Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Mayıs 2017 Çarşamba
Birlik zamanı

Genel kurula 10 gün kaldı ve bu seçim Türk futbol tarihinin tartışmasız en önemli seçimi olacak. Bir mucize ya da özerkliğe gölge düşürecek çok radikal bir müdahale olmazsa başkan belli; Haluk Ulusoy...

09 Ocak 2006, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Kendisi aday bile değilken, Ayhan Bermek adaylığını resmen açıklamış ve 51 imza toplamışken, Kulüpler Birliği’ndeki ilk tur oylamada 8-0 Ulusoy lehine karar çıkması, saygıdeğer bir güç göstergesidir. Bu gücün gerekçeleri de tartışma konusu yapılabilir. Ancak Kulüpler Birliği’nin, Taban Birlikleri’nin son iki günde de 2. ve 3. lig kulüplerinin Ulusoy’a destek kararları başkana da ciddi bir misyon yüklemektedir: Camiayı birleştirmek... Ulusoy, maalesef federasyona güç veren değil, bulunduğu koltuktan güç alan yöneticilerle çalışmayı tercih ettiği için geçen seçime girmedi. Geçen seçim döneminde doğan kaotik ortamda Ulusoy’un rolü de az değildi! Haluk Ulusoy, delegesi oldukları kulüplerin değil, yalnız ve yalnızca futbolun menfaatlerini gözetecek, imajını düzeltecek, sponsorluk gelirlerini arttırabilecek, gelişim projelerini takip edebilecek, güç odaklarının (Büyük kulüpler, siyasiler) karşısında eğilip bükülmeyecek 14 yönetim kurulu üyesi bulmak zorundadır. Futbolumuzun kaybedecek bir günü, futbol federasyonunun hatıra binaen vereceği tek yönetim kurulu üyeliği yoktur, olamaz. Kulüpler Birliği toplantısında Haluk Ulusoy lehine oy kullanan bir başkanın, bir gün önce Ayhan Bermek’in kurmaylarından birine, “Desteğimiz size” dediğini, bir gün sonra Ulusoy lehine oy kullandığını biliyoruz. Nasıl böyle birşey yaptınız diye soranlara da “Eğilim Ulusoy lehineydi, aleyhimize olabilirdi, çünkü düşmek istemiyorum” dediğini de. Ancak güçsüz insanlar ya da sistemden beslenmeyi düşünen başkanlar böyle konuşabilirler. Buna biz üzüldük, kendisinden korkulmasına Haluk Ulusoy da hem şaşırır, hem üzülür. Öte yandan Ayhan Bermek’in seçilmesi halinde yönetim kuruluna verecekleri üyeler bile belli olan kulüp başkanlarının sessiz kalmaları da tartışma konusudur. Aslında tartışılmamalıdır! Bizim kulüp yöneticilerimiz tavırlarını net bir şekilde ortaya koyamıyorlar. Ulusoy’un aday olmaması halinde başkan olmasından keyif alacağımız, başkanlığından güven duyacağımız Ayhan Bermek’in de değerlendirmesine katılmıyoruz. 8 suskun oy Haluk Ulusoy’a karşıdır belki ama Bermek’in de yanında değildir. Bir kişi dahi çıkıp Bermek için oy kullanmıyorsa, Bermek onların suskunluklarına güvenerek yarışmaya devam edemez. Üstelik Ayhan Bermek’in listesinde olacak en önemli iki kişi Hasan Doğan ve Mahmut Özgener, Kulüpler Birliği’nin kararına saygılı olacaklarını ve çıkan karara göre davranacaklarını kamuoyu önünde açık açık deklare etmişlerdi. Bu noktadan sonra ikisinin de seçim için çalışmayacaklarına adımız gibi eminiz. Doğan kaçamaz! Yeri gelmişken Hasan Doğan konusuna da değinmeliyiz. Haluk Ulusoy’un kariyeri boyunca yaptığı en iyi basın toplantılarından biriydi. Ve açık açık Doğan’ı da davet etti. Listesinde eski yönetim kurulu arkadaşlarının olmayacağını da belirtti. Ve Ulusoy bu sefer çok samimi. Hasan