Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

24 Temmuz 2017 Pazartesi
Doğan’ın samimiyeti!

Kayserispor maçı öncesinde yaptığı sert açıklamalarla kafamızda çok ciddi soru işaretleri bırakmıştı Ziya Doğan. Bu durum kurumda yeni bir kaosun habercisi miydi? Yeniden bir yönetim - teknik direktör gerginliği mi yaşayacaktı Trabzonspor? Önce Başkan Atay Aktuğ “Hayır, boşuna kriz beklemeyin” der gibi ve de başka kulüplerde çok yakın geçmişte yaşandığı gibi, “herkes işine baksın!” diyerek yangına körükle gitmedi. Bazı medya organlarında yer aldığı gibi de “sorgu odası” kurmadı, “O bizim evladımız, bizden biri. Başarıyı en az bizim kadar istiyor, gerginliği bu yüzdendir!” diyerek konuyu “sorun olmadan” geçiştirdi.

14 Ağustos 2004, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Dünkü yazımızda da dikkat çekmiş, belli çevrelerin geçen sezon Samet Aybaba’ya verdiği “gazla” yaptırdığı yanlışı Ziya Doğan’ın yineleyip yinelemeyeceği konusunda kuşkularımız olduğunu belirtmiştik. Ama Doğan, dün düzenlediği ve bizim de izlediğimiz basın toplantısında çok samimi itiraflarda bulunarak bu kuşkularımızın yersiz olduğunu kanıtladı. Kayserispor maçı öncesindeki açıklamalarıyla ilgili Başkan Atay Aktuğ’un yaptığı yoruma dikkat çeken Doğan, “Beni ezdi!” dedi ve ekledi: “Keşke öyle konuşmasaydım. Başkan bana büyük bir ders verdi. Mahcup oldum, üzüldüm, büyük ders aldım. Ama bazı yayın organlarında okuduğum gibi sorgu odasına davet edilsem gitmez, gitsem de gereğini yapardım!” Biri Trabzonspor’un idari, diğeri de teknik patronu. İkisinin de gerçekleşmesine ramak kalan krizi, çok çağdaş ve mütevazı yaklaşımlarla engellemesi, kurumda bir çok şeyin aşıldığının en önemli kanıtıdır. İkisi de biliyor ki, geçen sezon 3 teknik adam, biri vekaleten üç de başkan değiştiren bu camia, kriz falan dinlemeden Türkiye Kupası’nı kazanan, Şampiyonlar Ligi kapısını aralayan bir takım çıkarmıştır. Demek ki, burada sistem oturmuş, kişiler vazgeçilmezliklerini yitirmişlerdir. Ama kurum adına işin en keyifli yanı, yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin, üstelik işler iyi giderken, kapris yapmadan, büyük bir sorumluluk bilinciyle, birilerinin gayreti ve “gazına” karşın oyuna gelmemeleridir.Bütün bu gelişmelere neden olan transfer konusuna gelince; Aktuğ’un da dediği gibi elbetteki her teknik adam elindeki alternatif sayısının fazla olmasını ister. Hele Şampiyonlar Ligi, Süper Lig ve Türkiye Kupası gibi 3 ayrı ve önemli bir kulvarda mücadele edecek takım için bu durumun önemi daha da artar. Sakatlık, ceza gibi önümüzdeki dönemde belki daha da yoğunlaşacak eksiklikler bu durumu daha bir zorunlu kılıyor. Ama bugün için bakıldığında kadronun geciken transferler nedeniyle ciddi bir sıkıntı çekmesi sözkonusu değil. Alınması olası oyuncular, Hasan’dan, Tayfun’dan, Karel D’Haene’den daha mı iyi bir performans sergileyecekti? Sonuç olarak savunmada 4 sakatlığın aynı anda gerçekleşmesidir bu tartışmaları daha da yoğunlaştıran. Kadrosu ne kadar geniş olursa olsun, ideal savunma kurgusundaki oyuncuların büyük çoğunluğu aynı anda sakatlanan her takım bu sıkıntıları yaşar. Şimdi bakınız; Doğan’ın da dediği gibi Trabzonspor’un şu durumda eleman açısından en zengin kadrosu hücum bölgesidir. Ama Mehmet Yılmaz anjin, Fatih grip, Yattara da Kiev’den sakat. Akçaabat Sebatspor maçında belki ikisi oynayamayacak. Bir hastalık ya da sakatlık daha gerçekleşirse, transfer tartışmaları bu kez en zengin denilen hücum bölgesi için de söz konusu olacaktır ve eminiz o zaman da malum çevreler, önce “Becerip golcü oyuncu alamadılar” sözüyle yine yönetimi hedef alıp, “Ziya Doğan ne yapsın!” diyerek yeni bir kriz için zemin yoklayacaktır. iyi ki Aktuğ ve Doğan, o “gaz” işlerini çoktan aşmış!