ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Mazide kalan aydınlık

24.01.2006

Yöneticiler söz veriyor tutmuyor. Yönetimdeki “dava arkadaşları” başkana medya önünde veryansın ediyor. Galatasaraylı bir futbolcu uçakta tartaklanıyor. Tepkiler nihavent makamında! Galatasaray gidiyor!

Galatasaray Türkiye’nin batıya açılan penceresiymiş! Aydın’a, Ferhat’a, Uğur’a, Mehmet’e, Sabri’ye, Vestel’de forma giyen Arda ve Zafer’e bakarsanız, altyapıya yapılan yatırımla penceresini batıya açan kulüp oluşu önünde tartışmadan şapka çıkartırsınız. Ama altyapıda 30’a yakın çocuğun milli takımlara kazandırılmasında ter döken 10’a yakın hocanın ortalama 1250 lira maaşla çalışmasına şaşırmazsınız. “Onlar ödüllerini A takıma, milli takımlara verdikleri sporcularla zaten alıyor” diyerek plağın öbür tarafına bakarsınız. Gencecik bir adam, hocasının verdiği sorumluluğu rahatça taşıyor, 90. dakikada şahane bir gol atıyor, takımı yarışta tutuyor... Film gibi... Ama sonra ne oluyor... Futbolcular soyunma odasında, “Param yok, pulum yok” şarkısını söylüyor! Gazeteciler futbolculara, “Daha ne kadar dayanacaksınız?” diye soruyor... Senede yaklaşık 1 trilyon kazanan, ancak parasını geç alan futbolcular kahramanca konuşuyor. Yöneticiler söz veriyor - tutmuyor, söz veriyor - tutmuyor, söz veriyor - tutmuyor... Pardon sözü başkan veriyor tutmuyor. Yöneticiler başkanı eleştiriyor, futbolcuları övüyor! “Tamam” diyoruz “futbola dair konuşacak birşeyler bulduk”... Haber geliyor, “Galatasaray uçağında olay! Taraftar uçakta Necati’yi yumrukladı. Uçak kalkmıyor”. Gerets demiş ki, “Ya bu adamlar iner, ya biz!” Sonrasında yöneticiler konuşuyor. Niyazi Yelkencioğlu, “Olay geçmişe dayanıyor. Olmaması gerekir. Bir taraftarın yaptığını bütün taraftarlara mal etmemek lazım”... Olur... Bugün de (dün) Anadolu Ajansı’na bir haber düştü. Fatih Gökşen, “Kimse Galatasaray’ın para almadan oynayan oyuncusuna değil yumruk, fiske bile atamaz. Bunu hiç yakıştıramadım” demiş! Bu lafın üstüne söylenecek söz mü var! Bir de Gerets’e bakalım: O yumruk Necati’ye değil, bana atıldı! “Gerets’e helal olsun” diyen eyyamcı mı olur. O yumruk aslında Gerets’e de değil, Galatasaray’ın mazisine atıldı, hücrelerine işlediği farzedilen spor kültürüne atıldı! Taraftarla uçmaya devam! Ya aleyhte tezahürat yaparlarsa ne olur! Fenerbahçe ligin orta sahası en güçlü takımı Gençlerbirliği’ni uyutarak, durarak - dinlenerek yendi, son 16 haftada 46. puanını aldı. Bir ligde oynuyorsunuz ve o ligdeki en büyük rakiplerinizi de deplasmanda yenip 46 puan topluyorsunuz... Muazzam olmalısınız ama sergilediğiniz futbol kimseyi tatmin etmiyor. O halde kral çıplak geziyor: Süper Lig süper ka-li-te-sizzz! İlhan Cavcav’ın yaptığı açıklama ile 1 ay öncesinden gerilen ortam, Gençler’in fırsatları harcaması, oyun içinde kaleye tek şut atamayan Sarı Lacivertliler’in duran top ustası Alex’in bir Önder’e, bir Nobre’ye attırdığı iki golle devreyi 2 farklı önde kapamasını sağladı. Fark açılabilirdi, Anelka’nın konsantrasyonu biraz yerinde olsa, ya da onun yerine Semih oynasa! Daum yine “Oyuncum yok” diye bağırdı. Aydın ve Ferhat’ı görünce, Olcan’a, Can’a, Mahmut’a yaptığı saygısızlıktı. Olsun, Daum çok başarılı! Beşiktaş ve Trabzonspor da, Kayserispor da bıraktıkları yerden devam ettiler... Pancu’yu, Youla’yı gönderen, Ailton için gün sayan yönetim şimdi de Kallon’u alacakmış... Bir yandan Mehmet’e, Rıza’ya sarılacaksın, diğer yandan Kallon’u alacaksın. Başiktaş’ın sorunu kadrosu değil ki, düzeni! Oyun düzeni de değil... Bir futbolcunun iştahli bir şekilde formasına sarılmasını sağlayamayan düzensizliği... Taraftarın yönetim üzerindeki etkisi, futbolcu üzerindeki baskısı! Bu düzen değişmeden, futbolcular oynadıkları oyundan keyif almadan başarı hayal... Bu öyle bir baskı ki, Ali Tandoğan daha bir tane eli yüzü düzgün orta yapamadı... Hiçbiri kendi kalitesi kadar futbol oynamadı! Trabzonspor 2 avansla oynadığı maçta 13 dakikada 4 gol yiyerek çizgisini korudu! İlk Kayserispor maçında oynayan 9 oyuncusunu transfer, sakatlık ya da başka sebeplerle kullanamayan, defansı ile baştan başa oynanan bir takımın başarılı olma şansı ne kadar olabilir ki... Kayserispor’u ayakta alkışlamalıyız. Başarıyı belediyeden aldığı desteğe bağlayanların aklına şaşarım. Kayserispor’un bütçesi tam 6,5 trilyon... Yani bu işlerin parayla pulla alakası yok. Yenersin yenilirsin, belki üçüncü olamazsın 13. olursun ancak sahip olduklarınla ne yaptığın önemli. Futbolcu kazandırıyorsun, seyreden keyif veren futbol oynuyorsun ve pek çok büyüğü yerle bir ediyorsun. Şampiyonluk budur! Dileyelim böyle devam etsinler... Vestel’i de alkışlayalım, başarıyı transferlere bağlamayalım. Büyük hedefler konulan bir takıma katkı yapsın diye alınan ve oynatılan Arda’yı (18) ve Selçuk’u (20), Caner’in (17) yanına koyup yarışan Ersun Yanal’ı kutlayalım... Beşiktaş’taki hayal kırıklığının hemen ardından Ankaraspor’la anlaşan Rıza Çalımbay’ın Ankaraspor dergisinde bir söyleşisini okumuş, “Önce Türkiye şampiyonu olacağız, sonra Avrupa’da kupa alacağız” demecine inanamamıştım. “Kimse çöpsüz üzümü herhangi bir teknik adama bırakır mı hocam” diye soramamıştım. 6 haftada tükendi, çok yazık oldu... Denizlispor toparlanmış... Yusuf istikrarını korursa ilk onlar kurtulur. Rizespor ve Samsunspor hayati üçer puan aldı. Diyarbakırspor ve Ankaragücü’nün, hatta Gaziantep’in işi çok zor. Yukarıda heyecan kalmadı, heyecanı aşağıda yaşayacağız...

0 YORUM