Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

07 Aralık 2016 Çarşamba
Devler inanmış

Efes World Cup’ta gördük ki, milli takım, mücadele eden ve takım ruhuyla hareket eden bir ekip olma yolunda. Kaybetseler bile sonuna kadar savaşacaklarını ispatladılar

01 Ağustos 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Milli Takımımız, geçtiğimiz sezon olduğu gibi muhteşem bir finalle Efes World Cup’ı kazandı. Geçen yıl da, 51 yıldır yenemediğimiz İtalya’yı mükemmel bir oyundan sonra farklı geçip, Avrupa Şampiyonası öncesi fazlasıyla havaya girmiş ve oldukça umutlanmıştık. Çünkü kağıt üzerinde en iyi kadro bizdeydi, bir de güçlü İtalya’yı yerle bir etmiştik. Sonra bir anda herşey tersine döndü. Her zaman olduğu gibi bir yenilgi ile süngümüz düşmüştü. Çünkü iç çekişmeler nedeniyle gerçek bir takım olamadığımız için, alınan bir darbe bizi yıkmaya yetiyordu. Serbest atışlar, top kayıpları Yine aynı şey başımıza gelecek mi? İlk göstergeler, bunun olmayacağını işaret ediyor. Katar karşısında çok kötü basketbol oynamamız, farklı geriye düşmemiz, maçı döndürmek için attığımız her adıma, rakibin cevap vermesine karşın yılmadan mücadele edip kazanmamız, geçmiş yıllarda görmediğimiz bir durumdu. Rakip seçmemiz, oyuna konsantre olmamamız, istikrar sağlayamamamız, faulleri kaçırmamız, maç başına 20’ye yakın top kaybı yapmamız, her zamanki hastalığımız ama oyuncuların gösterdiği müthiş kazanma azmi, mücadele etmeleri ve savaşmaları unuttuğumuz özelliklerdi. Slovenya maçına gelince. Açıkçası ciddi endişelerimiz vardı. Rakibin kadrosu yıldız doluydu. Ama onlar, bizim daha önce yaşadığımız sendromları halen yaşıyor. Savunmada gösterdiğimiz sertlik ve direnç, rakibi yıkmaya yetti. Karşılık veremediler. Hücumda da her oyuncu maksimuma yakın performans gösterince, ortaya harika bir tablo çıktı. Ayaklar yere basmalı Ama bu durum bizi kandırmamalı, en azından ayağımızı yerden kesmemeli. Dünya Kupası’nda grubumuzda Yunanistan, Avustralya ve Brezilya gibi inanılmaz sert oynayan takımlar var. Slovenler gibi yumuşak değiller. Rakiplerin sertliğine en az onlar kadar cevap vermeliyiz. Bir top için kendini yerden yere atan, milli formanın hakkını veren, savunmada 40 dakika boyunca aynı konsantrasyonu sürdüren, yardımlaşan Milliler, en azından kaybetseler bile alkışlanarak yurda döneceklerini gösterdiler. Zaten, şu an kadroda olmayan önemli oyuncularımızın yokluğunu bu şekilde doldurabilirdik. Şu an için görünen, Ay-Yıldızlı basketbolcuların formaları için savaşacağı. Bunu yaptığımız taktirde, başarı kendiliğinden gelecektir. Son Avrupa Şampiyonası’nda da gördük ki biz, Sırbistan Karadağ, Hırvatistan, Slovenya, İtalya gibi önemli takımlar erkenden elenirken, Yunanistan ve Almanya gibi sıradan iki ekip final oynadı. Dünya Şampiyonası’nda ne yaparız? Oyuncuların istekli ve savaşçı olması, Yunanistan ve Almanya örneklerini görünce bizi umutlandırıyor. Ama ben umutlanmak istemiyorum. Çünkü çok büyük hedeflerle gidip, çok büyük hayal kırıklıkları ile döndüğümüz turnuvaları hala unutamadık. Umarız, Japonya dönüşü bu kötü hatıralar hafızalardan silinir. Bunu başarmak da, potansiyeli olan oyuncularımızın elinde.