Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Irkçı mı, değil mi?

Futbol Federasyonu toplu küfürün bitirilmesi amacıyla vereceği astronomik para cezalarını açıkladığı gün, ırkçılıkla savaş konusunda da kararlı bir tutum sergileyeceklerini belirtmişti. Ve ırkçı davranış ve söylemlerin cezası küfürden de ağırdı: 3 puan silinecek.

22 Ağustos 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

‘Mehmet Olunmaz, Mehmet Doğulur’ kimi kesim tarafından esprili bir eleştiri olarak algılansa da iyi tartışılmadı. Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözcük kılavuzunda ırkçılık bakın nasıl tarif edilmiş... Irkçılık: İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın, başka ırklara üstün olduğunu savunan öğreti... Pekala, “Benim ırkım senden üstün, sen bizim gibi olamazsın” anlamı da taşıyor... Bu konuda önce taraftar, sonra da yöneticilere büyük görev düşüyor. Taraftarlar şirinlik olsun diye dahi bu tür bıçak sırtı parkartlar hazırlamayacak, tezahüratlar yapmayacak, yöneticiler de statlarına hakim olup bunları tribüne sokturmayacak. Çünkü federasyon temsilci veya gözlemcileri bu kadar dikkatsiz, hukuk kurulu üyeleri bu kadar hoş görülü olmayabilir... Siz birilerini aşağılamak için bu kadar ‘yaratıcı olursanız’ size birşey olmaz da, kulübünüzün sahada kazandığını siz tribünde sildirirsiniz. Ayrıca ülkemizin tanıtımına çok da kötü etki edersiniz. (Bu pankartın ırkçı olup olmadığı konusunda görüş ayrılıkları var. Sizlerin görüşlerini de bekliyorum...) Aurelio ve Nobre’nin askerlik sorunu! Bu konuda da çok yorum yapıldı; ‘vatandaş oluyorlarsa askerlik yapmalılar’ diye... Askerlik kanunumuz net, ecnebi vatandaşlar kendi ülkelerinde askerlik görevini yapmışlarsa Türkiye’de bu görevden muaf oluyorlar. Ancak ulusal bir seferberlik ilan edilirse bu muafiyet ortadan kalkıyor. Aurelio’nun kendisinden istenmese de askerlik belgelerini ibraz ettiğini öğrendik. Nobre’nin durumunu Beşiktaşlı bir dosta sorduk, “Bilmiyorum, ama yapmadıysa Tümer’le birlikte gidip bu kutsal görevi yerine getirir” cevabını aldık. Sonra öğrendik ki, Nobre de askerliğini yapmış. Büyük bir dertten daha kurtulduk! İbrahim’in kendisine ettiği İbrahim Akın genç yaşta Beşiktaş formasını giyme şansı elde etmiş şanslı bir kaç yüz futbolcudan biri. Çok yetenekli, ama gelişmiyor. Daha uzun süre bulmak istiyor, bulamıyor. Her fırsatta kendisini bir daha kanıtlamaya çalışıyor. Sonrasında da İzmir’deki gibi tepki görüyor. Üstelik o kadar çok kendini düşünüyor ki, Delgado maçı bitiren golü atıyor, o kendi kaçırdığı golde takılıp kalıyor, dövünüyor... Bir pozisyonda Fahri’yi, bir pozisyonda Burak’ı topla kaleye sokabilirdi, kendi vurmayı yeğledi. En sonunda Delgado’nun golünde üzüntüsü çok net bir biçimde ekrana geldi... Eskiden şans oyunlarını sevdiğini duymuştum. Bir abisi, “Oynama oğlum bunu. Büyük ikramiye çıktı sana. Beşiktaş’tasın, adam gibi yaşarsan 12-13 sene oynayacaksın” demiş. Şimdi kötü alışkanlıklardan vazgeçmiş. Ancak, yalnız kendisi için oynarsa, büyük ikramiye gider, farketmemiş. Kredisi var, bitirmek de yücelmek de kendi elinde... Hep beraber izleyeceğiz. İnşallah kendisini hatalarından arınmış göreceğiz. Küfür yasak beddua serbest mi? Televizyondan maç izlemek oyunun tamamını analiz etmeyi engellese de, çok sayıda kamerayla yapılan çekimler bir çok detayı yakalamamıza yarıyor. Manisa Vestel-Galatasaray maçının ilk yarısında Ayhan faul bayrağı kaldırmayan hakeme çok net bir biçimde, “Allah belanızı versin” dedi. Hakem duydu mu duymadı mı, gördü mü görmedi mi bilmiyorum, o ekrana yansımadı. Ancak bir futbolcu size hararetli bir şekilde isyana geliyorsa yanınızdan 20 metre uzağa gidene kadar (4 saniye) takip edeceksiniz... Biliyorum ki, beddua küfürle eşdeğer. Bir futbolcu ancak böyle haklıyken haksız duruma düşer. Ayhan da, hakemler de dikkatli olmalı...