Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

23 Temmuz 2017 Pazar
İstifa zamanı

Bu istifa çağrım Ersun Yanal’a değil, Levent Bıçakcı’ya... Çünkü futbolun patronu Yanal değil, Bıçakcı... Ve nereye gideceğini bilmeyen kaptana hiçbir rüzgâr yardım etmez...

21 Kasım 2004, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Ukrayna maçının hemen sonrası... Federasyon başkanı kameralara, “Ersun Yanal’ın sonuna kadar arkasındayız” diyor... Çoğu insan katılmasa da karşısında bir irade görüyor. Ertesi gün... Bıçakcı, Fatih Altaylı ile Teke Tek konuşuyor! Değişmiş, ya da şaşırmış. Bir insan, bir lider bir günde değişmez... Medyadaki ağır eleştirilere katılıp katılmadığı soruluyor, “Katılıyorum” cevabını veriyor. “Yanal’la devam mı?” sorusuna, “Görevden almayız. Bizden önce yapılmış uzun bir kontratı var ve daha çok başında” diyor. “İstifa ederse” diye devam ediyor Altaylı, “Değerlendirmeye alırız” cevabını veriyor... Ne anlayalım yani... Medyadaki eleştirilere katılıyorum ifadesi direkt Yanal’ı hedef gösteren bir açıklamadır. “Onu beğenmiyorum, ona inanmıyorum” demektir ki; bir lider birlikte çalıştığı insanları ateşe atmaz... Liderse, inanmıyorsa görevden alır biter... Uzun kontrat bir problem değil çünkü, Bıçakcı’nın söylemediği, bilmesi gereken, belki de bilmediği bir şey var kontratta: Yanal’ın tazminatı yok! Ona güvenmediğinizi söylemek yerine görevden alırsınız, olur biter... Ama lime lime ettirmezsiniz... Göreviniz budur. Ekibinizde bulunan hiç kimseyi yalnızlığa mahkum edemezsiniz. O zaman size kimse güvenmez! “Ona güvenmiyorum ama kontratına saygı duyuyorum” dediğiniz bir insanla geminizi hiç bir limana yanaştıramazsınız... Ersun Yanal’ın yerinde olsam, kendime, ekibime, sporcularıma yüzde yüz güvensem de, sizin gibi liderliğin gereklerini yerine getirmeyen biriyle yola devam etmezdim. Hemen istifa ederdim. Çünkü siz onun yalnız milli takımdaki değil, teknik direktörlük geleceğini de yok edeceksiniz... Aslında, geldiğiniz ilk gün Türk Futbolu’nun “tek” ve “doğal olarak en başarılı” milli takım menaceri Can Çobanoğlu’nu tartıştırmaya başladınız. Yanal’ın kanadını daha en başta kırdınız. Yine röportajda “Almanya’ya gitme şansımızın zayıfladığını” belirtiyorsunuz. Malumu ilan etmek sizin işiniz değil. Siz herhangi bir sporsever değil, Federasyon başkanısınız. Ve iddiadan, hedeften vazgeçemezsiniz! Siz iddiadan vazgeçerseniz, başarıya inanmazsanız, ekibinizi nasıl inandıracaksınız? Yalvararak mı, parayla mı? Bu takımın 7 maçın tamamını kazanabilecek gücü olduğuna inanıyor olsanız, Haluk Ulusoy’un 7 sene boyunca yaptığı gibi, “Gideceğiz. Zor olacak ama bütün maçları kazanacağız” derdiniz. Kaldı ki; grup ikincisi olup, baraj maçı oynama şansımız hâlâ çok yüksek! “Kimsenin yaptığı yanına kalmayacak. Yapılmışları cezalandıracağız. Bundan sonra kimse şike yapamayacak” dediniz, bir ay gazete manşetlerinden inmediniz, gazeteyi ziyaret ettiğinizde Bilal Meşe’nin sorusunun ardından “Bunlardan birşey çıkmaz” ifadesini çekinmeden söylediniz. Yani yaptığınız göz boyamaktı... Fatih Altaylı ile Teke Tek’te Emre’nin cezası ve Tahkim’e yapılan itiraz konuşulurken, “Televizyon görüntülerinden ceza pekala verilebilir. Ben İsviçreli futbolcuya verdim. Beşiktaş’ın itirazı yanlış” diyorsunuz. Sizin oluşturduğunuz Tahkim Kurulu, sizin bu açıklamalarınız yayınlanırken, Beşiktaş’ın itirazını haklı buluyor ve bir anlamda Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nı değil yalnızca, UEFA Tahkim Kurulu’ndaki tek üyemizi mahcup ediyor. Hukukçularınızla bile aynı dili konuşmuyorsunuz, ya da onlar sizin UEFA’da verdiğiniz bu karardan haberdar bile değil... Birileri istifa etmeli. Ve üstelik ne sizin ne de tahkim kurulu üyelerinin uzun bir kontratı yok! Milli takım kurulu tek vücud değil... Hakemlerimiz hata yapmaya devam ediyor. İsimler değişti, uygulama da aynı (3 üyenin para alması), hatalar da... Yönetim kurulu üyelerinde topyekün bir ideale adanmışlık duygusu, birliktelik yok... Ve bunlar sizin başkanlığınızda oluyor... Çok iyi bir insan, çok iyi bir hukukçu, çok başarılı bir işadamı olabilirsiniz ancak iyi bir başkan olamadınız, maalesef...