ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Güneş uyumu!

06.01.2005

Genel olarak her kesimde durum aynıdır, ama spor adamlığında insanın prensip sahibi olmasının, inandığı ilkeleri uygulama ortamı ve gücü bulmasının ve de bunu sağlıklı biçimde yaşama geçirmesinin önemi çok büyüktür.

Bu gerçekten hareketle bazı spor adamları, sadece ‘ilkeli’ olduklarını kanıtlama çabasıyla kendileri de inanmadıkları ‘sözde prensiplerini’ katı biçimde uygulamaya çalışırlar. Dozunu da bir türlü ayarlayamazlar. Ardından toparlamaya çalışırlarken işin ucu kaçırırlar ve böylece ikinci - üçüncü sınıf futbolcu, teknik adam ya da yönetici olarak olarak piyasadaki yerlerini alırlar. Tanıdığımız Şenol Güneş ise hem futbolculuk, hem de kulüp ve Milli Takımlar teknik direktörlüğü döneminde kendi doğrularından pek ödün vermeden çalışmış, karşılığını da futbolcu ve teknik adam olarak en azından Türkiye’de ulaşılması zor bir noktaya adını yazdırıp almıştır. İlkeli bir Güneş’in yeniden - en azından şimdilik - döndüğü kulüp teknik direktörlüğü performansı, açıkça belirtmekte yarar var ki; Trabzonspor’un başarısından daha çok merak konusudur. Çünkü ‘kılıçları kuşanmış’ bir kesim, ‘tesadüfen’ ya da ‘bir şans eseri güçlü kadrolarla mücadele edilmeden kazanılmış’ bir Dünya üçüncülüğü apoletine gönderme yapma beklentisi içindedir. Ki bu Dünya üçüncülüğü, büyük bir talihsizlik sonucu halef - selef çekişmesine de şans faktörü ön plana çıkarılarak kurban edilmeye çalışılmıştır. Trabzonspor kampına giderken kafamızdaki bu konunun Şenol Güneş üzerindeki etkisini merak etmekteydik. Yanıtını çok kısa sürede aldık. Güneş, bu işin havasında değil. Uyumu kolay olmuş. Heyecanı, kamp yerine kafileden bir gün önce gidip, son hazırlıkları yeniden gözden geçirmesi, futbolculara ‘genç ya da yıldız ayırımı yapmadan’ adeta terapi uygulaması, yemek salonunda, lobide dinlenirken boş durmayıp oyuncularla tek tek görüşmesi, antrenmanlarda hareketleri tümüyle yardımcılarına bırakmayıp bizzat göstermeye çalışması, medya mensuplarıyla ilişkisi vs, bütün bunlar büyük bir takıma gelmiş ve kendini kanıtlamak için çaba sarfeden teknik adam havasını andıran, kendini değil kulübü büyük gören bir anlayışın ürünü. Zaten bu konuda “Ben Trabzonsporluyum” sözünü kullanma gereğini hissetmeyecek kadar kulübü önemseyen bir teknik adam. Basın toplantısındaki söylemleri, kısa süreli sohbetimiz ve kamptaki uygulamalarından anladık ki, Güneş de James Howil gibi düşünüyor: “Bir metre iş yapmayı, bin kilometre söz vermeye değişmem.” Futbolcular ise oyunculuğu döneminde zirve yapmış, büyük bir profesyonel ve kariyerinde Dünya üçüncülüğü bulunan bir teknik adamla çalışıyor olmanın havasına çabuk girmişler. İyi çalışıyorlar. Zor geçen testlerde bile hedefe ulaşabilme arzusuyla dolular. Bugün kendileri için idol olan bu isimden ‘neler öğrenebilirim, bu büyük fırsatı nasıl değerlendirebilirim’ havasındalar. Öyle de olmalılar. Ama yarın ligler başladığında stres, kadroda yer alıp almama gibi faktörler, onlarda bu kez hocanın olumsuz yönlerini arama gibi bir kaygı yaratır mı yaratmaz mı, şimdiden bilinmez! Bu durumu ister ‘kan uyuştu’, ister; ‘frekansları tuttu’ diye yorumlayın, ama ortada bir gerçek var ki, Belek’teki ilk 3 gün büyük umut verdi: Trabzon’a Güneş doğacak.

0 YORUM