Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

09 Aralık 2016 Cuma
İstikrarın nedeni

Trabzonspor oyun olarak değilse de skor bakımından yadsınamayacak önemde bir istikrar yakaladı.

27 Şubat 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

7 maçlık periyotta tek beraberlikli yenilgi serisine girerek camiada panik havasının doğmasına neden olan Bordo-Mavililer, 3 farklı Ankaraspor galibiyetiyle son verdiği bu durumun ardından oynadığı 5 lig, 3 de kupa maçında yenilmedi. Böylece kupada çeyrek finalin rövanşına yarın tek farklı da olsa çıkma avantajını yakalayıp, ligde üst sıralara tırmanarak taraftarın moralini yükseltmekle kalmadı, geleceğe yönelik umutları da artırdı. Trabzonspor’da istikrarın sağlanmasına neden olan faktörleri sıraladığımızda, en öne koyacağımız madde kuşkusuz ara transferde uygulanan politikadır. Sezon başında bir teknik adam görüş ihtiyaç-talep ilişkisine dayalı bir program uygulamak yerine tümüyle menacer yönlendirmesiyle yapılan transferlerin ve tüm uyarılara karşı yanlış teknik direktör tercihinin takımı getirdiği nokta ortadadır. Trabzonspor’un ilk yarı sonunda adının küme düşme potasında anılmasına ve her deplasmanda, “Trabzon kümeye” sloganının atılmasına bu durum neden olmuştur. Ama ara transferde bu takımın teknik direktörü, görüş ihtiyaç talep faktörlerini kendi mantalitesine göre yapmış, yönetim de içinde bulunduğu ekonomik koşullara uygun gördüğü bu talepleri yerine getirerek akılcı bir politika uygulamıştır. Burada Trabzonspor’u bekleyen tek tehlike, “teknik direktör kendi transfer ettirdiği oyunculara öncelik tanır” iddiasının, -Stepanov Risp örneğinde olduğu gibi-, ileride yaratacağı sıkıntıdır. Ziya Doğan bu tehlikeyi dengeli davranarak, şimdiden ortadan kaldırmalıdır. İkinci faktör; yönetim içi çekişmelerin dondurulması, son erdirilmesi ya da kamuoyuna eskisi gibi sızdırılmaması, -burası şimdilik bize karanlık- ve böylece, “filan yöneticinin futbolcusu”, “falan yöneticinin teknik adamı” gibi ayrımcılığın en azından görünürde ortadan kaldırılmasıdır. “Ortak aidiyet” duygusu, “ortak amaca hizmet” konumuna gelinmiş olmasıdır yani. Yoksa bu işin, hurafelerle, sahaya toprak atmak gibi garip hareketlerle hiç ama hiç ilişkisi yoktur. Ayrıca bu davranış da kurumu değil, yapan kişiyi bağlamaktadır.