Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

26 Temmuz 2017 Çarşamba
Dökülen su!

Bu günler, taa İsviçre’den belliydi. Yönetim uyarıları dikkate almadı. Birbirine giren Transfer Komitesi üyeleri, kendilerine yönelik eleştiriler karşısında güç birliği yaptı. Yönetim Kurulu, sorunlara neşter vurma yerine eleştirenleri, “iç huzuru bozmakla” suçladı, “felaket tellalı” diye niteledi.

25 Eylül 2005, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Şenol Güneş, kendine güvensizliği nedeniyle elini taşın altına koymadı. Cesaretli davranıp, kendi eline verilen ipi kullanmadı. “Öyle de olur, böyle de!” diyerek bir kararlılık gösteremedi. İşi acemilerin eline bıraktı. Onlar da yüzlerine gözlerine bulaştırdı. Atay Aktuğ, son gün golcü için “inisiyatif kullandı” fiyasko çıktı. Zorla görev kabul eden Güneş, görevine bir türlü ısınamadı. Yol açılışını bile ısınamadığı bu görevinden önemli tuttu. Transfere, iyileştirme komedisine müdahale etmedi. Kendini hep geri planda tuttu. Tek yaptığı, kendisini sabote ettikleri artık insanların kafasına net biçimde yerleşen futbolcularını savunmak oldu. Gelinen noktada Şenol Güneş, yardımcısının raporuyla ciddiye almadığı 3. sınıf bir takıma elenerek takımın Şampiyonlar Ligi’ne kalamamasında en büyük pay sahibi kişi oldu. Çünkü transfer yapamamış olsa da bu kadroyla bile Trabzonspor, Famagusta, Sivasspor ve Vestel Manisa maçlarını kaybedecek bir takım değildi. İlkinde yanlış rapor, bir taktik hata, diğerlerinde sabote vardı. Şenol Güneş, bu durumun bedelini “kalıcı olmak için geldiği” halde giderek ve kariyerini tartışacak boyuta getirerek ödedi. Yönetim transferi zamanında yapamamakla, tercihlerini yanlış kullanmakla, Şenol Güneş, bu duruma meydan vermekle, mevcut kadroyu iyi kullanamamakla, paradan başka bir şey düşünmez duruma gelen futbolcular da, takımdaşlık ruhunu taşımamalarıyla, kısacası el birliğiyle Şampiyonlar Ligi yolunu tıkadılar. Güneş gitti, yönetim direniyor, futbolcular paralarını neredeyse ikiye katlayıp takır takır alıyor. Olan Trabzonspor’un 10 trilyonuna, kaybettiği sempatisine oldu. Yönetim iyileştirme fiyaskosuyla bu kulübü büyük zarara uğrattı. Enflasyon yüzde 10’larda seyrederken, işçi-memur yıllık ortalama yüzde 6 zam alırken, yönetim kurulu üyeleri kendi işyerlerinde belki de bu kadarını bile vermezken, kulübün parasını çok cömert kullanıp futbolculara yüzde yüze varan oranlarda zam yaptılar. Bunun yıllık bedeli 18 trilyon. Belki ileride yararlı olacak ama bugün için fiyasko Jun’un bedeli 6 trilyon. Borsa’dan gelen ve yatırıma yöneltileceği savunulan 33 trilyonun çok büyük bölümü, borçlar, yanlış transfer ve iyileştirme komedisiyle buhar oldu. Kulübün geleceği tehlikeye girdi. Bütün bunlar ortadayken, bugün için tek bedel ödeyen Şenol Güneş oldu. Yönetim direniyormuş, “devam” kararı almışlar, Şenol Güneş’in istifasını kabul etmişler, yabancı hoca arayışındaymışlar, güldürmeyin insanı. “Dökülen su kabını doldurmaz,” ne kadar direnirseniz direnin, orada rahat kalamayacaksınız. En iyisi Aralık’taki Olağan Genel Kurul’un gündemine seçim maddesi koydurmak. 2 aylık bir süre var, Aktuğ da dahil talip olacaklar programlarını yaparlar. İnadın anlamı yok, zararı var!