ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Kongre zamanı üzerine

05.10.2005

Sözümüzdeyiz yine, bu işin en doğrusu şuydu; Vestel Manisa maçından sonra istifa eden Şenol Güneş’le oturulup konuşulmalı ve kesinlikle ikna edilmeliydi.

Şöyle ki; “Sen suçlusun,biz suçluyuz ya da her neyse bunu bir kenara bırakalım. Gel seçim maddesi koymayı tasarladığımız aralıktaki Mali Genel Kurul’a kadar birlikte gidelim, bu takımı ne teknik, ne de idari anlamda yanlız bırakmayalım. Belki işler o zamana kadar düzelir beraber devam ederiz. Olmadı, gitmesi gerekli olanlar gider.” Yapamadı bunu yönetim. Belki de istemedi ama çalışmayı düşünmediği bir dönemde Şenol Güneş’i ikna etmeyi başaran Atay Aktuğ, isteseydi bunu da sağlardı. Sağlayamazsa, o zaman kullandığı güçleri devreye sokabilirdi, yapmadı. Trabzonspor’un gelinen noktadaki durumu konusunda hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık değildir. Bu nedenle Atay Aktuğ’un Galatasaray maçı sonrası teknik kadroyla ilgili söylemlerini çok yadırgadığımızı söylemek isteriz. Söyledikleri genelde doğru ama sadece bunları dile getirmek demek, bir başkan olarak önderlik yaptığı yönetim kurulunun, dolayısıyla da altında imzası olarak kendisinin bu işteki sorumluluğu ve yanlışlarını perdelemek demektir. Halbu ki genelde spor kamuoyunun takdirini bize göre de haklı olarak kazanmış bir spor adamı kimliğiyle Aktuğ bir özeleştiri yapmalıydı. 3 ay önce bu takım şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştı. 2 ay önce Şampiyonlar Ligi şansı vardı. Yılın Başkanı, Yılın Takımı, Yılın Teknik Direktörü, Gönüllerin Şampiyonu gibi bütün kulüplerin gıpta ettiği ünvanların sahibiydi Trabzonspor. 3 ayda ne oldu da bu duruma gelindi. Bunun tek sorumlusu olarak teknik kadroyu görme gafletine düşmüşse başkan, şimdiden söyleyelim Trabzonspor’u çok daha zor günler bekliyor demektir. Her şeye karşın Şenol Güneş’in “hemen gitmesini” ne kadar yanlış bulmuşsak, yönetimin “hemen kongre” baskısına direnmesini o kadar olumlu bulduğumuzu da belirtmek isteriz. Hemen gitmek demek, daha bir kaç gün önce anlaşma yapılmış Avrupa Futbolu’nda şu ya da bu şekilde söz sahibi bir teknik adamı ortada bırakmak demektir ki, zaten malum olaylarla yurt içinde itibar kaybına uğramış bu kulübe dışarıdan da kötü bir gözle bakılmasına neden olacaktır. Ayrıca hemen gitmek demek, 3 ayda kulübü, nasıl becerilebilmişse sokulduğu kaos ortamıyla baş başa bırakıp olası bir çöküşe neden olmak demektir. Bu nedenle yönetimin hemen gitmeme kararı doğru. Önerimiz şudur: Trabzonspor yönetimi en kısa sürede aralıktaki mali kongreye seçim maddesinin de koyulacağını açıklamalı, toplumun nabzını düşürmelidir. Gemi su aldı bir kere, bu kararı bugün almazlarsa yarın alacaklar. Hiç olmazsa şimdilik 2 ay bir zaman var. Herkes işini bilir, devam edeceklerse kendi çalışmalarını yaparlar, etmeyeceklerse düşünenlere düşünme zamanı bırakırlar. Plansız-programsız baskın bir seçim Trabzonspor’a daha büyük zararlar verir.