Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

17 Ocak 2017 Salı
Büyüksünüz!

Anelka’nın el ve faulle attığı gole “el değmemiş bir lig istiyoruz” pankartıyla cevap veren “diğer” büyükler, adil bir yarışma istiyorlarsa, havuz gelirlerinin herkese eşit dağıtılmasını da isteyeceklerdir!

04 Ekim 2005, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Feci bir futbol haftası daha yaşadık. Fenerbahçe’nin PSV, Beşiktaş’ın Malmö maçlarından galibiyetle ayrılması içimizi ısıtsa da Galatasaray’ın sıradan bir rakibe sıradan bir futbolla elenmesi üzüntü vericiydi. Daha üzüntü verici olanı 500 yıllık kültür birikimine sahip olmakla övünen camianın taratarları en az onlar kadar üzülen Ergun Gürsoy’u tartaklamayı dahi deniyordu! Ne birikim! Sonra yıllarca unutulmayacak bir hakem kararı geldi, takke düştü kel göründü... 72. dakikaya 2-0 önde giren Konyasporlu futbolcular Mehmet Yozgatlı’nın ortasında Anelka’nın elle ağlara gönderdiği topa, Özgüç Türkalp “gol” kararı verince darmadağın oldular. Anelka, “sarı kart görmesem” diye bakarken hakemin santrayı göstermesi üzerine “Gerçekten büyük kulüpteymişim, gerçekten!” duygusunu yaşamıştır. Hakem görmedi, yardımcı görmedi, 4. hakem görmedi. Karar yalnız Konyalı değil, hiç bir futbolseverin içine sinmedi. Fenerbahçe’yi bu sezon yenen ilk belki de yenecek tek takım olma hayalini gerçekleştirmeye 18 dakikası kalan Konyasporlular mağlubiyetin ardından Aykut Kocaman’ın “teknik direktörlüğü bırakma kararıyla” bir kez daha sarsıldılar. “Bu düzen, bu sistem kurban istiyor. Böyle olacaksa bana para vermenizin de anlamı yok. Ve benim gücüm kalmadı” diyen Kocaman, göz göre göre emeklerinin, hayallerinin çalınmasının travmasıyla (doğru olmayan) “şık” bir karar verip, anlamlı bir protesto yaptı. Üzücü olan taraf Rize’den sonra Konya’da da el yordamıyla galibiyetin kapısını aralayan Fenerbahçe camiasında hocasından yöneticisine tek kişi pozisyon hakkında yorum yapmadı. Yakışmadı. Kocaman’ın İstanbulspor’un başındayken Fazlı’nın elle atıp, galip gelmelerini sağlayan gol sonrası, “Böyle atılmış bir golle galip geldiğimiz için üzgünüm” demecini hatırlayınca Daum’la farkını da gözleme şansımız oldu... Hakemin kararı utanç vericiydi, Fenerbahçe yönetici ve teknik adamlarının suskunluğu ve memnuniyeti üzüntü vericiydi, ya diğer 3 büyüklerin pankart dayanışması! Rezalet! El değmemiş bir lig istiyorlarmış! Mesela Malatyaspor’un en az 3 maçta puanlar kaybetmesine sebep olan hatalar hakkında bir görüşünüz var mı? Neden pankart yalnızca sizlerdeydi... Mesela lig dördüncüsü Kayserispor’un da maçı vardı dün. Fenerbahçe’nin hakem hatasıyla kazandığı puanlar sizi şampiyonluk yarışında geri bıraktı da, onları bırakmadı mı? Kayserispor Beşiktaş ve Trabzonspor’dan 4’er puan ileride... Bu fırsatçılık adil yarışma için değil... Taraftar tepkisini kendilerinden federasyona ve rakip camiaya yönlendirmek için. Adalet yalnızca hakem kararlarıyla sağlanabilecek bir şey değil. Dayanışmacı büyükler, Fenerbahçe’ye öfkeliler ya bakın, perşembe günü nasıl 4 büyükler olacaklar! Adil yarışma isteyenler elbette gelirlerin başarıya göre adil dağıtılmasını da isteyeceklerdir. Yarınki kulüpler birliği toplantısından sonra “devrimci” federasyona paraları adil dağıtın çağrısı yapılınca bakın nasıl kaynaşacaklar! Galatasaray-Trabzonspor maçı da oynandı bu arada. Orhan Çıkırıkçı genç Tolga’yı aslanlara yem yaparken, tribündeki yeni teknik adam futbol fakirliğine akıl sır erdiremiyordu. Özhan Canaydın taraftarı protesto için maça gelmemiş, gelenler de hiç bir günahı olmayan Fatih Tekke’ye hakaret etmeyi seçmişti. Biz tribünde coşku, heyecan görmeyi, sahada da kaliteli futbol seyretmeyi çok bekleyeceğiz herhalde... Kayserililer 3 ve 4. sıradaki yerlerini korurken zerafetleriyle de dikkat çektiler. Skor 0-0’ken golle bitebilecek bir pozisyonda rakip arkadaşı sakatlandığı için Zafer’in topu taca atması Vestel’i galip kılarken, maç sonrası konuşmasında genç teknik adam Mustafa Uğur’un sözlerine Levent Eriş ve Zafer’i kutlayarak başlaması Daum’la farkını ortaya çıkarıyordu. Bu arada iki teknik adamın basın toplantısı düşündürücüydü. Lorant medya mensuplarına, “Bana aptal aptal sorular sormayın” derken, Gerets de soru soran bir gazetecinin beğenmediği sorusuna “Sen provokatör müsün?” sorusuyla cevap veriyordu. Beyler unuttular, onların işi soruları cevaplamak... Beğenmediği soru olursa zarif bir insan, “Ben bu soruyu yanıtlamıyorum” der olur biter. Yani bu cevaplarla gazetecilerin mesela Lorant’a, “Niye bu aptal taktikle oynadınız” deme hakkı doğmaz mı! Önce zerafet... (Bu federasyon başkanını başta Aziz Yıldırım, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı destekledi. Tahkim Kurulu’nun oluşumundan, Disiplin Kurulu’nun oluşturulmasına herkes müdahale etti. Şimdi bağırıyorlar. El değmemiş bir lig diye... Federasyonun yönetmeliklerini de, federasyon asbaşkanı Şekip Mosturoğlu’nu da tanımıyorlar. Böyle başa böyle tarak mı demeli, bu iş buraya kadarmış mı bilmiyorum ama federasyonun saygınlığının bittiği kesin. Genel Kurul yakındır...)