Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Yattara’nın horonu

Transfer öyküsünü bizzat dönemin başkanı Özkan Sümer’den dinlemiştik, anlatalım: Birkaç bin doların bile Trabzonspor için büyük anlam ifade ettiği dönemlerdi...

24 Mart 2006, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Özkan Sümer, bir yıl önceki Brezilya seferinde maliyetleri 100 -200 bin dolarla ölçülebilen oyuncuları getirttiği bir yıl önceki Brezilya seferinden sonra Orta Avrupa’da düşük maliyetli kaliteli oyuncu avına çıkmıştı. Menajer Adnan Demir ile dolaşıp nerede lig maçı varsa izliyordu. Yolları Antwerp’e düşer ve o kentin takımının lig maçını izlemeye giderler. Maçın son 20 dakikasında oyuna giren siyahi futbolcunun o kısa süredeki şova yönelik futbolunun tribünleri heyecanlandırdığını görür. Sonra bir maç daha izler. Trabzonspor’da Şota’dan sonra tribünleri ateşleyecek, heyecanlandıracak, seyirciyi sahaya çekecek oyuncu olmadığından adının Yattara olduğu öğrenilen Gineli bu oyuncunun transferi için düğmeye basılır ve komik denilecek bir maliyetle Trabzonspor’a kazandırılır. İlk hocası Samet Aybaba’dır, Trabzonspor’da. Özkan Sümer Aybaba’ya, bu oyuncunun asıl transfer nedenini anlatır. Aybaba da ikna olur. Sonra Ziya Doğan ve Şenol Güneş ile çok kısa süreli de olsa Turgay Semercioğlu ve İhsan Derelioğlu da Yattara’nın Trabzonspor’da birlikte çalıştığı teknik adamlar olur. Aybaba, Doğan ve Güneş’in zaman zaman takım oyunu oynamakta zorlandığı, savunmaya katkıda bulunmadığı gerekçesiyle kulübeye gönderdiği Yattara, ilginçtir çoğu kez daha maçın başlarında kurtarıcı olarak sahaya sürülür. Dilini bildiği, çok daha iyi anlaştığı Halilhodziç döneminde de durum değişmez. Son Yattara tartışması, Samsunspor maçında attığı golün ardından oynadığı horon ile çıktı. Yattara’nın daha sonra, bir hafta önce gördüğü kırmızı kart nedeniyle taraftardan özür dileme amaçlı olduğunu söylediği şovu, Halilhodziç tarafından eleştirildi. Boşnak Hoca, “Önce şovu hak edeceksin!” dedi . Yani; “Önce işini iyi yap, sonucu kurtar, şov sonra.” Halilhodziç de haklı. Tabi ki her teknik adam, Özkan Sümer’in de deyimiyle önceliği daima görev adamına verir. Ama asıl hedef kazanmak olsa bile sporda tribünleri heyecanlandıracak, ateşleyecek ve izlediğinden zevk alır duruma getirecek önlemlerin de alınması gerekiyor. Bu durum ayrıca kazanmaya katkıda bulunacak bir tribün desteğini de beraberinde getirir. Bütün bu nedenlerden ötürü Yattara konusundaki düşüncemiz şudur: Futbol aynı zamanda bir şovdur. Tek başına kazanmak zaman zaman kazananın yandaşını da heyecanlandıramaz. Ama Yattara gibi oyuncular tek başlarına bu görevi yetine getirebilirler. Alın Fenerbahçe’den Alex’i, Trabzonspor’dan Yattara’yı bakın bakalım tek başına Aurelio’nun hamallığı Şükrü Saracoğlu, Fatih Tekke’nin golleri Avni Aker tribünlerini bu kadar heyecanlandırır mı? Sonuç: Yattara’ya horon çok yakıştı. Halilhodziç’in kaygısına da evet. Ama kendinden önceki meslektaşlarının bu futbolcuyla ilgili hatalarını yinelememesi koşuluyla.