Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

06 Aralık 2016 Salı
Güçlü olan kazanır

İyiler her zaman kazanır mı, bilemem... Ancak güçlüler kazanır. Organizasyonu ve kadrosuyla rakiplerinin bir hayli önünde olan Fenerbahçe, Galatasaray’dan sonra Trabzonspor’u da yenip mutlu sona yaklaştı

02 Mayıs 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

53. dakikada önce Szymkowiak’ın, sonra Hasan’ın topları direkten dönüyor, devamında Rüştü Fatih’in vuruşunu da kurtararak, kulübünün şampiyonluk umudunu ayakta tutuyordu. Aslında direkten dönen ‘top’ değil, Galatasaray’ın şampiyonluğuydu... 96’nın rövanşını almak için sahaya çıkan Trabzonspor’un futbolu, Fenerbahçe’nin gücünü de vurguluyordu. Hepsi ülkelerinin milli takımında oynayan Fatih, Gökdeniz, Hüseyin, Szymkowiak, Yattara gibi genelde hücum karakterli futbolculardan oluşmuş ekip, ilk yarıda orta sahayı bir kez geçiyor. Gol bulduğu pozisyonun başında, gazetedeki arkadaşlarımız, ‘Trabzonspor abarttı. Hücuma çok kalabalık çıkmaya başladılar’ diyorlardı. Bu arada Trabzonspor rakip yarı sahada iki kişi; birisi ortayı yapan Fatih Tekke, diğeri de 40 metre koşu yapan Szymkowiak’tı... Bütün bunları Trabzonspor’u küçük düşürmek için değil, Fenerbahçe’nin rakipleriyle güç farkını ortaya koymak için yazıyorum. Fenerbahçe ilk yarıda belki hiç bir şey oynamadı ama bu ülkenin en güçlü takımlarından birini geriye düştüğü maçta evinde devirmeyi başardı. Öyle bir güç ki bu, defansın en önemli oyuncularından Luciano yok, forvetteki etkin isim Nobre yok, Fenerbahçe’de eksik yok. Alex dışında herhangi bir eksik hangi mevkide olursa olsun Fenerbahçe’de sırıtmaz. Alex’in olmadığı maçlarda da belki usta futbolcu bulunmaz ama tempo yükselir, pres daha etkili olur ve Fenerbahçe Türkiye’de oynadığı her maçın favorisidir. Maçın yıldızları bulduğu her fırsatı neredeyse iyi değerlendirmesine rağmen, yedeklikten kurtulamayan Semih’le, formunun zirvesindeki Deniz’di. Ve Fenerbahçe Yönetimi kapris yapmak yerine Deniz’in tazminatını daha önce ödeseydi, emin olun Vestel Manisa maçı da böyle kaybedilmezdi. Başkan Nuri Albayrak, “Şampiyonluk vizesi Trabzon’dan geçer” demişti, öyle de oldu. Ancak Trabzonspor, Galatasaray maçını da aynı anlayış ve tempoda oynasa yorumlar ne olurdu, herkes kendi kendine söylesin... Hiç bir şey yaşanmamış maçtan önce baltalarıyla yakalanan taraftarlar ile maçtan sonra Fenerbahçeliler’in stadı polis minibüsüyle terketmesi Türkiye’nin dramatik ancak gerçek fotoğrafıydı. Baltalı ilahlar, büyük ihtimalle Saracoğlu’ndaki ilk maçta tribündeki yerlerini de alacak... Ali Sami Yen’de gözler sahada, kulaklar Trabzon’daydı... Maç ilk 15’te bitti. Seyircisi, futbolcusu, Avni Aker’den müjde bekledi. 4 gol attılar, ancak umutlarını iyice zayıflattılar. Ali Sami Yen’den ve İnönü’den sonra Türkiye’nin en zor deplasmanından da üç puanla dönen rakiplerinin, ne Erciyes’e ne de Denizli’ye puan kaybedeceğine inanıyorlar. Top yuvarlak olsa da, maç oynanmadan kazanılmasa da, Fenerbahçe galiba işi bitirdi. Gerets’in Fenerbahçe maçında sahaya sürdüğü kadro çok eleştirilmiş, Gerets de, “Diğerleriyle çıksam da değişmezdi” demişti. En çok eleştirildiği 2 futbolcudan Uğur’un 18’e dahi alınmaması, Ferhat’ın kulübede tutulması, Belçikalı’yı tartışılır hale getirdi. Fenerbahçe’yi deneyimli ve şampiyon sporcularla değil de, kendi yarattığı takımla yenmeyi düşünen Gerets, hevesi kursağında kaldıktan sonra bu çocukları bu maçta da oynatmalıydı. Ya da diyeceği şudur: Yanlış yaptım... Hoş Gerets Fenerbahçe maçında yanlış da yapmış olsa, bu takımı şampiyonluk ortağı yaparak, gencecik çocukları Türk Futbolu’nun hizmetine sunarak, rakip camiaları ve hakemleri suçlamayarak görevini iyi yaptı. Ve hala küçük bir umut da olsa şampiyonluk şansları var... Ankaraspor Teknik Direktörü Giray Bulak maçtan sonra, “Bir hafta önce hangi maçın nasıl biteceği biliniyordu!” derken haklı bir tespit yapıyor, küme düşme hattındaki Diyarbakırspor hariç herkes kazanıyordu... Hasan Şengün’le birlikte şanssızlığını kıran, 4 beraberliğin ardından kazandığı 2 galibiyetle umudunu artıran Samsunspor zorlu ve amacı olan rakibi Gençlerbirliği’ni son dakikalarda bulduğu iki golle ve hakkıyla devirdi, Malatya ile final oynama hakkını eline geçirdi. Malatya’yı yenerlerse herkes kendilerine şapka çıkaracak, beraberlik halinde muhtemelen önümüzdeki sezon Samsunspor 2. Lig A Kategorisi’nde olacak... Son 4 haftada kazandığı 10 puanla lig lideri olan Malatyaspor, Ankara’da seyircisiz oynama avantajını iyi kullandı. Ankaragücü’nün bir topu direğe takılırken, Sedat’ın rakip kaleye atması halinde haftanın golü olacak vuruşunda Orkun çaresiz kaldı. Malatyaspor-Samsunspor maçı bu hafta sonucu önceden bilinemeyecek karşılaşma ve son yıllarda böyle maçlara hasretiz... Denizlispor-Diyarbakırspor maçında elde edilen skor, Diyarbakırspor için Süper Lig macerasının şimdilik bittiği anlamına geliyor. Bu skor Denizli’yi de kurtarmıyor. Denizli belki Rize’yi yener de, diğer maç sonuçları son haftada ligin en güçlüsüyle oynayacak Yeşil-Siyahlılar’ı belki çaresizliğe mahkum eder. Keşke diğer maçlar da adil oynansa... Bütün maçlar adil oynansa, hakedenler kazansa... Kimse kimseye yalvararak değil de, bileğinin hakkıyla ligde kalsa... Erciyesspor’u “Ekstra motivasyon” suçlaması yüzünden Bülent Tulun’u yerden yere vurmuş, elinden gelenin en iyisini yapan Kayseri temsilcisini her maça asılıyor diye övgü yağmuruna tutmuştuk. Diyarbakırspor’dan sonra düşme korkusu büyük olan Rizespor’a da kaybeden takımın yıldızı Cenk, maçtan sonra düşme hattındaki rakiplerden özür diledi. Bu da birşey ama, bu skor Rize’yi değil belki Denizli’yi de kurtaracak. Özür dilememeli kimse, herkes her maçı sonuna kadar oynamalı! Temiz maçlar izleme dileğiyle...