ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Bir nevi tarih yazıldı

13.05.2005

Fenerbahçe 100 yıllık rekabette Galatasaray’dan yalnızca 18 maç önde olmasına rağmen, taraftarlarının Galatasaray’ı her zaman rahatça yendiği bir rakipmiş gibi görmesi, çeyrek yüzyılda aldığı spekülatif sonuçların çokluğundandır. Ezeli rakip, ebedi dosta her 5 yılda 1 maç üstünlük sağlamak, ezici bir üstünlüğü göstermez. Ancak 3-0’dan 4-3’e dönen, 2-0’dan sonra 3-2 biten, üstüste 3 kez 5’le sonuçlanan unutulmaz maçlar, bir de 2002’de Saracoğlu’nda 6-0 biten karşılaşmalar Fenerbahçeliler’in her koşulda, her yerde ne olursa olsun Galatasaraylı dostlarını kızdırmaya yetecek sonuçlardı...

Galatasaray 19 maçlık serüvenin sonunda Arsenal’i devirip UEFA Kupası’nı kazanmış ne gam... Galatasaray Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Real Madrid’i yenip Süper Kupa’yı getirmiş, Fenerbahçeliler’e ne! Olsun, onlar Galatasaray’ı hep yenmiyorlar mı? Tarih Papazın Çayırı’nda yazıldı O, 5’lik maçların, 3-0’dan 4-3’e dönen karşılaşmanın başrol oyuncusu Rıdvan Dilmen’le birlikteydim maçtan önce ve maçın 75 dakikasında! O yazısında, “Rıdvancığım ben Galatasaray’ın size 5 attığını göremeyecek miyim?” diye sorduğumu yazmış, herhalde yanlış anlamış, oysa ben “Sıradışı bir maç olacak, Galatasaray’ın 5 attığını hiç görmedim bu yaşıma kadar, şaşırma” demiştim... O ise sadece güldü! “Galatasaray’ın favori olduğu maçlarda yaptığınız bu skorlarla çok ah aldınız, tarih yazan bir futbolcuyla bu tarihi maçı izlemek çok da anlamlı olacak” dedim... Yine güldü... Bir nevi tarih yazdılar diyorum çünkü tek maçlarla tarih yazılacağına inananlardan değilim. Ama istatistiki olarak Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye 5 gol atarak galip gelmesi, 45 yıllık bir aradan sonra gerçekleşiyorsa buna tarih yazmak da denebilir. Halbuki Galatasaray açısından skora dayalı tarih 12 Şubat 1911’de (Sevgili Zeki Kuban’ın da anımsayacağı üzere) ‘Papazın Çayırı’ tabir edilen yerde 7 kişiyle atılan 7 golle yazılmıştır ve daha farklı bir skor da yaşanmamıştır... Maç 4-1 oldu, Rıdvan kayboldu! Neyse maç 2-0’a geldiğinde Daum’un, Necati’nin orta sahada oynadığını hala anlamadığını ve bunun felaket getirebileceğini söyleyen Rıdvan zamanında yazdıkları tarihe güvenerek kendisini kızdıranlara, “Daha maç bitmedi” demekten de kendini alamıyordu... Devre, son 15 dakikasında Fenerbahçe’nin ezici üstünlüğünde geçmesine rağmen 3-1 Galatasaray’ın üstünlüğüyle bitti. Artık tribündeki Galatasaraylılar Rıdvan’a dönüp “Hoca 5 olacak” demeye başladılar... O, yine, “Daha maç bitmedi, herşey olabilir” cevabını verince, dayanamadım, “Ne o sen mi oynayacaksın. Sen buradasın. Fark Galatasaray lehine açılır” dedim ve işte o an yüzü dalgalandı. Hagi önce Ribery’i, sonra da Rıdvan Dilmen’in maç öncesi, maç esnasında, her zaman en tehlikeli Galatasaraylı futbolcu olarak nitelediği Necati’yi çıkartınca yüzünü bir umut ışığının kapladığını söylememek olmaz. O ümitlendi, ancak bir de Daum faktörü vardı! O takımın en etkin 4 oyuncusundan Selçuk’u oyundan alarak başladığı değişiklik saçmalığını, Serhat’la sürdürüp bu tarihi skorun altına imza koymakla meşguldü... 4 oldu, Rıdvan Dilmen tribünden kayboldu... (Sanıyorum yorum yapacağı kanalın muhabirleriyle buluştu) 5. golü sahada yanımda Rıdvan Dilmen yokken gördüm. Sonra da yazısını... Bu maç da tarihe istatistiki bir bilgi olarak geçecek, sadece bu kadar, abartacak bir şey yok!.. Skordan değil, küfürden utanılmalı Bu tarihi zaferin yanında bir ayıp vardı ki “ezeli rakip, ebedi dost” tanımlamasının artık sadece mazide kaldığını gösterir gibiydi. Ebedi dostun, milyonlarca insanı temsil eden, onların gönül verdiği kulübünü yöneten başkanına, hem de göz kontağı kurarak, hem de burunlarının dibinde polis memurları verken edilen küfürler utanç sebebidir. Nefret tohumlarını yeşertmek, kişisel tatminlerini böyle iğrenç yöntemle sağlamak utanmak için yeterlidir. Skorlarda utanacak hiç bir şey yok, ayıptan utanılmalı, ama utanacak insan ayıp etmez ki!.. O küfür furyasını maalesef yakından izleme şanssızlığını yaşadım. Önce Aziz Yıldırım’a küfrettiler, sonra taraftarı sakinleştirmeye çalışan Futbol Federasyonu Asbaşkanı Hasan Doğan’a... Polise şikayet ettiler, gelen cevapla şoka girdiler: Küfürden adam alamıyoruz! Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyeleri taraftarlarının yanına açık tribüne gitti. İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Celalettin Cerrah geldi. Küfür eden taraftarların yanından geçti. Onu alkışlayıp tezahürat ederken, hemen 5 metre yanındaki Galatasaraylı taraftarlar locadaki Fenerbahçe taraftarlarına ana avrat küfretmeye devam ediyordu! Cerrah duymadı ama polis kamerası küfredenleri yakaladı. Kameraya yakalandığını farkeden taraftarlar gidip kameramana yalvardı: Ne olur sil!.. Silmedi, görüntüler emniyette mevcut. O taraftarların ismi de, oturduğu yer de belli. Adamakıllı bir ceza vermeli. Bu utanç bitmeli. Sayın Canaydın da, “Bana niye küfretmiyorlar” dememeli, özür dilemeli. Fair Play ödülüne sahip bir başkana yakışan budur... Allah kimseye yüzüne karşı edilen küfürlerde, elinden hiç bir şey gelmeden oturma çaresizliğini yaşatmasın! Şampiyon olmanın, büyük olmanın kuralları var...

0 YORUM