Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Yorgunluk üzerine!

Süper Lig’de bir sezon daha sona erdi. Bir takım şampiyon olacaktı, 2 takım Şampiyonlar Ligi’ne, 2 takım da UEFA Kupası’na katılacaktı, İnter Toto, küme düşecek takımlar derken son hafta maçları bütün soruların yanıtını verdi.

19 Mayıs 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Tabi ki Süper Lig’deki bütün takımların gönlünde Lig Şampiyonluğu yatıyordu ve Galatasaray bu mutlu sona ulaştı. Fenerbahçeli futbolcuların hem puan hem de şampiyonluğu kaybetmesiyle ortaya çıkan görüntü gerçekten de hazindi. Bunu da, diğer yanda kazananın mutluluğunu da sözlerle anlatmak zordur. Yaşamak gerekir o anı. Ligin zirvesini özetleyen o pazar gününden aklımızda kalan asıl görüntüler, Hasan Şaş, Mondragon ve Hakan Şükür’le ilgili. Hasan Şaş’ın hırsı, Mondragon’un duaları, Hakan Şükür’ün gözyaşları, bize bir futbolcunun kazanma hırsının, takım ruhunun ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini o kadar güzel anlattı ki. Başka söze gerek bırakmadı. O anlayış, o hırs ve ruhtur, o Galatasaray’a bugün bu onuru yaşatan. Bu görüntüleri televizyondan izledik, şimdi İzmir’de tribünden bizzat izlediğimiz görüntülere geçelim. Bilindiği gibi çok kötü bir sezon geçiren Trabzonspor’a, bunca olumsuzluğa karşın rakiplerinin de başarısızlıklarına dayanan bir üçüncülük ve UEFA Kupası şansı çıktı. Bu piyangodan yararlanmanın koşullarından biri son maçta Beşiktaş’ı yenmekti. Olmasa, Kayseri ve Gençlerbirliği’nin yenilmesini beklemekten başka seçenek yoktu. Sanki bu takımın üçüncülük hedefi yokmuş gibi ruhsuz, amaçsız bir mücadeleyle sergilenen inanılmaz kötü futbol ile maç kaybedildi. Bu şu demekti: Gençlerbirliği evindeki maçtan bir puan alsa bile Trabzonspor UEFA’ya katılamayacaktı. Futbolcular soyunma odasının yolunu tutarken, bu maçın en kötü isimlerinden biri olan takımın Kaptanı Fatih Tekke şu açıklamayı yaptı: “Hem takım hem de ben iyi oynamadık. 4 yıldır her yönden yoruldum. Artık kafa olarak rahat olmadığımı net olarak söyleyebilirim. Bir yıl daha sözleşmem var. Ancak bu sene kulübüm izin verirse, takımdan ayrılabilirim.” Yani, “UEFA’yı kaybettik üzgünüz” ya da “Kazandık, ülkemizi Avrupa’da en iyi şekilde temsil edeceğiz” falan gibi şeyler önemli değil, “Ben yoruldum, gerisi boş!” diyor bu takımın kaptanı. Bu arada Trabzonspor Yönetimi de, “mal bulmuş mağribi!” olayın üzerine atlıyor, demeç resmi internet sitesinde yayınlanıyor. Yönetimin buradaki “Şark kurnazlığını!” daha sonra değerlendirmek üzere Fatih’e dönelim. Tabi ki “Yorgun” Fatih’in bugüne kadar Trabzonspor’a verdikleri yadsınamaz. Ama unutmamalı ki bu camia onun için çok şeye göğüs gerdi, çok yanlışını görmezden geldi, O’nu “İmparator” yaptı. Futboluna şapka çıkarttığımız Fatih’in yorgunluğundan çok bugün, 4 senede kesinlikle hak ettiğine inandığımız trilyonlar kazandığı bu kulüpteki geçmişiyle ilgili bir özeleştiri yapması, Avusturya’da tartakladığı hakemin arkadaşının yönettiği Anhortosis maçındaki kararlarında, kulüp içi şu ya da bu şekildeki gruplaşmada ve kurumun adının kurşunlarla anılmasındaki rolünü de mutlaka ama mutlaka bir sorgulaması gerekiyor.