Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

04 Aralık 2016 Pazar
Trabzon’da neler oluyor!

“Yönetim, Avrupa şansını elleriyle itmenin şaşkınlığıyla yanlış üstüne yanlış yapıyor. Teknik kadro, maç kaybında artık futbolcuları suçlamıyor. Kolay yol seçiliyor, basın toplantısı yapılmıyor. Haftada bir antrenmanla direk oynayan futbolculara yaptırım uygulanamıyor.”

12 Nisan 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

İkinci yarıyla birlikte, genellikle kazanan bir takım olarak, kötü oyununu kamufle eden Trabzonspor, son 4 maçta 3 yenilgi alınca, kendi gerçeğiyle yani kaçınılmaz sonla yüz yüze kalmanın sancısını yaşıyor. Kazandığı dönemde yapılan eleştirileri “insafsız, kasıtlı ve önyargılı” bulan idari ve teknik yönetim, görmek istemedikleri bu gerçeğe karşın rakiplerinin ikramıyla ayaklarına kadar gelen UEFA Kupası’na katılma şansını, adeta kendi elleriyle iterek uzaklaştırmanın şaşkınlığıyla yanlış üzerine yanlış yapıyor. Neler mi oluyor Trabzonspor’da? İrdeleyelim: Yönetim zafiyeti “Kongre kararı almak” zorunda kalan yönetimin hatalarını (!) yapmayacağı umudu ve tribünlerin “parasız yönetim istemiyoruz” sloganına destek veren üyelerin, iki rakibinden daha fazla oyuyla göreve gelen yönetimle, “yıldız” vaadi ve iddialı söylemlerine karşın transferde tam bir hayal kırıklığı yaşa ndı. 9 futbolcu gönderildi, 8 futbolcu alındı. 8’de iki gibi bir isabet sağlandı. Ama özünde gönderilenlerin bile yerlerinin doldurulamadığı ortaya çıktı, tıpkı önceki yönetimin Petkoviç ve Tolga Seyhan’ın boşluğunu dolduramadığı gibi. Yabancı transferinde izlenmeden, öneriyle alınan Djokaj’ın, maliyeti ve katkısı arasındaki uçurum önceki yönetimin Tomas Jun’una benzedi. “Paralı yönetim”, giden parasız yönetimin 1.5 milyon dolar alacağını önce Mart’a, sonra ileri bir tarihe öteledi. Bütün bunlar bir yana, önceki yönetimin en büyük eleştiri aldığı borsadan elde kalan hisseleri teminat gösterilerek 2 milyon YTL (2 Trilyon lira) kredi kullanıldı. Aynı miktarda ikinci kredi alındı ya da yolda. Sümer ve Aktuğ yönetimlerindekiler de evlerini, işyerlerini ipotek ettirerek kredi kullanırlarken, bu dönemin paralı başkanı ve yöneticileri, geri almak koşuluyla da olsa para vermedikleri gibi, kişisel teminatla kredi riskine girmek zorunda kalmadı. Bazen kasaba takımı yöneticisi gibi kazanılan maçtan sonra soyunma odasına girip, futbolcu gazına gelerek prim artırıldı. Bazen de sanki burada işler iyi yapılıyordu da, “büyük takım” kimliğiyle “küçük işlerle uğraşılıp, camia zor durumda bırakıldı. Yetmedi, ütopik stat projeleriyle gündem değiştirilmeye çalışıldı. Bir Asbaşkan çıkıp gerçeği konuşuyor: “Bugün karar versek en erken 2 yıl içinde kazma vurulur .” Bugün 2 YTL’ye indirilen bilet fiyatlarıyla ve el altından verilen bedava biletlerle rant sağlanarak susturulan, artı, kontrol altına alınıp desteği sağlanan tribünlerin yarın koşullar değiştiğinde en büyük tehlike olacağı gerçeği gözardı edildi. Bu uygulamayla önceki yönetimlerin kulüp taraftar ilişkisinin en önemli unsuru olan kombine bilet uygulamasına darbe vuruldu. Teknik kadro kafa karıştırıyor Gelelim işin teknik yönüne: Teknik kadro, maç kaybında artık futbolcuları suçlamıyor. Kolay yol seçiliyor, basın toplantısı yapılmıyor. Kazanınca da medya suçlanıyor. Kötü skorlar da yönetimin hedef tahtası, iyi skorda “devam” için umudu oluyor. Artık kadroyla fazla oynanmaktan da vazgeçildi. Oyuna müdahale seyirci baskısı artınca yapılıyor. Denizlispor maçı sonrası medyada yönetim teknik kadro arasında bahar havası estirildi, Gençlerbirliği yenilgisiyle başa dönüldü. Futbolcuya dayalı sistem sürüyor Yönetim ve teknik kadro düzeyinde hatalar böyle. Ama Trabzonspor’da çok ciddi ve belki de asıl sorun gözden kaçıyor. Bu takım zaman zaman yıldızlarıyla kötü oyununa karşın kazanıyor. Bazen de yıldızlarının canı kazanmak istemiyor! Ağlara gitmekte olan topa dokunup, uygun durumdaki arkadaşına vermek yerine kendi kullanıp gol attığında alkışlanan oyuncu, atamadığında bu durumun bedelinin ne olduğu gerçeğiyle yüz yüze kalınca saçını başını yoluyor, yolduruyor. Bu sezonun en kötü performansına karşın ısrarla forma giydirilen oyuncular, yenilgilerde başrolü oynuyor. Haftada bir antrenmanla direk oynayan futbolculara yaptırım uygulanamıyor. En kritik anlarda Avrupa kozu, üstelik kulübün çıkarları gözetildiği iddiasıyla kullanılıyor. El altından medyaya ilginç fakslar gönderiliyor. Ama haftada bir antrenmanla, 90 dakikalık maçın büyük bölümünü saklanarak geçirmekle hangi Avrupa kulübünde forma giyileceği sorusu sorulmuyor. “Gideceğim” diyerek farklı kulüplerin kapılarını aşındıranların, Trbzonspor ile kapısını aşındırdıkları kulüplerin ücret politikalarını görüp, buradaki garanti ücretin yarısını bile maç başılarla birlikte alamayacağını anlayınca 180 derecelik dönüşle birden renk aşığı oluveriyor. Trabzonspor’da futbolcuya daha doğrusu “yıldıza ya da başka deyimle eskilere” dayalı düzen devam ediyor. Bir yönetim, bir teknik direktör gitti, 9 futbolcu gönderildi, malum yıldızlar eskiler duruyor. Ne mi oluyor? Yeni teknik direktör, yeni yönetim, 8 yeni futbolcu ve değişmeyen yıldız ve eskilerle Trabzonspor yine sefilleri oynuyor.