımı da hayati maçlarda şahane skorlar yapmaya devam ediyor. İki kadro da tepeden tırnağa yenilenmesine rağmen bu kadar başarılı oluyorsa, en azından korkulu rüya görmeyeceklerdir. Ve transfer bir sanattır... Giray Bulak, Timuçin için, “1.67 boyu var. Tamamı yürek!” diyordu. Haklıydı. Erciyes’e şahsiyet kazandırdığı gibi, Denizlispor çok zayıfladı. Cenk ve ülkenin en iyi stoperlerinden Bouazizi de unutulmamalı. Ankara’nın durumu tatsız Son 3 sırada 2 Ankara ekibi var. Ankaragücü ve Gençler karşılaştılar, kazanamadılar. Ankaragücü taraftarının her maç yönetimi istifaya davet etmesinin takıma bir katkısı olmadığı kesin. O enerji takıma lazım. Gençlerbirliği bir şekilde bu sıralardan kurtulacaktır. Çünkü kadrosu forvet dışında çok çok iyi. Ancak Ankaraspor nasıl 5 büyük takımdan biri olacak, imkansız. Seyirci yok, konsantrasyon yok. Parayla saadet olmaz. Denizlispor rakibin acemice eksildiği maçta Malatya’yı yendi, biraz morallendi. Malatyaspor devre arasına kadar ne kazanırsa kârdır! Konya ise Kocaman’la tepelere doğru yürüyüşünü sürdürüyor. Aykut hoca sürekli kendine ihanet eden Ceyhun’u Türk futboluna bir kez daha kazandırıyor... (Not: 3 büyükler Avrupa Kupası’nda ikisi çok zayıf 3 rakibe de mağlup oldular. Asıl gerçek ve ürkütücü durum budur!)