ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Mavi Bayrak

02.03.2005

Trabzonsporlu yönetici Mahmut Yıldırım’ın işyerinde karşılaştığımız Basın Sözcüsü İbrahim Şahin çok neşeliydi; “Az önce geldi haber, Federasyon’un uygulamaya koyduğu Mavi Bayrağı, dördüncü haftada üçüncü kez aldık” derken, inanılmaz bir keyif aldığını yüzünden görebiliyordunuz.

Ardından telefonunu çevirdi, karşıda Genel Müdür Burak Gürdal; “Burak’çığım müjde!” dediği anda, “Yine Mavi Bayrak mı yoksa?” sesi geldi. “Evet!” yanıtına, müthiş bir çığlık! Bu diyalogları tarafların anlayış göstereceğini umarak, rakiplerinin kan lekelerinden arınmaya çalışmak için, umarsız biçimde kendilerini savunma durumunda kaldıkları bir dönemde, Trabzonspor’un gündemini yansıtmak üzere kaleme aldık. Umarız bağışlarlar. İyi ki, Trabzonspor’un her hafta mayi bayrağı hak eden taraftarı var. “Devamlı kazanıyor da, bayrağın rengi mavi, kaybetsin kırmızıya döner!” şeklinde, devletin resmi yayın organında şakayla karışık dile getirilen bilinç altındaki asıl niyete en iyi yanıtı Avni Aker’de Fenerbahçe’ye 2-0, Galatasaray’a da 1-0 yenilirken vermişti oysa Trabzonspor taraftarı. Ama bundan sonra daha dikkatli olmaları gerekiyor, hala anlatamamışlar belli ki! İyi ki, böyle taraftarı var Trabzonspor’un. Eğer ileride aralarına sızması olası kötü niyetlilere de engel olurlarsa, unutmasınlar ki, takımlarını “Gönüllerin şampiyonu” yaparlar ve inanın ki, o şampiyonluk istatistiklerde yer almayacak olsa da , teşvikli meşvikli, şaibeli ve de maalesef kanlı Süper Lig şampiyonluğundan çok daha önemlidir. İşte bir Trabzonspor taraftarının kaleminden mail kutumuza düşen yazı. “Neden devamlı mavi bayrak, neden bu aşk!” anlayın: “Zordur Tarsus doğumlu, Antalyalı, Mersin’de oturan, Sivas’ta okuyan bir insanın, “Neden Trabzonsporlu’sun?” sorusunu yanıtlaması. Nasıl anlatılır ki, bu sevdayı yüreğinde hissetmeyen biri, nasıl anlar ki? Trabzonspor’u öyle sevdim ki ben, kahvelere gittim maçlarını izlemek için. Koca kahvede tek kız ben oldum. Ve büyük ölçüde de tek Trabzonsporlu. Bu sevdaya yüreğini koymuş herhangi birine laf geldiğinde karşılık verebildim buna rağmen. Elimin bir yarısı buz tutarken, diğer yarısı boncuk boncuk ter döküyordu. Bazılarına tuhaf geliyorum; çünkü en kritik anlarda kaçırdığımız pozisyonlardan sonra bile “Canlarım benim, bozmayın sakın moralinizi, canınız sağ olsun.” dememi anlayamıyorlar. Anlamalarını da beklemiyorum zaten. Beni en çok kahreden şey, onları üzgün görmek oysa. Böyle anlarda, öyle üşüyorum ki, anlatılamaz. Belki ucu Karadeniz’e dokunan hiçbir akrabam yok ama, bir önemi yok ki bunun. Mesele nerede doğup büyüdüğünde değil ki. Yüreğinin nerede attığıdır aslolan... Yüreğin atmak için binlerce kilometre uzakta olan bir şehri seçtiyse kendine, ne kadar debelenirsen debelen yoktur çaresi. Hele bu şehri, bir takım sayesinde sevdiysen, ölüm bile ayıramaz sizi oradan. Çünkü yüreğin neredeyse, gerçek yaşam da oradadır aslında.” Kaleminize sağlık Begüm Ayşe Kara, ne mutlu Trabzonspor’a ki, onun taraftarısınız.

0 YORUM