Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

07 Aralık 2016 Çarşamba
4 bin 800 YTL

Ankaragücü-Denizli maçından sonra Sarı-Lacivertli kulübün başkanı, Lig TV ekranlarına gayet öfkeli bir biçimde; görevimin başındayım. İstifa falan etmiyorum” derken, “Peki taraftarın protestosuna ne diyorsunuz?” sorusuna; “Net olarak bilmiyorum. Ancak yöneticilerle anlaşamadılar heralde” cevabını veriyordu. “Kim?”, “Hangi taraftar?”, “Ne pazarlığı?” soruları insanın aklına geliyor ve insanın aklı karışıyordu.

20 Eylül 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

4 bin 800 YTL Ankaragücü-Denizli maçından sonra Sarı-Lacivertli kulübün başkanı, Lig TV ekranlarına gayet öfkeli bir biçimde; görevimin başındayım. İstifa falan etmiyorum” derken, “Peki taraftarın protestosuna ne diyorsunuz?” sorusuna; “Net olarak bilmiyorum. Ancak yöneticilerle anlaşamadılar heralde” cevabını veriyordu. “Kim?”, “Hangi taraftar?”, “Ne pazarlığı?” soruları insanın aklına geliyor ve insanın aklı karışıyordu. Cemal Aydın konuyla ilgili açıklama yapmıyor, ama “Ankara’ya dönüp, yöneticilerimle görüşeceğim. Sonra gerekli açıklamaları yapacağım” diyor. Cemal Aydın’dan bir tek sorumun cevabını aldım. Ankaragücü Kulübü’nün 2005-2006 hasılatı net 4 bin 800 YTL. Ankara’da maçlarına en çok seyirci çeken kulübün yaklaşık 20 maçtan sonra hakem ve personel masraflarının ardında elinde kalan tek rakam... Yani, Ankaragücü maç başına yaklaşık 240 YTL hasılat elde etmiş. İnanılır gibi değil. Cemal Aydın’ın bu açıklaması, kulüplerin nasıl taraftara teslim olduğunun belgesidir. Cemal Aydın söylemiyor, ama Ankaragücü’ne yakın isimler Sarı-Lacivertli kulüpte 13 taraftar grubunun stadyumda, yerlerinin de kendileri tarafından belirlenerek 6 bin 500 kombine bilet istediğini söylüyor. Yine iddialara göre kulüp, taraftarlarla pazarlığa girince gruplar 30 milyar talep ediyor. Ankaragücü-Denizlispor maç biletleri 1 ve 2 YTL’ye satılmış. Taraftarın bilet talebini kırmak için yapılmış. Eğer bir kulüp taraftarı, şu kadarcık parayı cebinden verip maça gitmiyorsa, taraftarlıktan ve sevdadan nasıl bahsedilebilir. Kulüpleri büyüten taraftarının ne kadar bağırdı değil, kulübüne kattıklarıdır... İddialar insanın kanını donduruyor, ama “13 taraftar grubu bir anda mı türedi?”, “Daha önce onlara hiç mi bilet verilmedi?” soruları insanın içini kemiriyor. Yalnız Ankara’da mı böyle? Taraftarlarının ettiği küfür yüzünden 250’şer bin YTL cezaya çarptırılan kulüplerin başkanları medyaya konuşmuyor. Ancak hep bu gruplardan bahsediyor. Bilet vermiyoruz. Sadece kulübe zarar vermek için bilerek ve isteyerek küfrediyorlar. Önlem almak lazım. Karışık iş vesselam. Emniyet samimi bir destek vermez, kulüp yönetimleri şiddet üreterek takımlarının kaderiyle oynayan taraftarlarının stada girmelerini engellemezse, birçok kulübün pek çok puanının silindiği bir lig izleyeceğiz. Çözüm de bilet vermek değildir! Bekleyeceğiz, izleyeceğiz, gözleyeceğiz. Çıkar çevrelerine teslim olan kulüp yönetimlerini afişe edeceğiz. Eskişehir farkı Başkent takımı Ankaragücü’nün senelik 4 milyar 800 milyonluk hasılatına inanamadığımı söylemiştim. Gençlerbirliği’nin ekside olduğunu biliyoruz. Ankaraspor’un da bir farkının olduğunu düşünmüyoruz. Kulüpleri ayakta tutan gücün taraftarın sağladığını da biliyoruz... Cemal Aydın o sohbette Eskişehirspor Başkanı Nebi Hatipoğlu’nun, evinde oynadığı her maç 5 bin 900 kombine bilet dışında yaklaşık 100 milyar lira hasılat elde etiğini söylediğini belirtti. Taraftarlık budur. Almadan vermek üzerine kuruludur. Taraftarın bu anlayışı devam ederse, en geç birkaç sene içinde Eskişehirspor’un geleceği yer de bellidir. Cengiz’in cevabını ben çözemedim Rizespor Başkanı Ekrem Cengiz’e, Güvenç Kurtar’ın işine hangi gerekçeyle son verdiğini sorduğumda, “Hakancığım başkanın lafını dinlemedi. O yüzden” cevabını aldım. Neyi dinlemediğini sorduğumda ise, “Altını sen doldur” dedi. Aklıma çok fikir geldi ama yazamadım. Türkiye’de böyledir. Başkanın lafını dinleyen gelir, dinlemeyen gider. Yok birbirlerinden farkları Antalyaspor-Bursaspor maçında iki perdeli bir maç seyrettik. Antalyaspor taraftarları önce yaktı-yıktı, küfretti. Sonra hocasıyla futbolcularını maçın sonunda alkışlarla soyunma odasına gönderdi. İlk yarı bitişinde küfredenler, maç bittiğinde Yılmaz Vural’a yumruk şov yaptırdı. Ben bu işten anlamadım. Bu maç devrede mi bitti, maç sonunda mı bitti? Yoksa biz bu maçı tamamen mi kaybettik. Onursal Başkan Menderes Türel, gerçek Başkan Sedat Peker, duayen teknik adam; “Devre arasındaki Antalyaspor taraftarı değildi” diyecekler, bir avuç taraftarın yaptığı camiaya maledilemez görüşünü belirtecekler. Yoksa “Taraftar bizim velinimetimizdir. Hem döver, hem sever mi?” diyecekler... Bu maçı kaybeden şampiyon olsa ne yazar! Bu yazıyı Türkiye’deki bütün profesyonel kulüpler için uyarlayabilir, aktörlerin isimlerini değiştirebilirsiniz.