Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
Panik ortamında risk almak

Trabzonspor yönetimi ve teknik kadrosunun sezonu kurtarma adına son dayanağı olan Türkiye Kupası’nda final oynama ve bu yolla UEFA’ya uzanma hedefi, ciddi bir darbe aldı.

13 Nisan 2007, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Trabzonspor yönetimi ve teknik kadrosunun sezonu kurtarma adına son dayanağı olan Türkiye Kupası’nda final oynama ve bu yolla UEFA’ya uzanma hedefi, ciddi bir darbe aldı. Belki bugünlerde yeni bir projeyle gündem değiştirme çabaları söz konusu olacak ama biz işin o tarafını bir kenara bırakıp, hem ilk maçta olanlar, hem de rövanşta neler olabileceği konusunda fikir cimnastiği yapalım. Güç dengeleri ne olursa olsun, iki takım arasındaki elemeli maçların ikinci ayağında gole ihtiyacı olan tarafın dezavantajlı olduğu gerçeğinden hareketle, Trabzonspor’un Erciyesspor’dan rövanşı alma olasılığının pek yüksek olduğu söylenemez. Her şeye karşın, futbolda “olmaz olmaz” kuralının da var olduğunu anımsadığımızda, “final zor iş” yerine, rahatlıkla “zor ama olanaksız değil” denilebilir. Tabii ki bunu belli koşulları var ve onları göz ardı etmemek gerek. Ziya Doğan, “garantici” bir teknik adam, risk almaktan çekiniyor. Daha kötüsü; riski, genelde panik ortamında alıyor ve kaybediyor. Nitekim Erciyes karşısında ikinci maç unutulup panikle alınan risk bu sonucu doğurdu. Halbuki, elemeli maçlarda evinde gol yememek, atacağın bir golden çok daha önemlidir. Bunu göremeyen Doğan’ın ayrıca bazı takıntılarından da vazgeçmesi gerekiyor. Belki sıradan bir takımda idare edebilir ama büyük takımda hem de işler kötü giderken bu takıntıları artı bir engel oluşturuyor. Yönetimsel hataların takımı bugün getirdiği noktadan, bu takıntılarıyla daha da kötü duruma taşıdığının farkında da değil üstelik. Bugün giderek küçülen bir Trabzonspor gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu duruma neden olanlar bu gerçeği kabul etmedikleri için doğal olarak buna kendilerinin neden olduğunu göremiyorlar. Nedir Ziya Doğan’ın takıntıları? 1- Aşırı şüphecilik. Doğan acilen, çevresindeki herkesten şüphelenmekten vazgeçmeli. Gazetecinin eleştirisinin, futbolcusunun söylediğinin, yöneticisinin beyanatının, taraftarın anlık tepkisinin ardında farklı şeyler aramayı bırakmalı, kendini tümüyle işine vermelidir. 2- Kendini hatasız görme! Ankaragücü maçını kaybettikten sonra, “5 forvetle olmuyor” diyen, uyguladığı sistemin, “en iyisi” olduğunu söyleyen kendisi... Sonra çıkıp da kaybedilen bir maçtan sonra, “Birileri forvet diye tutturuyor ama olmadığını gördüler” diyen de kendisi. Peki; bunu ikinci kez bunu kanıtlamaya çalışmanın anlamı ne o zaman? 3- Mevcut kadroyu verimli kullanamıyor. Ligde son iki haftada kazanılan maçlarda bu gerçeğe dikkat çekmiş, bir türlü bunu Doğan’a kabul ettirememiştik. Szymkowiak, Marcelinho gibi teknik özelliği yüksek oyuncular Doğan’ın takımında duramadı. Ceyhun ve Yattara kulübeye mahkum. Mussampa nedir göremedik. Kim ne derse desin, Yattara ve Ceyhun birlikte kulübede oturmamalı. Trabzonspor’un zaten dar olan kadrosuyla böyle bir lüksü yok. Sonradan girdikleri maçlarda ikisi de verimli olamadı. Tamam; ikisi birlikte savunma zaafı oluşturur ama en azından biri oynar. Nitekim göreceksiniz Ziya Doğan rövanşta kazanmak için en azından biri belki de ikisiyle birlikte maça başlayacak. Amaç ne: En az iki golle kazanmak. Madem bu iki futbolcuyla ya da biriyle kazanmak ve en az iki gol için oynayacaksınız, “Eee siz Trabzonspor olarak diğer maçlara kazanmak için çıkmıyor muydunuz?” diye sormazlar mı insana!