Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

21 Temmuz 2017 Cuma
Fener’in suçu ne!

Ezeli rakibiyle puan farkını 6’ya çıkaran Sarı-Lacivertliler, ligde yürüyerek kazanıyor, Avrupa’da tam tersini yaşıyor. Lig kalitesi yükselmezse, Fener Avrupa’da 2107’de dahi şampiyon olamaz

29 Kasım 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

13Ağustos 2005... Bu tarih Fenerbahçe’nin Türkiye Ligi’nde son puan kaybettiği Diyarbakırspor maçının tarihi. Dile de kolay, bu Fener’e de... Sarı-Lacivertliler 12 maçtır neredeyse hiç zorlanmıyor, ihtiyacı olduğu anda vites yükseltiyor, taraftar açısından sıkıntılı maçları bir şekilde kazanıyor... Dünyanın en önemli ikinci derbisi, Türkiye’nin birincisiyle ikincisi Ali Sami Yen’de karşılaştı. Kadro kalitesi, psikolojik üstünlük, ibreyi Fenerbahçe’ye çevirdi. Kadro kaliteleri ve futbolcuların deneyimlerine rağmen sergilenen futbol Türkiye Ligi’nin kalitesini de gösterdi. Takımın beyni, düşünen, gören, veren futbolcusu Alex de oynasaydı, ne olurdu kim bilir! Bu kadro Avrupa’da hüsran üstüne hüsran yaşıyor, Türkiye’de firesiz yürüyor gidiyor. Yani ligimiz ne deve ne kuş... İsviçre’de “ihraç edilmememiz” için savunma yapanlar, lig kalitesini artırmak, altyapıdan yeterli kalitede oyuncuların yetişmesini sağlamakla uğraşıp proje üretse, adı birlik olan kurumlar önce ligimizde eşit rekabetin yapılmasını sağlayacak projeler dayatsa, nefes alacağız. Yoksa istisnalar dışında Avrupa’da ilk turlarda elenmeye, üç büyüklerin rekabetiyle liglerimizi bitirmeye devam edeceğiz. Fenerbahçe’yi Avrupa’da zorlayan en önemli neden yabancı sayısındaki sınırlama değil, ligin kalitesizliğidir. Fenerbahçe devrimi yaptı. Daum eldeki malzemeden yeterli verim almasa da bu yükseliş sürer. Ancak en kaliteli rakibi Galatasaray olan Fenerbahçe, en kolay rakibi kendi ayarındaki takımları nasıl elesin! Milan maçına tek forvetle ve hiç oynamayan isimlerle başlayan Daum’un derbiye çift santrforla başlaması, istatistik sevdasını gösterirken, takımın en çok gol atan birinci, en çok asist yapan ikinci ismi Ümit Karan’ı yedek başlatması, Gerets’in de tarih sevdalısı olduğunu göstermedi mi? Bizce Ümit’in ismini değiştirme zamanı geldi, geçiyor... Trabzonspor’la Beşiktaş kazanıp yaralarını bir nebze sararken, Ertuğrul Sağlam’lı Kayserispor, gövde gösterisi yaparak Gaziantepspor’u da 4 golle devirdi. Deplasmandaki bu galibiyet istikrarın, gücün göstergesi olmakla birlikte, Kayserispor’un kadro planlamasının, teknik adam atamasının, yönetim başarısının da altını çiziyordu. Beşiktaş ve Trabzonspor, hatta Galatasaray’ın yöneticileri çok konuşmaktansa, Kayserisporlular’a şu soruyu sorsunlar: “Nasıl başarıyorsunuz?” 4 büyüklerin camiaları büyük, Kayserispor ve benzerlerinin ise takımları... En büyük otoritenin (!) milli takım antrenörüyken ismini bilmediği, muhtemelen Gençlerbirliği’nin başındayken de bilmediği Mesut Bakkal, takımını her hafta biraz daha iyi oynatıyor, Alkaralar puanları üçer üçer alıyor. 2. lig A Kategorisi’nde oynamadan, direkt Süper Lig’e yükselen Mehmet Çakır, Ailton ve Jun gibi isimleri milyon eurolar akıtıp, alanlara “Akıllı olun, burnunuzun önüne bakın” mesajı vermeye devam ediyor. (Keza Kayserisporlu Gökhan da...) Vestel ve Diyarbakırspor altın kıymetinde üçer puan aldı. Ancak Malatyaspor’un kazanması ve Samsunspor’un Ankara’da bir puan çıkartması, camialara umut ışığı yaktı. Bu iki takım ve Denizlispor hem deplasmandan ekstra puan çıkartmak, hem de evinde puan kaybı yaşamamak durumunda. Şakası yok, düşerler...