Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Dikkat dikkat

Trabzonspor, Yattara’nın golüyle tur için büyük avantaj sağladı, ancak ikinci maçta defansif oyunda çok ama çok dikkatli olunmalı. Rakibin güçlü forveti etkisiz hale getirilmeli.

12 Ağustos 2006, Cumartesi Yorum Yaz
A+ A-

Eğer Trabzonspor 24 Ağustos’taki rövanşta gol atmak zorunda kalabileceği bir skorla Trabzon’a dönseydi, işi her açıdan çok zordu. Bu nedenle Yattara’nın attığı o mükemmel gol, hem tur için bir avantaj sağlama, hem de diğer bir çok faktör nedeniyle büyük anlam taşıyor. Geçen sezon Anorthosis Famagosta takımından CFS Stadında alınan 3-1’lik yenilgi, Trabzonspor’a, gol yemeden en az iki gol atmayı zorunlu kılmıştı. Bu durumun stresi, gergin bir 90 dakikanın geçirilmesine, onca fırsata karşın tek golle yetinilmesine ve doğal olarak Şampiyonlar Ligi hayalinin bitmesine neden olmuştu. Lazaroni ve ilk onbirdeki 4 oyuncusu, bu durumun ülke, şehir ve dolayısıyla takım üzerinde yarattığı baskıyı yaşamamış olsa da, kadronun geri kalanının kısmı, ödenen bedelin farkındaydı kuşkusuz. Gökdeniz tercihi doğruydu Türkiye ve Güney Kıbrıs arasındaki hassas ilişkiler şu ya da bu şekilde özellikle yerli futbolcuları gerdi. Vatandaşlarda da en azından bu açıdan bir rövanş beklentisi oluştu. Bu faktörler nedeniyle girilen stresin damgasını vurduğu maça çıkarken, Lazaroni’nin, izlettirdiği rakibiyle ilgili gelen raporları belli ki yeterince dikkate aldığını gözledik. Bağırsak enfeksiyonu geçirdiği için güç kaybı söz konusu olan Gökdeniz’in kalan gücünü en ekonomik biçimde değerlendirme düşüncesi, önemli bir tercih. Orta alanda iki ön liberoyla başlamak, savunmadaki dörtlüyü neredeyse çakılı tutmak, Szymkowiak’ın atacağı isabetli paslarla çabuk hücum girişimlerinde Yattara, Ömer Rıza ve Umut’u düşünmek, doğru kararlar. Ama nedeni, kadro zafiyeti ve erken gelen gol olsa da, Trabzonspor’un zaman zaman çok aciz durumlara düşmesi, planlanan hiçbir şeyin hayata geçirilmemesiyle ilişkiliydi. Yattara her eve lazım Kayseri’de takımın daha çok gereksinim duyduğu ve daha çok verimli olabileceği dönemde kulübede bekletilen Yattara’nın sadece takımın değil maçın yıldızı olmasını sağlayan son dakikadaki ustalığı, böyle bir oyuncunun koşullar ne olursa olsun her daim yararlanılması gerektiğinin kanıtı oldu. Geçen sezonki Rum sendromunun kilit adamı konumundaki Yattara, bu golle hem o işteki olumsuz rolünü unuttu, hem de geçen hafta yaşadığı moralsizliği giderdi. Kalecileri kötü gözüktü Trabzonspor’un bir diğer önemli avantajı da, rakibi görerek yaşayarak tanımak oldu. Apoel Takımı’nın kalecisi Morphis, ya çok kötü ya da formsuz bir döneminde. Savunması çok hata yapıyor. Orta alanda Gommez, Fernandez ve Makiridis ile hücumda Solari iyi kontrol edildiğinde, Avni Aker’in o muhteşem ortamında nefes alamazlar. Tabi ki Trabzonspor’un işini, Kayseri ve Lefkoşe’deki gibi değil, iyi yapması koşuluyla. Takımın gol atmak zorunda olmaması, çok kuşkuyu giderdi. Apoel takımı çok iyi hücuma çıkıyor. Gol ararken Trabzonspor’un kontra yemesi sürpriz olmaz. Bunun yanı sıra gol atma zorunluluğunun stresinin yaratacağı panik de ortadan kalktı. Demek oluyor ki Trabzonspor, savunmada çok ama çok dikkatli olmalı. Tüm koşullar oluştu Güç olarak Süper Lig’de ancak küme mücadelesi yapabilecek kapasitedeki Apoel Takımı karşısında Trabzonspor’un, ülke ve Trabzon insanının sportif beklentilerin dışındaki arzusunu yerine getirme şansını gerçekleştirecek tüm koşullar oluştu. Rum seyircilerin, takımlarına inanılmaz desteğini Trabzon’da Trabzonspor’un da bekleme hakkı var. Eğer o gün, yani 24 Ağustos’ta benzer bir coşkuyla rakip üzerinde baskı unsuru oluşturulursa iş daha da kolaylaşır. Son sözümüz sportif ilişkilere yönelik: Rum makamları, çok büyük bir konukseverlik gösterdi. “Biz sporcuyuz!” dediler, “Siyaseti, siyasetçiler yapıyor, biz işimize bakalım!” diye de eklediler. Tribünlerde bayrak ve küfür krizi yaşanmadı değil. Onlardan bizde de oluyor. Onların holiganı neyse, bizimkiler de o yani!