Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

27 Mayıs 2017 Cumartesi
Genelde oynayan kazanır!

Malatyaspor bir deplasman takımı olarak ilk yarıda oynamaktan çok oynatmamayı hedefledi. Bu amacına ulaşma doğrultusunda uyguladığı sertlik anlayışını da, deneyimsiz bir hakemin inanılmaz hoşgörüsüyle oyun kurallarını zorlayıcı biçimde (çoğu kez de ihlal ederek) uyguladı. Özellikle Aykut Kocaman döneminde hedefi daima iyi futbol olan bu takımın, alkışı hak ettiği kimliğiyle çelişen düşüncesi, ortaya kalitesi düşük, kısır ve pozisyonsuz bir oyun çıkardı.

14 Şubat 2005, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Eğer ilk yarının uzatma dakikalarında Yattara’nın mükemmel ortasına Gökdeniz’in o muhteşem vuruşuyla gol gelmese; eminiz ki Malatyaspor ikinci yarıda da aynı anlayışla mücadele edecek, Sarı - Kırmızılılar’ın ilk yarıda 35 faulüne (11’i Yatara’ya, 7’si Fatih Tekke’ye) sadece bir kez o da lütfen sarı kart çıkaran Yunus Yıldırım da aynı düzeni sürdürdüğü takdirde, kaliteli futbolu oynamayı değil, engellemeyi hedefleyen anlayış ödüllendirilmiş olacaktı. Nitekim o gol Malatyaspor’un ikinci yarıya “puan için futbol oynamak gerek” anlayışına bürünmesini sağladı. Ama bu kez ortada bir sorun vardı ve yenik durumdaydılar. Bu da risk almak demekti, Yattara, Fatih, Gökdeniz’li (şimdi de onlara dün müthiş işler yapan Symkowiak eklendi) silahlara sahip Trabzonspor gibi bir takım karşısında risk almanın bedeli de fark yemekti. Hahh işte, tam öyle oldu. Halbuki Malatyaspor, futbolu risk almak zorunda kalmadan oynamalı ve rakibine boş alan bırakmamalıydı. Trabzonspor ilk yarıda çok bocaladı. Eren’in çok yakın ve o kadar da sert markajından bunalan Yattara, artık alışıla gelen olağan bir durum halini alan Fatih’e uygulanan sertlik, sol kanatta iyi kapatıldığı için Yattara’yla sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Gökdeniz gibi yıldızlar durdurulunca, Şenol Güneş’in,”Takım oyunu oynayacağız, yıldızlarla kazanacağız!” felsefesi ancak ilk yarının uzatma dakikalarında uygulamaya sokulabildi. Bu arada unutulan bir Symkowiak, direk oynadığı ilk maç olmasına karşın orta alanda tam bir beyin görevi yaptı. Solundaki Lee, savunmanın merkezinde D’Haene, sağda ise Emrah, hem defansta, hem de malum anlayışla “etkisizleştirilen” Yattara’nın ofanstaki görevini iyi üstlenerek vasatın üzerine çıktı. İkinci yarıda ise takım olarak alkışı hak eden hareketler izlendi. Yattara, iki asist bir golle, Gökdeniz ve Fatih de asli görevlerinin yanı sıra birer golle Trabzonspor’u 3 puana taşıdılar. (istisnalar kaideyi bozmuyor çünkü, genelde oynayan kazanıyor!) Yunus Yıldırım, daha maçın başında çok kolay ve net görülen bir pozisyonda kornerle autu karıştırarak tepki ve alaylı gülüşmelere neden olunca özgüvenini kaybetmiş olacak ki, ilk yarı bitene kadar kendini toparlayamadı. İkinci yarı kısmen toparlar gibi olsa da genel olarak kötü bir maç yönetti.