Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Temmuz 2017 Pazartesi
Hüsran ve kaçış

Trabzonspor camiası için Fenerbahçe maçları her daim büyük önem taşır. Hele bu maç bir şampiyonluk yarışına denk düşmüşse aman tanrım! Bunun en büyük nedeni Trabzonspor’un gerek şampiyon olduğu, gerekse kaçırdığı dönemlerde genellikle Sarı - Lacivertli ekiple yarışmasıydı. Ara sıra üzücü gelişmelere neden olsa da bu durum spor kamuoyunda zaman zaman Galatasaray - Fenerbahçe rekabetini bile gölgede bıraktı.

01 Ocak 2005, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Bu nedenle Ankaragücü maçı ve İbrahim Ege’nin affıyla ilgili gelişmeler çok fazla yankı bulmamıştı. Ama Ankara’da alınan 3 puan keyifleri de artırmıştı. Fenerbahçe maçında Ziya Doğan’ın nasıl bir kadroyu tercih edeceği merak konusuydu. Maç günü geldi ve çattı. Kadrolar açıklandığında Ziya Doğan’ın yine “önce durdurup, sonra vurmayı” amaçladığı belli oldu. Ama önce Alex vurdu. Apar - topar Yattara sahaya sürüldü. Ardından Nobre kırmızı kart gördü, Mehmet Yılmaz kulübeden çıkarıldı. Bu kez yenik de olsa korkmuyordu (!) Trabzonspor. Ama elin oğlu bir kez vurdu ya, hem de sayısal eksiği var, çekildi geriye ve gardını alıp bekledi. Trabzon şuursuzca saldırdı. Bir boşluğunu buldu ve ikiledi. “önce durdurup, sonra vurma” taktiği yine sökmedi! Eleştiriler, tepkiler derken Doğan’ın kafası Beşiktaş’ta aldığı teklif döneminden de daha fazla karıştı. Konyaspor beraberliği bu hüsranın ardından en kolay kaçış yoluydu, bunu kullanmayı tercih etti. İstifasına bir türlü mantıklı açıklama getiremedi. Düzenlediği basın toplantısında, Trabzonspor’daki Genel Kurul sürecine etki etmemek için konuşmayacağını açıkladı. Bu yaklaşımı iyi niyetli bulunsa da, şehre uğramadan İstanbul’a dönmesi, otel ve tesislerdeki özel eşyalarını bile başkalarına aldırması kendisini çok seven Trabzonlu sporseverlerce hazmedilemedi. Trabzonlular, “Adam gibi adam” sıfatını yakıştırdıkları Doğan’ın bu kaçışını hazmedemedi. şiir bestelendi: “Bu nasıl istifa/ Yakıştı mı sana/ Adam gibi adam/ Değilmişsin Ziya! Hakaretten çok bir hazımsızlığı çağrıştıran bu dizeler Rizespor maçının en ilgi çekici sloganı oldu. Başkanı tarafından “emanetçi” ilan edilen ihsan Derelioğlu yönetimindeki takım bu maçı tek farkla kazanıp, bir hafta sonra deplasmanda 4 golle Samsun’a patladı. İlk yarının İstanbulspor’la sona erdi. 7 eksikli Boğalar Trabzonspor’a, Erol Tok da genç meslektaşına ders verdi. Tok, Güven’i sahaya sürdü. Derelioğlu, rakip kaleye topu taşıyabilen tek oyuncu olan Yattara’yı oyundan aldı. Son dakikada Güven, Derelioğlu’na güveni sarstı. Antalyaspor kupa maçı ise bütün yabancıların Noel tatiline gönderildiği dönemde Yattara’nın cezalandırılması gibi bir şey oldu. Yattara, rakip ceza alanına 32 orta yaptı, 12 pozisyon hazırladı. 3 gole asist yaptı. Bir golün öncesindeki faulü yaptırdı. Bu maçın en önemli özelliği, takım içindeki asker - general tartışmalarının gün yüzüne çıkması oldu. Hemen hemen bütün yorumlar bu noktada birleşti. İyi de oldu, yeni teknik direktör işe bir adım önde başlayacak olmasını sağladı. Çünkü Trabzonspor’da gizledikleri bu sorun yüzünden bedel ödeyen teknik adamların durumu belki de yeni dönem için Trabzonspor’da bir umut ışığı olacak. Bordo-Mavili takımda teknik yetkilerin futbolcu merkezli kullanılması sorununa çözüm bulunamadığı taktirde kurumu daha büyük sorunlar bekliyor olabilir. İlk yarıdan alınan bir önemli ders de Yattara’nın durumu olmalı. Bu futbolcuyla oynayan kaybeder, oynatan kazanır. Bizden söylemesi.