Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Fatih’in açmazı!

Fatih Tekke, bugünkü koşullarda Trabzonspor’un en önemli isimlerinden biri. Kaptanı, yıldızı, çoğu kez zor dönemlerin tek kurtarıcısı. Tıpkı dün Necmi Perekli’lerin, Ali Kemal Denizci’lerin, Şenol Güneş’lerin ve ismini yazamadığım bir çok önemli oyuncunun olduğu gibi. Dolayısıyla Fatih Tekke gibilerin konuşurken dikkatli olmaları, kelimeleri özenle seçmeleri ve mesajlarını ona göre vermeleri gerekir. Çünkü söyleyecekleri her söz kamuoyunda gündem yaratır. Taraflı-tarafsız tüm ilgililer, bu sözlere göre strateji belirlerler.

18 Temmuz 2006, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Şimdi Fatih Tekke tarafından uzun sayılmayacak iki süre arasında söylenmiş şu sözleri ele alalım: 1- Heyecanımı yitirdim, artık Trabzonspor’a yararlı olamam. Zaten gelecek sezon sözleşmem bitiyor, bu sene satarlarsa para kazanırlar, yoksa seneye bedava giderim. (Beşiktaş ile yapılan son lig maçından sonra ve izleyen günlerde.) 2- Ben Trabzonsporluyum, hem benim, hem de takımımın çok iyi olması gerekiyor. (Almanya kampındaki basın toplantısı.) Devam ediyor: Transferimle ilgili inisiyatif bende değil, bir yıl sonra benim elime geçtiğinde kulübümle ortak paydada buluşup gerekeni yapacağız. Fatih bu toplantıda bu işleri para için yapmadığını “çok şükür buna ihtiyacı olmadığını, tek amacının Trabzonspor’dan da bir oyuncunun Avrupa’nın önemli kulüplerinden birine gidebileceğini kanıtlayıp, çıtayı yükseltmek olduğunu” da sözlerine ekledi. Fatih Tekke’nin Trabzonsporlu’luğunun derecesini kimse sorgulamıyor. Bu işleri Trabzonspor’dan daha fazla para koparmak için yaptığını iddia eden ve söyleyene de rastlamadık. Demek ki bu durumda Fatih’in, Trabzonspor’un “taraftarı”, kaptanı ve en önemli oyuncusu olarak, kendini sürekli bu konularda savunma yapmak zorunda bırakan nedenlerin yine kendisinden kaynaklandığını bilmesi gerekir. Son basın toplantısındaki en doğru söyleminin, “Bir takım kaptanı olarak hakkımda, her zaman ha gitti, ha gidecek diye konuşulması hiç hoş değil!” sözü olduğunu söylersek, yine sormadan edemeyeceğiz: Peki bunlara kim neden oluyor? Bir soru daha: İnsiyatifin kulüpte ya da kendi elinde olmasının farkı nedir? Kaybolan heyecanın ne olacak, örneğin. Vazgeçtik diğer ilişkilerinden bir hatadır diyerek. En basitinden bu sorular samimi ve net biçimde yanıtlanmadığı sürece, kendisine camia tarafından sevgi ve hayranlık sonucu yakıştırılan, ayrıca bize göre de hak ettiği kral ve imparator unvanlarıyla, adı - soyadı arasına yerleştirilen “sultan” ekinin, kalıcı olmaması riskinin var olduğunu Fatih Tekke’ye hatırlatmak isteriz. Fatih büyük bir oyuncu, tescil edilmiş gerçek bir kral, gol kralı. Ama bir açmazda Fatih ve liderliğini giderek tehlikeye sokuyor, yazık oluyor. Bizden uyarması.