Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

07 Aralık 2016 Çarşamba
Hakeden kazansın

Fenerbahçe eksik rakibi Manisa'dan 5 gol yiyip dönerken, Galatasaray Rize'yi 4 golle geçti. Ancak Sarı-Lacivertliler'in hala bir şansı var... Denizlispor ve Gaziantepsporlular ateşle oynuyorlar

18 Nisan 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Fenerbahçe, İnönü Stadı'nda Beşiktaş'ı yenmesinin ardından, Galatasaray'ı Ali Sami Yen'de Nobre'nin golüyle devirip puan farkını 6'ya çıkarttığında, şampiyonun en erken belirleneceği sezonun yaşandığını düşünmüştük. Ekonomik güç, stadyum farkı, moral değerler, kadro zenginliği hep Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu işaret ediyordu. Ancak birbirine sarılan Galatasaraylı futbolcular, tavşanla yarışan kaplumbağanın öyküsünde olduğu gibi; kararlı, azimli bir takiple 14. haftada 6 puan gerisinde oldukları rakiplerinin, 3 puan önünde Saracoğlu'na çıkma fırsatı yakaladılar... Haftanın sürprizi Manisa'daydı. Daha 2 hafta önce sadece Zelenka'dan yoksun bu kadrosuyla Diyarbakırspor'dan 3 yiyen ev sahibi takımın, 1999-2000'den bu yana ligde 5 gol yemeyen Fenerbahçe'yi, 5 golle uğurlaması inanılır gibi değildi. Bir tarafta Anelka karşısında Caner, bir tarafta Alex karşısında Zafer Şakar, bir tarafta Arda karşısında Tuncay... Vestel dar kadrosuyla yapabileceğinin neredeyse en iyisini yaparken, Fenerbahçeli futbolcuların hemen hepsi takım oyunu olarak da, bireysel olarak da en kötü performanslarını sergiliyorlardı. Vestel için itibar maçıydı. İletişim probleminden muhakkak kurtulması gereken V.Manisaspor kurmay heyeti ve yöneticileri bu maçta sakat oldukları bilinen futbolcuları, kulübeye çekmemişlerdi. Her mesajlarında "haber almak için bir telefon çevirmeyen" medyayı suçlamaktansa, hiç değilse kendilerini arayıp sakatları öğrenmeye çalışan muhabirlere, "yalnızca Selçuk sakat" diyen yetkililerine doğru bilgi versinler! Futbolcular da "büyük takım" olmanın yolunun yalnızca büyük kulüp takımlarına karşı değil, her maçı aynı ciddiyetle oynamak gerektiğini öğrenmeliler. Bu kadar yatırım Anadolu'nun büyüğü olmak için yapılmaz ve büyüklüğün ciddi faturaları vardır. Doğal olarak da sorumluluk teknik heyetle, futbolcuların omzundadır. Hayati bir maç kazandılar. Yoksa hiçbir şey ne Yanal ne de futbolcular için eskisi gibi olacaktı. Geriye bakıp dersler çıkartmak ve kendine düşman yaratmadan yürümek lazım. Daha 4 büyüklerden kimseyle de rakip olmadılar. Sezon başından bu yana Daum'u eleştirdik. Bu maçta da Tuncay'la Ümit'in arkasına atılan paslara bulamadığı çözüm için söylenecek çok şey olabilir de, kendisinin önleyemeyeceği bireysel hatalarda fatura başka yere kesilmeli. Çünkü değil hocayla, hocasız antrenman yapsalar Rüştü, Servet ve Tuncay gibi futbolcular bu hataları yapmamalılar... Maçtan sonra bir dizi iğrençlik de sahnedeydi... Taraftarı eğlendirmekle yükümlü kişi, mikrofonla rakip camiayla alay edince, ortalık birbirine girdi. Malasef emniyet güçlerimiz yine yetersiz, yine etkisizdi. Kırılmış 750 koltuk var, onlarca yaralı, yüzlerce ruhen hırpalanmış insan. Gözaltına alınan insan sayısı 1... O da animatör. Polisimiz taraftara müdahale etme tekniğini de bilmiyor, gerçekten olay çıkartan taraftarı alıp, stada sokmamayı da... Fenerbahçe'nin beklenmeyen mağlubiyeti, Ali Sami Yen'i doldurmuş, taraftarı coşturmuştu. Ancak puan farkını açma şansı da futbolcularda gözle görülür bir stres yaratmıştı. Song'un beklenmeyen sakatlığı taraftarı, hem Rize hem de Fenerbahçe maçları için ürkütse de, deneyimli oyuncuların sahneyi bırakmaması Galatasaraylılar'ın Saracoğlu'na 3 puan avantajla gitmesini sağladı. Verdiği 17 gol pasıyla, kendi stadında kendisine küfredenlere inat, kariyerinin en başarılı sezonunu geçiren Hasan Şaş, ve oynadığı ilk 25 maçta yalnızca 5 gol atmasına rağmen Karan'sız bir dönemde son 2 maça 4 gol sığdıran Hakan Şükür'dü Galatasaray'ı omuzlayan. Üstelik Hakan, gol atmasının dışında uzun süreler sonra ilk kez gerçek bir hücum pres de yapıyordu. Son 3 senede zirveye yaklaşan ancak finali iyi yapamayan Sarı-Kırmızılılar, Fenerbahçe'nin üzerindeki baskı ve hızlı hücumlara karşı yapılan olağanüstü defans hatalarından yararlanıp, belki de Saracoğlu Stadı'ndan 6 puanlık farkla ayrılacaklar. Beraberlikte de, ekstra bir berabere kalma hakkı kazanacaklar. Fenerbahçe'ye kaybettikleri maçtan bu yana 16 maçta 13 galibiyet alıp 3 kez de berabere kalan Galatasaraylı futbolcular sonuç ne olursa olsun alkışlanmalılar... UEFA biletini Türkiye Kupası'ndan neredeyse kapmış olan Beşiktaş, Tigana'nın Jun'a da şans verdiği, iyi oynayan Gökhan Güleç'in kenara alındığı maçta, Gaziantepsporlu genç Barış'ın hatasından bir puan alırken, UEFA için tek şansı lig 3.'lüğü olan Trabzonspor, bir Avrupa Kupası maçında yaşanması halinde insanı utançtan sokağa çıkarmayacak elektrik problemi yüzünden, iki gün süren maçta Diyarbakırspor'u 3 golle aştı. Hala fikstürleri zor ancak hem deneyimli hem kaliteli futbolcuları var. 3.'lük kolay, ancak başarı olup olmadığı su götürür... Aşağıda da Hasan Şengün gerçeği var. Kariyerinde ilk kez profesyonel A takımı çalıştıran 'dobi Hasan' ilk 4 maçında berabere kalmış, ancak Samsunspor bunların hepsinde iyi oynamıştı. İyi oyunun ödülünü Denizli'de aldılar. Rakibi ateş hattına çekerken, 1. Lig'de yaşama şansı buldular. Denizlisporlular, Samsunsporlular, Malatyasporlular, Antepliler uykusuz geceler çekecekler. Ne diyelim, hakeden kazansın...