Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

25 Mayıs 2017 Perşembe
Güven bunalımı aşılmalı

İçini tam bilmiyoruz ama dışarıdan görüldüğü kadarıyla Trabzonspor’da yönetimle teknik kadro birbirlerine pozitif elektrik veremedi. Bu durum yönetimin görevi devraldığı günlerde tersi gibi gözükse de Halilhodziç’in Antalya’daki söylemleri ve ardından yönetim kanadının en yetkili ağızlardan kendisine yanıtı, arada bir güven bunalımının var olduğunu net biçimde ortaya çıkardı.

25 Ocak 2006, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Halilhodziç, transfer konusunda rahatsız, bu durum kesin. Atay Aktuğ ekibinin ara transfere yönelik verdiği sözler, yöneticilik ömürleri yetmediği için gerçekleşemedi. Ama kamuoyunda büyük destek gören “paralı başkan” ve ekibinin seçimi kazanmasıyla da Boşnak teknik adamın beklentileri sürdü. Onun ve genel olarak teknik direktörler için başkanın kimliği ya da yönetimlerin farklılığı önemli değildir. “En iyi başkan, en iyi yönetim, istenilen oyuncuları alandır.” Gel gör ki, seçim sürecindeki söylemler, tatlı birer vaat olarak kaldı. Ya da şöyle söyleyelim; büyük transferler (!), “Ara transferde iyi futbolcu bulmak zordur”, “yeni sezon yeni hedefler” gibi gerekçelerle ötelendi. Yani Mayıs beklenecek. Beklenecek ama bazen kadro seçimi, bazen de oyuna müdahaleleri, oyuncu değişikliklerindeki zamanlama ve tercihleriyle skor üzerindeki etkisini genellikle futbolcuları hedef göstererek dikkatlerden kaçırmaya çalışan Halilhodziç için Mayıs hiç de uygun bir zaman değil. Kariyeri(!) nedeniyle o kadar süre bekleme olasılığı çok az gibi görülüyor. Transfer işi kolay iş değil. Trabzonspor’da Şenol Güneş “Transfere karışmadı” diye, Beşiktaş’ta ise Rıza Çalımbay, bizzat yaptırdığı transferlerle takıma zarar verdirdiği gerekçesiyle hedef tahtası oldu. Bu yönetimin böylesine zor işi verdikleri sözlerle oluşturdukları beklentiye karşın, bu kadar kısa sürede yüksek isabet oranıyla gerçekleştirme şansının zorluğu söz konusu olsa da, teknik direktöre “En az 3-4 iyi oyuncuya ihtiyacım var” dedirtmemek gerekiyor. Eğer dedirtirseniz ve “herkes işine baksın” gibi kolay bir söylemle işi geçiştirmeye kalkarsanız, eloğlu, kampta yaptığı tek hazırlık maçında oyundan aldığı futbolcuyu tekrar oyuna koyarak kadro zafiyetini gösterir, kaybedilen ilk lig maçında da kadroya katılan 6 oyuncuyu da oynatarak,”işte aldığınız transferler” diye meydan okur. Bunu da yemek zorunda kalırsınız. Teknik direktör her ne kadar fırsat bulduğunda kariyeri nedeniyle kaygılarını dile getirse de, insana sorarlar; “Madem kadro zaafınız vardı, neden 7 kişinin bırakılmasına izin verdiniz? Bekleseydiniz ya sağlanacak katılımları! Doğrudur, belki bu futbolculardan artık Trabzonspor yararlanamazdı ama onların yeri Trabzonspor’un 2. ligde bir nevi pilot takımı konumundaki Sebatspor’u zor durumda bırakarak mı doldurulmalıydı? Bu takımda sezon başında kaleci alınacak diye Petkoviç kampa alınmadığı, eşdeğer stoper transfer edilecek diye Tolga gönderildiği için bu durumlara gelindiğini, hiç mi araştırmadınız? Neden gönderilmesi hemen hemen kesinleşmiş oyuncuları kampta ikinci yarıya hazırladınız da, bu konuda çok “ekonomik” düşünen paralı yönetimin göndermekte zorlanacağı bilinen Jun’u kampa çağırmadınız? Gelinen noktada Halilhodziç bu yönetimle, yönetim de onunla çalışmak istemiyor. Bir taraf “gitse” diğer taraf “gönderseler” diye bekliyor. Karşılıklı güven bunalımı, kurumda tedavisi güç yeni yaralar açıyor. “Gitse” diyen tarafın taahhütlerini bugüne kadar yerine getirmemesi, “gönderseler” diyen tarafın teknik-taktik hatalarıyla birleşince ortaya inanılmaz karamsar bir tablo çıkıyor. Bu güven bunalımı sorununu ya aşın ya da kökünden çözün. Çünkü düşme hattındaki takımlarla puan farkı sadece 6. Yani iki Kayserispor maçı! Artık maça 2 farkla önde başlamak bile yetmiyor, görüyorsunuz.