ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Yönetime ve Güneş’e düşen!

18.08.2005

Şampiyonlar Ligi’ne ikinci ön eleme turunda veda ve Süper Lig’in henüz ikinci haftasındaki ilk fire, Trabzonspor’u daha sezonun başında en sorunlu kulüplerden biri haline getirdi. Bunun nedenleri konusunda bir süredir fikir jimnastiği yapmaya çalışıyoruz. Transferlerdeki gecikme, benzeri çok zor görülen bir iyileştirme komedisinin yarattığı gerginlik, yönetimin kriz dönemi zaafları, çıkış noktası transfer olan yönetim içi kişisel çatışmalar, teknik direktörün tartışılan oyuncu tercih ve değişiklikleri gibi faktörlerin bu duruma etki yüzdeleri, kamuoyunda çeşitli kesimlere göre doğal olarak farklı oldu. Herkes kendi görüş, düşünce ya da çıkarları aman yanlış anlaşılmasın manevi olarak- doğrultusunda olayı değerlendirdi.

Bordo Mavili camiada, bu “kendine yontma” anlayışının doğal sonucu olarak sağlıklı bir değerlendirme yapılamadı. “Hata nedir?” sorusuna kafa yorulmadı. “Hatalı” arandı. Tribünler ilk şokun yaşandığı Anorthosis maçından sonra “Yönetim” dedi. Yönetim panikledi. Çabuk çabuk istifalar Başkan’a verildi. Başkan, “Yattara” dedi, kamuoyu bölündü. Şenol Güneş “dik bir duruş” sergiledi, son iki maçtaki Yattara ve Szymkowiak değişiklikleriyle özellikle medyanın boy hedefi oldu. Futbolcuların formsuzluklarının altından “Para kavgası” çıktı; “O şu kadar aldı, ben niye bu kadar?” muhabbetleri. Tribünler de bir ara hedef tahtası oldu, denildi ki haklı olarak, “Ulusal bir maçta bile tezahüratları hoparlör desteğiyle sağlandı” denildi. Gelinen noktada Trabzonspor’un artık bir saniye bile kaybetmeye tahammülü yok. Yönetim devam yolundaki gecikmeli kararını verdi. Eğer bu işi yarın bir olası puan kayıplarına karşın da sürdürme konusunda kendilerine güvenleri varsa, yarayı belirleyip, neşteri çok seri biçimde vurmak zorundadırlar. Şu iyileştirme komedisini ortadan kaldırmalıdırlar. Madem başlattılar, para sorununu futbolcuların kafalarında tamamen bitirmeliler. Kendi içlerinde tartışsalar bile ki bu gayet normal, fikir ayrılığı tabi ki olacak- dışarıya birlik görüntüsü vermeliler. Trabzonspor söz konusu olduğunda profesyonelliğini bir kenara koyan Şenol Güneş, artık konumunun gereği gibi davranmalıdır. Transferdeki gecikmeler konusunda bir özeleştiri yapıp kendi hatası da varsa kabullenerek bundan sonrası için olası yanlışlara meydan vermemelidir. Transfer konusunda taraflar perde arkalarında birbirlerini suçlamayı bırakıp, bundan sonrası için yapılabileceklerini tartışmalıdır. “Ha yönetim geç kaldı, ha Şenol Güneş kararsız davrandı!” ne fark eder, sonuçta kaybeden Trabzonspor oldu. Şenol Güneş, iyileştirme komedisinin tümden ortadan kalkması için futbolcu-yönetim diyaloğunu kısa sürede sağlamalı ve sorunun daha büyük zararlar vermeden çözümünün gerçekleşmesine katkıda bulunmalıdır.