Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

06 Aralık 2016 Salı
Gündem; Başkan!

Trabzonlu bir işadamı olan Nuri Albayrak’ı camia; Başbakan’la yakın ilişkisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanlığı gibi özelliklerinden çok, Trabzonspor’un da talip olduğu limanı aldıktan sonra geniş anlamda tanıdı. Ardından da, Trabzonspor’un iki Türkiye Kupası ve iki Süper lig ikinciliğini başarısızlık kabul edip, şampiyonluk ve benzeri büyük başarıların ancak “paralı başkanla” mümkün olabileceği iddiasındaki çevrenin tribün organizasyonlarıyla başkanlığa taşıdı. Hem de öyle böyle değil, iki rakibinin aldıkları oyun toplamından fazla bir oyla.

28 Mayıs 2006, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Trabzonspor üyeleri, Özkan Sümer ve Atay Aktuğ gibi, son kongrede aday olan İskender Önal gibi camianın etkin isimlerinin deneyimlerine itibar etmedi. Daha doğrusu “deneyim” değil, “para” dedi. Bu nedenle de camianın içinden gelmeyen Trabzonspor geleneklerinden bihaber Nuri Albayrak’a, genel kuruldaki ütopik vaatlerin de katkısıyla bu yetkiyi verdi. Dünkü Divan Olağan Genel Kurul Toplantısı’na Başkan Albayrak’ın, ne parası, ne aldığı oy ne de Başbakan ya da Federasyon ile ilişkileri değil, işte bu Trabzonspor geleneklerinden bihaber olması özelliği damgasını vurdu. Divan Kurulu’nun Şubat ayındaki seçimli genel kuruluna “Hastayım” diye katılmayarak, 2 gün sonraki maçta tedavisini tamamlayıp (!) tribündeki yerini almasına anlayış gösteren camia, dünü affetmedi. Öyle ki, Asbaşkan’ı Haşim Sayitoğlu bile, aralarında Özkan Sümer, İskender Önal, Ali Özbak ve Serdar Bali gibi isimlerin de bulunduğu konuşmacıların söz birliği etmişçesine gündeme taşıdıkları bu eleştiriye karşı çaresiz kaldı: “Açış konuşmamda söyledim, Başkan işlerinin yoğunluğu nedeniyle gelemedi, başka ne diyebilirim!” diye geçiştirmek zorunda kaldı. Halbuki Divan Kurulu toplantıları Özkan Sümer’in dediği gibi, “Bir kulübün yol haritasının belirlendiği, ortak aklın çözüm ürettiği, o kulübün saygınlığının onaylandığı” yerdi. Hadi bunları bir kenara bıraktık, en azından başkan bu toplantıya katılacak, insanların kafasındaki sorulara yanıt verecek diye bekledik. İskender Önal’ın, “Seçim arifesinde konuştuğumda kalıcı olmadığını anlamıştım” dediği Halilhodziç’e alternatif için neden 5 ay beklendiğini açıklardı diye düşündük. Bütün eleştirileri göğüslemek zorunda kalan Haşim Sayitoğlu ne yapsın? Bu konuyu da geçiştirdi, “Başkana yetki verdik” demek zorunda kaldı sadece. Ama Başkan yok. Transfer işi de belli ki uhdesinde. O konuyu da şöyle atlattı... Sayitoğlu: “26 kişilik kadromuz var, Mehmet Yılmaz ve Jun geri döndü, bir Lee gitti. Çağdaş’ı da aldık, paniğe gerek yok.” UEFA’ya katılan kadroyu korumakla övündü anlayacağınız. Ama Rizespor, Gençlerbirliği’ne bir puan dahi verse, takımın ne durumda olacağından söz etmedi. Bir de Fatih Tekke olayı var. Sayitoğlu, “Fenerbahçe ile de görüşebiliriz” diyen başkanına inat, camianın gönülünü hoş tutan sözler sarfetmek zorunda kaldı: “Yönetim kurulu kararıdır, sadece yurt dışına verebiliriz.” Teknik direktör ve transfer işinden bir haber çıkmadı dünkü Divan toplantısından. Hesaplar filan gündeme getirilmedi. Serdar Bali 3 trilyonluk kredi işini sordu, yanıt alamadı. Ali Özbak, geçmişte bir ara 13 trilyon lira gibi bir paranın faize gittiğini, “Parasız Aktuğ ve Sümer” yönetimlerinden faiz giderlerinin en aza indirgendiğini, şimdi bu giderlerin yeniden büyük boyutlara ulaşacağı kaygısını taşıdığını söyledi. Başkan yoktu, bunları duymadı. Ama başkan dünkü Divan Kurulu toplantısına damgasını vurdu. Böyledir bu işler, bazıları varlıklarıyla, bazıları da yokluklarıyla gündemin bir numaralı ismi olurlar. Keşke Albayrak, varlığı ve camiaya umut veren söylemleriyle düne damga vurabilseydi.