ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

El-Amin ve Solomon!

12.10.2008

Sezonun başlamasına 1 hafta kala geçen yıla damgasını vuran iki takımın ne durumda olduğunu görmek açısından önemli bir karşılaşmaydı...

Sezonun başlamasına 1 hafta kala geçen yıla damgasını vuran iki takımın ne durumda olduğunu görmek açısından önemli bir karşılaşmaydı...
Kaybedenden başlayalım... Fenerbahçe hem deplasmanda, hem de Ömer Onan’ın yanısıra, Ömer Aşık ve Semih’in yokluğunda fazlasıyla dezavantajlı çıkmıştı Atatürk Spor Salonu’na.
Nitekim Türk Telekom, Dudley, Lang, Wright ve Asım gibi canavarlarını uzun oyuncudan muzdarip Fenerbahçe’nin üstüne salınca sürekli kovalanan taraf oldu.
Sadece Vidmar ve Oğuz’la çember altı savaşının içine girebilen Fenerbahçe o kadar çaresiz kaldı ki rakibe 15 hücum ribauntu verince maçı kazanması imkansız hale geldi.
Kanarya’nın Marquees Green tercihi de sezon boyunca çok tartışılacak. Dün Blakney’in karşısında ezildi, yarın Euroleague’de azmanlar önünde nasıl duracak? Ondan kimse 21 sayı atmasını beklemiyor. Solomon gibi oynayacaksa, o işi en iyi yapan Solomon zaten, ayrıca savunmanın da kralını yapıyordu. Green’in yanı sıra, Smith de etkisiz elemandı. Savunmada bariz hatalar yaptı. Giricek ise kendine hayran bıraktı. Mrsiç’le beraber neredeyse kupayı getiriyordu ama 2 kişiyle Telekom gibi güçlü bir takımı yenmek, hayalcilikten öteye geçmezdi.
Kazanana gelince...
Telekom bu sezon çok daha dengeli ve geniş bir kadro kurmuş. Özellikle Blakney ve Winston, Telekom’un kaderinde belirleyici isimler olacak. Dün de çok önemli işler yaptılar. Başkent ekibi Fenerbahçe’nin zaaflarının üstüne gitti, 11 yıl sonra kupayı kazandı. Yalnız hazırlık maçlarından bu yana gözlenen bir tuhaflık var Telekom’da. Gerek özel turnuvada, gerekse kupada farklı önde götürdükleri ve rahat kazanabilecekleri maçları kaybettiler, ya da riske soktular dün olduğu gibi. O kadar üstün gözükmelerine, 3 kere 10 sayılık farkı yakalamalarına rağmen neredeyse maçı veriyorlardı. Maç sonunu oynamayı mutlaka öğrenmeleri gerekiyor çünkü o işin piri olan El Amin bu sene yok.
Sahi; ne keyifliydi iki ustanın final serisindeki karakter çatışması...
Bayan derbisi de harikaydı. Uzun zamandır bu kadar keyifle izlediğim bir bayan maçı olmamıştı. “Erkek” gibi oynadı iki takım da. Galatasaray ise hücumda kusursuzdu. Öyle basketler buldular ki, Fenerbahçe’nin sinirlerini alt üst edip kupaya ulaştılar.
Her iki şampiyona da alkışlar...

0 YORUM