Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Aynen devam

Bir hafta daha geçti. Zirvede neredeyse hiç bir şey değişmedi. Yalnızca Galatasaray son 3 haftada olduğu gibi 24 saat değil 48 saat maç fazlasıyla emaneten liderlikteydi... Belli ki düğümün çözümü, Nisan'ın 22'si.

11 Nisan 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Sürpriz bir Vestel galibiyetiyle düşme hattındaki puan barajını yükselten Diyarbakırspor bir de maçın daha 2. dakikasında öne geçince Sarı-Kırmızılılar'ın küçük de olsa puan kaybetme ihtimali doğdu. Ancak öyle bir gerçek var ki, tepedekiler orta sıradan sonraki takımlara karşı tartışılmayacak kadar zenginliğe sahipler. Deneyim, kadro, medya vs... Galatasaraylılar'ın endişesi yaklaşık 10 dakika sürdü. Perdeyi Hasan Şaş'ın korneriyle Hakan açtı, yine Hasan'ın pasında Hakan takımı öne taşıdı, yine Hasan'ın pasında Necati ile Galatasaray farkı yakaladı... Selçuk Dereli'nin Necati'yi son adamken deviren kaleci Metin'e kıyamadığı, Hakan Şükür'ün bir kaç gol kaçırdığı maçın en önemli notu sarı kart cezalısı olma riski taşıyan 5 futbolcu 90 dakikayı yalnızca 6 faul yaparak ve hakemle hiç konuşmayarak tamamladı! Gerets'in maçla ilgili yorumuna imza atmayacak yorumcu hayal dünyasında geziyordur. Berbat bir maçtı, ancak Galatasaray bir kaç usta futbolcusuyla rolantide kolay kazandı. Bu futbol değil Fenerbahçe'ye, Rizespor'a dahi yetmeyebilir... Fenerbahçe ise "Anelka'sız daha güzel" yorumlarını destekleyen biçimde artan kalitede futbol oynamaya devam ediyor. Ligin en güzel defans yapan takımlarından biri olan Sivasspor'un kilidini hafızalara "Anelka'nın eli" ile kazınan Konyaspor maçının yardımcı hakemi Cemal Gemici'nin dikkati ile kırdılar. Demirlek'i doğru şekilde uyaran ve penaltıyı çaldıran Gemici bu kez doğru yaptı. Rakibinden 3 gömlek üstün Fenerbahçe, Appiah ve Aurelio ile rakiplerine nefes aldırmazken, "uykulu prens" Alex muazzam bir gol yaptı. Orta sahadaki çatır çatır mücadeleden sonra, Appiah'ın ikili mücadelede mağlubiyeti kabul etmeyerek kazandığı topu alan Alex, Nobre'nin markajcısını yanında taşıyıp boşalttığı alana dripling yapıp şahane bir gol attı. Fenerbahçe ikinci yarıda rahattı ancak gözle net bir biçimde görülür gerçek var. Fenerbahçe ligin sonuna yaklaştıkça form ve oyun kalitesi olarak yükseliyor, Galatasaray geriliyor. Fenerbahçe'yi takip edenlerse, Anelka'nın dönüşünün takım performansı üzerinde nasıl bir etki yapacağını merakla bekliyor. Anelka kesin olarak bir "dünya markası" ama ya takıma katkısı... İstatistiklere ve oyuna bakınca "Anelka'sız Fener daha iyi" demek kolay, sağlamken takımdan kesmek zor. Beşiktaş bildiğiniz gibi. Yine İnönü'deydiler. Yine puan kaybettiler. Yine futbolcu kaybettiler. Çağdaş öfkeyle yanlış laflar da etti ama taraftarlar gerçek taraftarsa, yöneticiler sorumlu yöneticilerse Çağdaş'ın ve Tigana'nın sözlerine kulak kabartsınlar, gereğini yapsınlar! Cem Papila'lı günden bu yana futbolculara yoğun bir baskı var tribünlerde. Maç izlerken bizim bile dayanamadığımız tezahüratlar onların ruhunda bizimkinin tonlarca ağırı bir acı, konsantrasyon bozukluğu yaratıyor... Parayla bilet almak, o kulübü temsil eden sporcuya hata yaptığında hakaret-küfür etmek hakkını vermez. Yöneticiler de bu konuyu sürekli futbolcu kaybederek, sürekli taraftara şirin gözükerek çözemez! Bu gidişin kötü olduğunu, futbolcuların İnönü'de daha kötü oynadığını ve bunun sebeplerini görmemek için ya kör olmak lazım, ya da korkak, taraftar açısından da hoyrat... Tigana diyor ki; "Futbolcularımız İnönü'de yüzde 20-40 performans kaybıyla oynuyor." Bu kadar! Gençlerbirliği ile Trabzonspor'un maçı UEFA açısından çok önemliydi. Gencecik futbolculardan kurulu Gençlerbirliği, kadrosunda bir düzineye yakın milli futbolcu bulunan rakibini bileğinin hakkıyla yendi... Üstelik birinin başında dev bir hoca, diğerinde bizim Mesut Bakkal! Hocaların takımlarını değiştirin ikisi de diğer takımda diğerinin yaptığını yapsın. Halilhodziç'e övgüler sayfalara sığmaz, adamı-lobisi olmayan Bakkal Türkiye'de iş bulamaz... Ziya Doğan'dan fizik kalite olarak en üst düzeyde aldığı takımı takım yapan Bakkal'ı tebrik edip, önümüzdeki senenin planlarını yapan Trabzonlu yöneticilere küçük bir öneri getirelim: "Soğukkanlı olun. Hiç bir şey için acele karar vermeyin. Ve kadronun başarıya aç, sorumluluk duygusu gelişmiş profesyonel oyunculardan kurulmasına özen gösterin. Hoca değişimi çare değil, kadroda revizyon ve sağlam bir neşter operasyonu lazım." Kayserispor'un eski hocası Hikmet Karaman'ın başında bulunduğu Ankaragücü'ne yenilmesi UEFA yolunda ağır bir yara almasına, Ankaragücü'nün hemen hemen kümede kalmasına yol açtı. Yine de Kayserispor benim UEFA'daki favorim. Rizespor da Güvenç hocayla başarılı performansını sürdürdü, Meduna'nın kırmızı kart görmesiyle hücum etkinliği azalan Vestel'i evine 4 golle döndürdü. Vestel'e ve Yanal'a yapılan hakaretlerse Vestel Başkanı Haluk Çubukçu'nun yaptığı açıklamada kullandığı "maksadını aşan" bazı ifadeler gibi kabul edilemezdi. Değil Vestel'liler, Diyarbakırsporu yönetenler-ter akıtan futbolcular için bölücü yakıştırması yapılamaz. Ayıpta da bir sınır var! Çubukçu'nun sözleri ise bir başka yazı konusu, yazacağız... Samsunspor'un yine kazanamaması, Denizli'nin de evinde iki puan kaçırması bu haftaki Denizli-Samsun maçını finale çevirecek. Denizli kazanırsa kalacak, Samsun büyük ihtimalle gidecek. Malatyaspor ise son dakika hatasının bedelini korkarım pahalı ödeyecek...