Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Bu lig bitsin!

‘Turkcell Süper Lig... Hiiiç bitmesin!’ Reklam böyle... Ama futbolun güzellikleri; saha içi anonsların, kırılan koltukların, ihtiyacı olanın rahatça (!) kazandığı bir düzenin gölgesinde kalacaksa, bu lig artık bitsin!

25 Nisan 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Galatasaray kendisi açısından şampiyonluk maçını kaybetti. Fenerbahçe averajla da olsa liderliği kaptığı için sevindi. Sevinmenin ötesinde maçtan sonra yaşananlar, galibiyet değil sanki şampiyonluk kutlamasıydı. Ligde takımının başında 98 maça çıkan Daum’un sahip olduğu zengin kadrosuna yakışır bir takım yarattığı, yakışır bir futbol oynattığı belki de ilk maçtı... İlk 10 dakika dışında muhteşemdi Sarı-Lacivertli futbolcular. Selçuk’un toparladığı orta saha Appiah’la, Aurelio ile rakibe göz açtırmadı. Tuncay, Ümit, Anelka ve Nobre’nin akıl dolu, buram buram futbol kokan katkıları ezeli rekabet açısından unutulmaz maçlardan birini daha yaşattı. Appiah’ın şahane golüyle başlayan gösteri maçı izleyen milyonlar için heyecan verici bir derbiye dönüşecekti ki, gönderilmesi istenen Rüştü, Hakan Şükür’ün kafa şutunu çıkarttı. İkinci yarının başında da Saidou atılınca Fenerbahçe gösterisi sürdü gitti. 35 pasta yapılan gol de, Alex’in sağ ayakla Mondragon’u çaresiz bırakışı da gösteriyi süsleyen futbol ustalıkları, direğe nişanlanan toplar da 7-0’lık hezimetin tarihten silinmesinin engeliydi. Ancak bir şey var ki, Fenerbahçe tartışmaya hiç mahal bırakmayacak bir biçimde Galatasaray’ı yendi ve 31. haftada averajla lider! İki kadro arasında bu kadar fark varsa, Fenerbahçe’nin bu kadroyla Galatasaray’a puan olarak ancak yetişmesinin sorumlusu kim? Bunun cevabını Aziz Yıldırım kendi kendine versin diyelim, Daum’la mutlu yıllar dileyelim... Gerets’i suçladılar. Niye genç Uğur ve Ferhat’la oynadı diye... Bu takımı buraya büyük zorluklarla taşıyan Gerets’in yerinde ben olsam belki sola Ergün, sağa Cihan’ı koyar, göbekte İliç’le başlardım ama Galatasaray’ın zirveye tırmandığı süreçte 18’lik Uğur’un 16, 17’lik Ferhat’ın 8 maçta önemli katkılar yaparak oynadığını unutmayalım... Futbolcular arasındaki seviyeli rekabet, küfürü staddan kovmaya “samimi” olarak karar verdiğini iddia ederek göz boyamayı başaran Fenerbahçe yönetimi yüzünden bir iğrençlik gösterisi olarak tezahür ediyordu. Aziz Yıldırım eğer ki kendisine Ali Sami Yen’de küfredenleri bulup-buldurup gereğini yapıyorsa, o iğrenç pankartı keyifle açanlara da, koridorlarda Hasan Şaş’ı yumruklayanlara da, Manisa’dakinin beterini sahada yapan anonsçuya da gereğini yapmalıdır. Yoksa senelerdir taraftarı küfürden uzaklaştırma çabaları kocaa bir yalan olarak kalır. Galatasaray maçında açılan pankartın da, Beşiktaş’a dönük “İtaat et” organizasyonun organizatörleri, göz yumucuları, hoş görücüleri şiddete dönük bu tohumların sahipleri konuşamaz! Konuşsa da kimse inanmaz! Manisa’daki anonsçu için ayağa kalkanlar, eline mikrofonu verip sahaya gönderdikleri adamlarına kimsenin hoşgörüyle bakmasını isteyemez! Bütün bu yöneticiler el birliğiyle kan döktürecekler! Maçtan sonra Fenerbahçeliler sevinemiyorsa, yarın Galatasaraylılar, öbür gün Beşiktaşlılar sevinirken dayak yiyecekler! Bu kötü kalpli, kötü niyetli yöneticiler bu çirkin esere bakıp kafalarından ne geçirecekler! Bu arada dünyadan bir haber formasını giymiş eğlencelere katılan masum insanlara-kadınlara-çocuklara saldırmak da barbarlıktır... Tüm yönetenlerin tek başardıkları şey galiba kirlilik... Bu kafalar ancak bu kadarını başarıyor... Şampiyonluk başka yerde... Şampiyonluk gerçek bir asalet ister... Samimi bir asalet! Şöyle önemli bir maçtan miras olarak bıraktıklarınıza bakın, yağcılarınızı arayın, mağduriyetinizi-yalnızlığı anlatın... 3.’lük yarışındaki takımların kârlısı Trabzonspor’du. Zdravkov’un çok kötü oynadığı maçta 3 Fatih’le, 3 Gökdeniz’le gol buldular, ancak çok pozisyon verdiler. Fenerbahçe maçı öncesi yakalanan skor ümit verici olsa da, kalede verilen pozisyon Fenerbahçe’nin öne geçmesi halinde rahat bir galibiyet alabileceğini düşündürüyor... Sivas’a hakem hatasıyla yenilen Beşiktaş’ın galiba iki maçı kaldı. Biri kupa finali, biri Galatasaray... Bu kadrodaki 40 futbolcunun o maçlarda oynayan oyuncuları açısından iyi birer anı olabilir de, bu kadronun önümüzdeki sene zirve ortağı olabilmesi için devamlılıktan başka şart yoktur... Geçtiğimiz haftalarda Vestel’i, Diyarbakırspor maçında as oyuncularını yedek kulübesinde beklettiği için medya adam akıllı hırpaladı... As oyuncularını sakat sakat kulübede oturtmaktansa, sakat sakat oynatsalardı dahi aynı şeyi yaşarlardı. Ama bu hafta öyle maçlar oynandı ki, gelen skorlar kanımızı çekti. Denizlispor hariç ihtiyacı olan herkes kazandı! Onların rakibi de bu çirkin düzende seyircisiz, desteksiz UEFA vizesi kapmaya çalışan Gençlerbirliği futbolcularıydı. Pardon onların bir rakibi daha var, hakemler. Denizlisporlular 2 net penaltısını vermeyen hakemle 2 puan bırakırken, Gaziantepspor, Malatyaspor, Samsunspor, Diyarbakırspor hep kazandılar. Kaybedenler de hep aynı demeci verdiler: Onlar daha çok istedi. Kazananlar da aynı demeci verdi: Taraftarlar rakibimize haksızlık yapmasın. Onları bu sıralara bu futbolcular getirdi... Puana göre para verme işi rakibin daha çok istemesinin önüne geçecek bir şey de ama yetmiyor anlaşılan... Her iki takımın da istemesini sağlayacak bir düzen muhakkak getirilmeli. Daha çok isteyenin kazandığı, sonucu önceden tahmin edilen, alttakilerin üsttekileri rahat rahat yendiği bir lig istemiyorum... Yardıma ihtiyacı olana gücün varsa yardım etmek iyidir de, kazanmak için elinden geleni yapmamak her futbolcu için ahlaksızlıktır!