Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Coşkun Hoca’dan inciler...

Futbol dünyasına ilişkin yaptığımız her yorum, maalesef spor adamları tarafından ertelenir, çözümler gecikirken, gerçek futbol adamlarına yer vermediğimizi farkettik...

15 Kasım 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Gündem bu kadar yoğunken, ‘Günlük’ için gerçek bir futbol adamı, hayatını futbolla geçirmiş Coşkun Özarı’yı seçtik... Coşkun Özarı, herkesin bildiği gibi ‘hocaların hocası’. Bugün Fatih Terim italya karşısında 54. kez milli takımın başında sahaya çıkacak ve Coşkun Hoca’nın rekoruna ortak olacak... Raşit Altun ve ben, bol kahkahalı ve kısa bir söyleşi yaptık. işte hocanın Fatih Terim’le yaşadıkları ve bazı anıları: Erkeksen kırık ayakla oyna! Fatih Terim’i ilk ben oynattım isviçre maçında. Sonra hiç çıkartmadı formayı. Televizyonda kendi söyledi, “Sabaha kadar uyuyamadım. Acaba oynatacak mı, oynatmayacak mı?” diye. O maçta da enteresan bir olay oldu. Takım da, Fatih de çok iyi oynuyordu. Fatih’e bir tekme attılar. Doktorlar gitti, işaret ediyorlar ‘değiştirmek lazım’ diye. Ben de çıkartmak istemiyorum, iyi oynuyor. Koştum, hakikaten kemiği gözüküyor, öyle bir tekme yemiş. Tek göz yatıyor. “Fatih kalk” dedim, “Oyna, sağlam ayakla herkes oynar, erkeksen bu ayakla oyna.” “Oynarım hocam, oynarım” dedi ve oynadı. Teknik direktörlük teklifi! Fatih, Ankaragücü’nün başına geçince, başkanı Oğuz Çarmıklı ona demiş ki “Sen tecrübesizsin, başına bir teknik adam getirelim.” Fatih, “Kabul etmem, giderim” cevabını vermiş. “Hiç kimseyi mi kabul etmezsin?” diye sorunca Fatih, “Bir tek Coşkun Hoca ile çalışırım” demiş. Beni aradı. “Bak oğlum, bana inanır mısın? diye sordum. “Tabii hocam sana inanmayacağım da kime inanacağım?” dedi. Sen de, “Sen bu işi tek başına götürürsün” cevabını verdim. “Sağol hocam” dedi ve başlayış o başlayış... Menderes’in saat hediyesi Futbolcuyken bir kere prim aldım, Macaristan’ı yendiğimizde. Macarlar ingiltere’yi, ingiltere’de perişan etmiş bir takım. Kimsenin aklına yeneceğimiz gelmedi ki. 150 lira aldık... Başbakan Menderes de bizi Ankara’ya davet edip arkasında imzası olan bir saat armağan etmişti. En büyük transfer parasıBiz 1954-55’te Turgay Şeren’le kulübe gittik. 5’er bin lira verdiler. En büyük transfer parası. Paraları cebimize koyduk. En büyük transfer parası iki cebe sığıyordu. Orada 5 bin 250 liraya Playmouth arabalar vardı. Turgay uyanık ya, “Sen bana 250 lira ver, ben sana sonra vereyim.” dedi. Dedim ki, “Yemezler!” Alamadık. O zaman en büyük transfer parasına bir Amerikan arabası alınamıyordu. şimdi cip veriyorlar da futbolcular markasını beğenmiyorlar! Kaloriferle ısındılar! Matrak bir şey anlatayım mı? Fener’in başında eski futbolcu bir antrenör var. Ben de yeni gelmişim. Geldik, ilk maçlarım. Fenerbahçe’yle oynayacağız. Ben sahaya 15-20 dakika önce çıkarttım takımı ısıtıyorum. Fenerbahçeli Basri falan var. Anlatıyorlar bana. Demişler ki, “Abi bak çıktılar ısınıyorlar” o da cevap vermiş, “Salak mısınız, bakın burada kalorifer var!” 1-1 bitmişti o maç. Çaylar fişle verilirdi İlk Hasan Polat zamanında milli takım hocası oldum. Çok kez istifa ettim. Çünkü çaresiz kalıyorduk. Çocuklar iyi otelde kalıyor, biz kötü otelde kalıyorduk. Çünkü tahsisat az geliyor. Yemek listesini ben yapıyorum, Ankara’dan bir tanesini siliyorlar. Sonra çocuklara Ankara’dan bir adam geliyor, birer çay, birer kahve fişi veriyorlar! Bir sefer izmir’de bölge müdürü vardı. Antrenman için maçtan 1 gün önce sahayı vermedi. Biz de kapıyı kırdık girdik içeri. Formayı kim bulmuş ki! O dönemde yok forma-morma, deli misin sen! Bir tane formayı kaybedersen parasını ödersin. Neler çektim ben. Avusturya’yı yendik: 3-1. 30 senelik tarihinde kimse yenememiş. Ben de dedim ki, “Çocuklar iyi bir primi hakettiniz.” Erdal oynuyordu, Dobi Hasan oynuyordu, Beşiktaşlı Necdet oynuyordu. Eskişehirli ismail falan... Federasyon toplandı, dediler ki, “Milli maçta prim olmaz. Vatan meselesi.” Ben de istifa ettim. Bu kez de ben istifa etmeyeyim diye birer kol saati aldık. Madalyasını takmak isterim Fatih beni geçecek tabii. Gururlanmaz mıyım onunla? Futbolculuk döneminden beri çok iyi yerlere geldi. Her zaman önünü inikler, saygılı davranır, ben de onu çok severim. Onun için beni geçmesi bana gurur veriyor. Üstelik bir Galatasaraylı’nın geçmesi daha da gururlandırıyor. Hoca olarak 50. milli maçımda bana altın madalya takmışlardı. Eğer imkan olsa federasyon 55. milli maçında Fatih’e madalya verse, inşallah ben takarım... Ayı oynatmak yasaklanınca... İhtilâl oldu biz de kamptayız. O zaman portatif radyolar var. Yürüyüşteyiz. Suphi diye de bir çocuk var. Gökmen’le çekişiyor ama genelde Gökmen oynuyor. istanbul’da general var. Her gün tebliğ yayınlıyor: Işıklar sönecek, gece 10-12 arası şurası kapanacak falan. 6. maddede de işte şöyle bir yasak. Sokaklarda ayı oynatıyorlar. şikayet var. “Bundan sonra ayı oynatmak yasak, cezası da 6 ay!” Birdenbire bu Suphi koştu geldi, “Hocam” dedi, “Yandın!” “Neden?” dedim. “Mecburi” dedi, “Bu hafta beni oynatacaksın.” Dedim ki, “Haydi oradan.” Cevap verdi, “Vallahi-billahi yanarsın hocam bu Gökmen’i oynatırsan. Çünkü ayı oynatmak yasak!” Gökmen’e anlattım, ölüyor gülmekten...