Doğan 1.5 yıldır futbolun yönetiminde. Çok önemli hizmetler yaptı. Kapı önünde başka, arkasında başka hiç konuşmadı. Ancak insan kalitesini gördükçe şevki hergün biraz daha kırıldı. Haluk Ulusoy’un aday olmaması ve futbola değer kazandırmayacağını düşündüğü adaylar olması durumunda sonuna kadar mücadele edecekti. Fakat Ulusoy’a karşı aday olmaz. Çünkü Ulusoy’u seviyor, ayrıca futbolun değerleri için mücadele etmeyi bırakamaz. Çok net anlaşılıyor ki sistemden beslenmek, kurullara müdahale etmek isteyenler, Doğan’ı istemiyor. Samimi olarak istemeyeceklerdir de. Onların isteyip istememesi önemli değil. Önemli olan büyük çoğunluğun ve Haluk Ulusoy’un ne istediği. Geçmişte sıkıntı yaşasalar da Ulusoy, Doğan’ı listesinde görmek istiyor. Sistemden beslenmeyi tercih etmeyen, “Adam” gibi yarışmayı seçenler de Doğan’ı istiyor. Hasan Doğan, sporun bir insana kazandırması gereken özelliklerin çoğuna sahip. Futbolun Hasan Doğan’a hala ihtiyacı var. Kulüplere lisans uygulamasının “Doğru” yapılabilmesi için de, kulüplerin yapılacak yeni yasal düzenlemeyle İddaa’dan yüksek pay alabilmesi de, şiddetle mücadele konusundaki yeni yasal düzenlemeler de, Hasan Doğan’ın varlığıyla daha kolay olacaktır. Ulusoy, Doğan’ı isterken, kulüplerin büyük çoğunluğu “Hasan Doğan muhakkak yönetimde olmalı” derken, geçen sefer Haluk Ulusoy’la yolları ayırmalarına neden olan isimler yönetime girmeyecekken, Hasan Doğan dışarıda kalamaz. Futbolun menfaatine yapılacak çalışmalarda Ulusoy’u yalnız bırakamaz. Bermek’e saygı UEFA’daki asbaşkanımız Sayın Şenes Erzik, “Hiç aday olmazsa başkanlığı kabul edebilirim” derken, hiç kimseyle muhattap olmadan başkan olmayı beklerken, Ayhan Bermek, son derece cesur bir biçimde adaylığını açıkladı. Kulüpler Birliği’nden çıkan karara rağmen adaylığını geri çekmedi. Çünkü demokrasiye inanıyor. Fenerbahçe kongre üyesi olmasına rağmen Fenerbahçe’nin desteğini almayışı yetersizliğinden değil, her kurum ve olaya objektif bir biçimde yaklaştığındandır. Ayhan Bermek’in federasyonda bulunduğu sürece sorumluluğunu büyük bir başarıyla yerine getirmesi, Türkiye’nin beşinci torbadan birinci torbaya yükselirken yaptığı katkı, iş hayatındaki başarısı, futbol camiasıyla seviyeli ilişkileri de gözardı edilemez. Seçimde mağlup olmak utanılacak birşey değildir. Hele 7,5 yıl iktidarda kalarak büyük güç kazanmış Ulusoy’a kaybetmek hiç değildir. Kendisine daha önce destek vereceğini söylemesine rağmen, Kulüpler Birliği’nde Ayhan Bermek ismini anmaya korkan insanlara güvenerek yarışmak doğru olmaz. Daha önce Bermek’e söz veren insanlar yürekli ve sözünün eri olsaydı eğer, bir kişi için bile seçime girmeye değerdi. Başkanlık adaylığından hiçbir şekilde çekilmeyeceğini açıklayan Ayhan Bermek kaybedebilir. Ancak herkes Bermek’in onurlu mücadelesine saygı göstermelidir. Aday olamayan, sözünü tutamayan sistemden kişisel çıkar umanların bu onurlu mücadeleye bıyık bükmesi kendileri açısından daha da utanç verici olacaktır. Keşke Bermek’in yıpranmasına sebep olacak gelişmeler yaşanmasa... Gün birlik günüdür. Başta Ulusoy, herkes sorumluluğunu layığıyla yerine getirmelidir. Türk futbolunun kaybedecek bir günü, kaybedecek bir tek insanı yoktur.