Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

11 Aralık 2016 Pazar
Trabzon’da spora yoğunlaşmak!

Trabzon gündeminde sporu yakalamak, ona yoğunlaşmak son dönemde hayli zor. Gerçi, olayları “bizim işimiz değil” diyerek geçiştiriyorduk geçen haftaki “haraç çetesi kurşunlarına” kadar ama bundan sonra kayıtsız kalmak olanaklı değil.

08 Şubat 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

“Susma sustukça sıra...” Önce TAYAD’lılara linç girişimi, ardından Prof. Sadettin Güner ve çocuğunun “yanlışlıkla” katli, derken MAFYA hesaplaşmaları, faili meçhul belli cinayetler, futbolcuların, eşlerinin otomobillerine işyerlerine kurşunlar. Artık “terör burada tavan” yaptı, kentin en popüler kimliklerine bu saldırılar dikkatleri tümden Trabzon’un üzerine çekti, bundan sonra durulur, beklentisi boşa çıktı. Tam da Ankaragücü-Trabzonspor maçının başlama saatlerinde geldi Trabzon’dan haber: “İtalyan Kilisesi Papazını öldürdüler.” O ana kadar diyorduk ki; “Ne güzel be, şu karikatür tahrikinden Türkiye etkilenmedi!” Demez olaydık. Trabzon’dan patlak verdi, şehrin giderek bozulan imajına inat. Neredeyse 1.5 asırlık bir kilise, 100 metre yakınında camiler. Bitişiğinde Müslüman ailelerin oturduğu, personeliyle halkın iç içe olduğu, herkesin kendi dinini özgürce yaşadığı bir bölgedeki kutsal mekanda din adamına saldırı, dünyanın dikkatlerini üzerine çekecek adi bir eylem. Garibim Trabzon. Sezen Aksu’nun büyük eserinden esinlenenler, “Trabzon, Trabzon olalı, hiç çekmedi böyle keder!” diyor. Bu kederin yaşandığı döneme yönetici olarak damgasını vuranlar görevlerinde, garip. Atayanlar, kayıtsız, ilginç! Biz Trabzonspor’u, futbolu, sporu konuşmak istiyoruz. Papazın katledildiği saatlere denk düşen Ankaragücü-Trabzonspor maçında yeni katılımların performansına yoğunlaşmaya çalışıyoruz. Kafamızdan çıkmıyor sorular, “Futbolculara neden sıkıldı kurşunlar, neden vuruldu Papaz? Bir din adamı sadece!” Sahaya, maça bakıyoruz, kurşunun adresindeki oyuncunun performansına, çabasına, hırsına parmak ısırıyoruz. “Kurşunlara inat, maşallah!” diyoruz. Dostlarımız yeterli bulmuyor, “Onca travmaya karşın bunca verim. Keşke uğraşı, her daim sadece futbol olsa. Keyfine doyum olmaz” diyoruz. Sonra ona bu üstün yeteneğini sergileme fırsatı veren, rakip takımlar için “beyaz saçlı kara bela!” hayran bıraktırıyor bizi kendine. Onu Afrika Kupası’ndan iyi bir zamanlamayla maça yetiştirip bu keyfi yaşatan yönetime alkış tutuyoruz. Ankaragücü, savunmayı düşündüğü, orta alanını hücuma çıkaramadığı, kondisyonsuz Baliç’in yanında Umut’un yalnız kalması nedeniyle zorlayamadığı Trabzonspor’da genç kaleci ve yeni oyuncular konusunda çok fazla fikir sahibi olamadık. Ama Tolga’nın Galatasaray maçındaki güvensizliğini üzerinden attığını gördük. Yüksek toplara hakim. Refleksi iyi, son dakikadaki kurtarışı mükemmel ve en büyük moral kaynağı. Stepanov’un kademe anlayışı iyi, hava toplarına hakim, sıkıntısı kazandığı topları şuursuz kullanması. Bu maçta 3 topu rastgele uzaklaştırdı, üçü de rakibe gidip sonradan sıkıntı yarattı. Ömer Rıza şaşırtıyor. İki maçta inanılmaz top kaybına neden oldu. Böyle giderse işi zor. Fatih Akyel’den beklenti daha fazla. Henüz kıvamında değil. Ferhat, sol tarafta daha verimli olacak. Bir televizyon programında izlediğimiz Trabzonspor başkanıyla yapılan sohbet bizi kendi gerçeğimize döndürüyor. Spor programı ama sorular spor dışı: “Efendim Fatih ve Gökdeniz’e sıkılan kurşunlar...“ Başkan ne desin, geçiştirecek. “Efendim Federasyon seçimlerindeki siyasi manevralar. Başbakanla ilişkileriniz...” Ne desin başkan, geçiştirecek. Sonra televizyonlarda bir alt yazı: Papaz’ın katil zanlısı 16 yaşındaki lise öğrencisi yakalandı. İlk yorum, “karikatürlerden etkilenmiş.” Pardon transfer ne oldu. 10 Şubat’ta bitiyor da süre! Eee böyle Trabzon son dönemlerde. Burada spora yoğunlaşmak, keyfini çıkarmak, hak getire.