Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

03 Aralık 2016 Cumartesi
Minareye kılıf

Elektrik arızası nedeniyle iki ayrı günde 67 ve 23’er dakikalık iki ayrı bölüm halinde tamamlanan Trabzonspor-Diyarbakırspor maçından sonra yapılan değerlendirmeler ilginç. Tam bir profesyonel olan Cumhur’un, mantık süzgecinden geçmiş açıklamaları, diğer bazı arkadaşlarıyla yöneticilerine tam bir ders olacak nitelik taşıdı. Önce Cumhur’un hakkını verelim.

19 Nisan 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Gönül isterdi ki, böyle bir olay yaşanmasaydı. Trabzonspor’un golü bulduğu 49. dakikadan sonra geçen sürede baskısını artıran ve sonuç üretemeyen Diyarbakırspor, elektrik kesilmese de risk almaya hazırlanıyordu, kesildi, maç ertelendi, o riski ertesi gün kalan 23 dakikada aldı. Burada, iki takım futbolcuları için de geçerli olan yorgunluk, uykusuzluk, konsantrasyon eksikliği gibi olumsuz faktörleri gerekçe gösterip de, yenilgiye mazeret aramak, pek profesyonelce davranış değil. Tribünlere oynamaktır bunun adı. Minareye kılıf üretmek yani! Bu arada arızaya değil de, arıza sonrası bunu giderme konusundaki acizlik ve alternatifsizliği ayıp olarak nitelediğimiz olayın, ”İyi ki bir Avrupa Kupası maçında yaşanmadı da, rezil olmaktan kurtulduk” diye değerlendirilmesine de karşıyız. Ne yani biz bu tür rezilliklere layık mıyız? Hele yetkililerin sorumluluğu birbiri üzerlerine atmaları! Bu ne demektir biliyor musunuz? “Yarın burada benzer şeyler olabilir ve sorumlu bulamayız” demektir. Mademki böyle bir organizasyonu üstleniyorsunuz, bunun için gerekli alt yapıyı eleman ve teknik donanım olarak hazırlayacaksınız. Bunun için Avrupa Kupası maçlarını beklemeyeceksiniz. İyiye, Avrupalı gibi siz de layıksınız, biz de. Gerisi boş söylem, tribünlere oynamak, yani minareye kılıf bulmaktır. Trabzon’daki elektrik kesintisi yüzünden, teknik eleman ve donanım yetersizliğimize önlem almak yerine, skandalı kapama gayretinde olanların benzer davranışı Manisa’daki tribün olayları sonrası sergilendi. Tüm medya neredeyse bir anonsa takıldı kaldı. Tabi ki o anons, hiç de hoş değil. Maçı kaybetmiş bir konuk ekip için, “Lay lay lom, Fener olamazsın şampiyon” gibi çirkin söylemin hoparlörlerden sunulması yanlışlığına söylenecek söz yok. Ancak, bu anonsu bahane edip, “tahrik” unsurunu öne çıkararak tribün olaylarına meşruluk katmaya çalışırsanız, yarın başka stadyumlarda farklı tahriklerle benzer olayları teşvik etmiş gibi olursunuz. Trabzon’da Fenerbahçe galip durumdayken tribünlerde koltuk anarşisini yaşatanlara cezayı hem de Başbakan tavassutuyla kaldırtırsanız, olacağı budur. Eğer suçu ve suçluyu kimliğine göre farklı cezalara tabi tutarsanız, olası olaylara da çanak tutmuş olursunuz. Koltuk koparıp atmak Diyarbakır’da, Kayseri’de vahşetse, Manisa’da da vahşettir, nedeni ne olursa olsun. İşinize geldiğinde “Minareye kılıf uydurma” çabası içine girerseniz, tabi ki 2006 Dünya Kupası ana sponsoru MasterCard’ın faaliyet gösterdiği ülkelerde gerçekleştirdiği futbol araştırmasının sonuçlarına göre en fanatik -Biz ona holigan diyelim- seyirci bu ülkeden çıkar. Hala İsviçre olaylarının gerçek suçlularını kendi kendimize bile itiraf etmeye çekiniyoruz, unutmayın. Gelelim stat hoparlörü anarşisine. Bu anarşinin doğum yeri Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’dur. Orada başlamıştır rakip takımların bilmem kaç desibel şiddetli sesle taciz edilmeleri. İşte şimdi bir fırsat doğmuştur. Futbol Federasyonu, stadyumdaki hoparlörlerin kontrolünü kulüplerin elinden hemen alsın. Yoksa daha çok tahrikler (!) ve buna bağlı olarak çok olaylar görür ve yaşarız.