ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Trabzon aslında Hüseyin’e ağlıyor!

02.05.2005

Fenerbahçe - Trabzonspor maçı bitmiş, Bordo - Mavili yönetici, teknik adam ve futbolcular, şampiyonluğa veda etmenin üzüntüsünü bir kenara bırakmış, aynı gün sabah babaannesini kaybetmiş olan Hüseyin’e durumu nasıl açıklayacaklarını düşünüyorlardı.

Sonunda zor görev başarıldı ve ailesi cenazede gözyaşı dökerken, durumdan haberdar olmadığı için terini son damlasına kadar akıttığı maçtan sonra Hüseyin gerçeği öğrendi. İnanın kimse onun yerinde olmak istemezdi. Takım arkadaşları “İnsan sağ olduğu ve adaletin eşit dağıtıldığı bir maçı nasılsa kazanma şansına sahipti. Giden bir maçtı çok çok. Ama giden can olunca dayanılmıyor!” düşüncesinden hareketle olacak onunla birlikte gözyaşı döktüler. Trabzonspor kaybedilen bir deplasman maçı sonrası ilk kez seyahat etmiyordu. Önceki yenilgili seyahatlerde pozisyonlar tartışılır, hakemler konuşulur, kritikler yapılır, farklı görüşler sonunda bir noktada buluşurdu. Konuşmalar artık geleceğe yönelik hesaplar üzerine olurdu. Bu seyahat öyle olmadı. Hiç kimse kaybedilen şampiyonluktan, buna neden olanlardan -kendileri ya da başkaları- bahsetmedi. Kimse bir yıl boyunca akıtılan terin, harcanan emeğin, 90 dakikada birilerinin yanlış kararlarıyla heba edilmesine tepki gösterecek gücü kendinde bulamadı. Ama bir haksızlığa bir isyan vardı hepsinin gözlerinde, özellikle Fatih’in. Çünkü o 96’yı çok genç bir oyuncu olarak yaşamıştı. O gün Ali Şen’in yıllar sonra itiraf ettiği gibi, şampiyon olmalarını sağlayacak bir taş vardı. Onu kullanmış da şampiyon olmuştu. Bugün o taşın yerini “delikanlı bir hakemin!” almasınaydı isyanı. Geçmişte o acıyı yaşayan ağabeylerinin dışındaki arkadaşlarının da, Aziz Yıldırım’ın bir süre önce söylediği bugün daha büyük anlam kazanan , “İlk zamanlar bu işlerin sahada bittiğini sanırdık, ama olmadığını zamanla öğrenip gereğini yaptık!” şeklindeki ifadesine. Bu maç için bize göre de en uygun isimdi Cem Papila. Çalışmaları ve uygulamalarını olumlu bulduğumuz MHK da gereğini yapmıştı. Papila’nın geçen sezonun ilk yarısındaki Elazığspor maçındaki yönetimini “sadece hata!” olarak değerlendirmiş, Gaizantepspor maçında gözünün önündeki kornere aut çalıp, köşe vuruşu için rakip yarı alana toplanan Bordo - Mavili oyuncular eksik kalmış, Bordo - Mavililer’in gol yemesine neden olmuştu. Bu ve Gökdeniz’i cezalı duruma düşüren komik kartını “Eh öyle gördü ne yapsın!” diye yorumlamış, Galatasaray maçında Erdinç’e haklı gösterdiği kırmızı kartta asıl küfrü yapan Sabri’yi es geçmesinin de, üzerinde “Demek ki duymamış!” diyerek durmamıştık. Ama Fenerbahçe maçında karşılaşmanın skorunu direk etkileyecek 6 kritik pozisyonda yanlış karar vermesini artık hatayla yorumlayamayacağız. Bu kadar hata olmaz Sayın Papila. Bu neye benzedi biliyor musunuz Sayın Papila: Müvekkiliniz gerçekten suçsuz, aleyhinde hiçbir delil yok. İyi de savunma yapmışsınız, beraat kararı bekliyorsunuz ve hakim onu mahkum ediyor. Siz bu duruma nasıl isyan ederseniz, -çünkü kariyeriniz etkilenecek, basit bir davayı kaybetmiş olacaksınız, paranız gidecek ve müvekkiliniz haksız yere bedel ödeyecek, hak etmeyen ise sefasını sürecek!- Hüseyin ve arkadaşları da öyle!. Ama onlar deşarj olamadılar, bu maç, içlerinde uhde kaldı. Çünkü ortada giden bir can vardı! Sevgili Hüseyin başın sağolsun. Gençsin nasıl olsa bir şampiyonluk görme ya da onun için mücadele edebilme şansın var. Kim bilir belki de senin yöneticilerin de bir gün bu işin sahada bitmediğini öğrenir gereğini yaparlar ha, kim bilir! Öyle ya, olmuyor başka türlü!