ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Daum’a yeni ders

22.03.2005

Sadece şampiyon yapmak yetmiyor, futbolcudan en yüksek verimi almak da gerekiyor. Aynen Giray Bulak’ın yaptığı gibi. Ders dediğin 90 dakikada alınmaz ki, ömür harcamak lazım!

Dahi yakıştırmasının neden yapıldığını bir türlü anlayamadığım Daum, UEFA’da çok üstlere belki de kupaya taşıyabileceği takımını, ligde Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’a karşı her açıdan sahip olduğu avantajlara rağmen şarampole sürmeye devam ediyor. Tabloya bakınca güle oynaya şampiyon olmak iş değil dedik durduk. O da güle oynaya şampiyon olmayı seçti; çalışmadan, çalıştırmadan... Konuşmadan, oyuncularına sarılmadan... Elindeki çok alternatifli, derinlikli kadroyu takım yapmadan... Kaybetti, bu kez hiç değilse oyuncuları ve rakibi suçlamadı, “Ders çıkaracağız” dedi. 50 milyon euroya kurulamayacak bir kadronun 5 milyon euroya kurulabilecek bir takıma ezilmesinin gerekçeleri ders olur da; bu ders 90 dakikadan çıkmaz. Bu kadar üretkenliğe rağmen, futbolcularından ortalama yüzde 80 verim alan, medyada Daum’un binde biri kadar yer verilmeyen Bulak’tan “bir takım, bir sistem yaratmak” dersi muhakkak alınmalıdır. Daum ders almakla birlikte, futbolcularının İbrahim ve Burak gibi iki mütevazı defans oyuncusu karşısındaki acizliklerinin sebebini açıklamalıdır. Aynı şekilde Servet ve Luciano’lu defansın Ömer Rıza karşısındaki çaresizliğinin nedenlerini de... Rakibin orta saha oyuncusu iki gol atarken kendi orta saha oyuncularının neden 40 metre geride olduğunu da! Mümkünse takımın hangi sistemle oynadığını da! Bu Fenerbahçe her şeye rağmen şampiyonluğun en büyük adayı... Stajyer diye tanımladığımız, ama liderliğini alkışladığımız, sporcularının neredeyse tamamının inandığı Hagi’den de ders almalı... O kadar yoklukta, yalnızlıkta, kimi zaman yönetimlerine, kimi zaman taraftarlarına rağmen yürümeyi başardılar, Ankaraspor’a 4 gol atıp umudu son 9 haftaya taşıdılar. Hakan’la, Necati’yle hazırlanış ve yapılışı öyle güzel 3 gol buldular ki; umutlu olmak için çok sebepleri var. Üstelik artık sıkıntılı geçebilecek deplasmanlarda endişelerini azaltabilecek bir de Ribery... “Takım” olmak, “takım yaratmak” önemli iş! Hoş Mondragon Erman’ın karşısında bir buz dağı gibi durmasaydı, Galatasaray’da da çok kazan kaynardı. Beşiktaş futbol kalitesinden çok, mücadelenin ön plana çıktığı maçta kendisinden çok zirvedekileri sevindiren bir galibiyet kazandı. Trabzonspor’un 2 rakibiyle de deplasmanda oynayacağını düşününce Şampiyonlar Ligi’ne ikinci olup gitmesi bile zorlaştı. Haftanın en hoş gelişmesi ise Beşiktaş’ın küfüre karşı başlattığı kampanyaydı. Taraftarlar 88’de teker patlattılar. Umarım bundan sonra o da olmaz... Çünkü bu galibiyet istatistiki bir bilgi olarak kalacak ama kampanya başarıya ulaşırsa, geçtiğimiz hafta sonu ve Beşiktaş yönetimi tarihe altın harflerle kazınacak... Ligin ortasında bir deprem yaşandı... Bir kısım Malatyaspor taraftarı çok şaşırtıcı bir biçimde önce kendilerini komadan çıkartıp UEFA’ya taşıyan yönetimini ve Hikmet Tanrıverdi’yi, sonra da bu ülkenin en değerli teknik direktörlerinden Aykut Kocaman’ı istifaya çağırdı, oyuncularını ıslıkladı... Dua etsinler Kocaman istifadan dönsün. Başkanın inandığı bir adamı küstürenler, bir sonrakinde Tanrıverdi’yi de yitirirler... Malatya sahipsiz kalmaz da demesinler, son ikinci lig serüvenleri tam 11 yıl sürmüştü! Sakaryaspor çok eksiği olan haftada çok hayati bir maçı kazandı, kendini Kayserispor İstanbulspor’la berabere kalınca kendini düşme hattının üstüne attı. Sebat’ın kazanması da onlara yaradı. “Gerçek” Yusuf’lu Sebat değil İstanbulspor ve Kayserispor’u, kimi yense şaşırtmaz...

0 YORUM